Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Eski Sandık
İmre Gaffaroğullarıİmre Gaffaroğulları

Hazan geçen gözden bakış...

24 Eylül 2014, Çarşamba - 21:49
Merhaba, yine bir ara verdikten sonra sizlere kavuşmak çok keyifli sevgili pari dostlarım
Bu defa içinden hüzün geçen, hazan geçen  iki şehirden anılarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.Geçtiğimiz günlerde ülkemizde oldukça uzak sayılabilek bir başkaldırı şehri Dublin de sevgili kızımla arayı kapatıp hasret gidermek vede o güzel şehrin gizemini keşfetmek için buluştuk.
Yıllar öncesinden hep duyduğum romantik tarafından baktığım içinden nehir geçen köprüler üstünde bir bakışla bu eski tarihi yapıları ileı hüzün şehri ve insanlarına  bir bakıştı benimkisi.Anlayamaya çalışmak,zaman içinde yolculuğu  hayal edip İngiliz krallığının engüçlü kalemlerinin yetiştiği romantik,isyankar vede bildiğini okuyan bir şehir:yaşıyor nefes alıyor ve hissetiriyordu insanın tüm hücrelerinde ,İnsanları çoğu zaman ağdalı zor anlaşılan  İngilizce aksanlarına rağmen sıcakkanlı ve yardım sever ve içten bir tablo,Özellikle geceleri ise bambaşka bir şehir oluveriyordu Dublin kendi kendime kaldığım otelin penceresinin pervazına oturup hayallere dalmak isterken birden bire tokat gibi yüzüme  patlayan bir başka yüzü,karanlık,duygudan yoksun ve korkutan tarafı.Alkolü sonuna kadar tüketen bir genç nesil ve sabahlara kadar bir hengame içinde kendini kaybeden  bağırış çağırış içinde kaybolan yitik ruhlar mezarlığı.adeta. Sonra sabahı ilk ışıkları ile el ayak çekildikten sonra bambaşka bir manzara,işe yetişme telaşında işinde gücünde insanları sokaklarını doldurduğu masum bir kız edası ile işveli bir bakışı ile içimiz ürperten bir romantik manzara. İnsan düşünmeden edemiyor hangisi gerçek?
Sanırım herikiside benim şahsi tercihim Oscar Wilde ilham kaynağı olmuş bu şehrin sokaklarında köprüleri üzerinde ,loş sokak lambaları altında yürümek ve sarılmak sevdaya sıkı sıkı ve haykırmak belkide hiç aklımızdan çıkmayan ''özledim seni sevdiğim ''ile başlayan hasreti içinde daha artarak hissettiğimiz sevgiyi . O zaman işte diyorum kendi kendime bu şehirdir aslında benim tad alacağım hevesle gezdiğim  gittiğimde özleyeceğim yer diye.
Sonra bir anda kendimi bir benzer manzara içinde kendi ülkemin belk ide en nazlı edalı bir o kadar kırılgan ancak insan kalabalığından ve lüzumsuz ve gereksiz keşmekeşlikten yorulmuş İstanbulum da buluyorum,Ne kadar uzun zaman geçmiş beyoğlu sokaklarında ,istiklalde kaybolup gitmeyeli.Acaba  kaybolmalımı diye soruyor insan kendine : Zira narin yedi tepeli kentimde de başka bir türlü bir kalabalık dublinin gece manzarasından ne farkı kalmış ki ,bir an şaşırıyorum acaba yabancı bir kentin sokaklarındamı arşınlıyorum geceyi diye.
Kaldırıyorum başımı bir tarafta narin silüeti ile galata kulesi surlarının dibinde bambaşka ülkenin çocukları ellerinde şarap şişeleri başı boş sokak köpekleri eşlik ediyor  geceye. Ürperiyor insan bir an önce atmalı ,kendimizi diye düşünüyorum kalabalıkların içine ne çiçekpasajı  eski çiçek  ne Fransız sokağı . Nevizade de arada bir yerlerde sözüm ona  avaz avaz şarkı söylenen kafayı bulmuş adam ve kadınların eşlik ettiği barlar sokağa taşan kahkaha ve hüzünlü tınılar, havalarda uçuşan jest için  beyaz peçeteler eskilerde güller atılmazmıydı ? baş üstünden sanatçının biz mi değiştik zamana mı yeniliyor canım İstanbul anlamakta güçlük çekiyorum .,
İnanılmaz bir trafik curcunası şehrin karanlıkda ki görüntüsü bile değişmiş şimdilerde eski yapılar yerine uzun göğü delen iğrenç bir betonlaşma adına da yenişehir yaşamı verilen rezalet bir an önce atsam diyorum kendimi boğazın kenarına bir bebeğe doğru vursam ayaklarımı hiç yorulmadan bozulmamış duyguları  oralarda yakalarım umuduyla.
Hep bir hüzün bir o kadarda umut verdin sen bana İstanbul işveli narin bir genç kızın gözünden görmeye çalıştım bu defada seni  ne yazık...
Sanırım aklımı kaçırıyorum dostlarım iki şehir iki hikaye birbirilerine hiç benzemeyen ama kaderleri ayni  iki hüzün  ve umut şehri, göç alan, aldıkça içi boşaltılmaya çalışılan değerlerini muhafaza etmek bir yana yok etmek için kıyasıya uğraşılan. Oysa nefes alan yaşayan varlıklardır her ikiside, ispata gerek yok bir çift yeşil gözden bir bakış açısı ve gözlem hepsi bu
Herkese saglıklı ve mutlu haftalar