Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Hem aklımda hem yüreğimde...

21 Haziran 2015, Pazar - 01:42
Baba, Babam, Babacığım
Yine Babalar Günü yaklaştı. Yine babalara hoş sürprizler yapılacak, yine kadehler tokuşacak veya tokuşmayacak. Ben babalar hatırlanacak yazmadım çünkü onlar yaşarken ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar en kötü ihtimalle telefonun ucundalar. Babasını kaybedenlerin ise yüreğinde taht kurmuşlar.

Bu güzel günler asla sevilenleri hatırlamak için değil ama bir günü onlarla renklendirmek için, insanlara ince düşünceler aşılamak için düşünülmüştür. Duygularını kurutmuş, hayat coşkusunu kaybetmiş olanlara bunu anlatmak çok zor.

Babalar Günü neden Anneler Gününden sonra kutlanır? O ise, babanın mutlu olamadığı bir ev asla yuva olamaz. Anne evin direği ise, baba da temelidir. Sağlam olmayan direk evi temelinden sarsınca genelde babaya annenin gözü ile bakılır çünkü baba bir alışkanlık bir ihtiyaç olmuştur, oysa baba sığınaktır, sırdaştır, vefadır, sevgidir.

İlköğrenimim tamamladıktan sonra babamın dükkânına yakın sayılabilecek bir okula geçtim. Her şey çok farklıydı. Teneffüslerde okula ait kilisenin bahçesinde yakar top oynardık. Bir gün kiliseye inen merdivenlerin demir parmaklıklarından babamın beni izlediğini gördüm. O okulda okuduğum için mutluydu. Farklı bir ortamda olduğumu da biliyordu ve meraktan ziyade kendince kızına destek olmaya gelmişti. “Ben buradayım” diyordu.

Yıllar sonra iş hayatına atıldım ve bir Pazar günü mesaiye kalmak zorunda kaldım. Çıkışta yine babamla karşılaştım. Babam yine “Ben buradayım” diyordu. Pazar şıklığı yapmış, lapin beresini takmış, kızını karşılamaya gelmişti. İş arkadaşlarım babama övgüler yağdırdılar.

Ne demek istediğimi anlıyorsun değil mi Baba. Sen hep benim mutlu olmamı isterdin. Benim gülen yüzüm senin yaşam sevincindi. Şimdi, o bilinmeyen âlemde yine beni izliyor musun? Hep aklımda, yüreğimde, dualarımdasın Baba.