Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Tatlı Cadı
Lerna Kaprielyan BağdasaroğluLerna Kaprielyan Bağdasaroğlu

Hayat dersi...

02 Şubat 2013, Cumartesi - 19:19


     Küçük Cadım sordu ; ‘’Mama vicdan nedir?’’  Anlık bir tereddütten sonra, aslında kendisinin de bildiği gerçek bir hikayeyi hatırlatarak anlatmak istedim.
     Anne ve 8 yaşlarındaki kızı, iki dirhem bir çekirdek giyinip kuşanmış, yakın bir arkadaşlarının kızının doğumgünü partisine gidiyorlardı. Nisan ayı olmasına rağmen, İstanbul işte, havası belli mi olur ,yaz sıcağı vardı. El ele mesut yürürken, bir çocuğun feryadıyla irkildiler. Birkaç adım gerilerinde iki, üç yaşlarında bir oğlan çocuğu, muhtemelen annesi olan kadının elinden tutmuş avaz kıyamet ağlıyor ’’Dondurma… don durrr maaaa’’ Kadının da, çocuğun da üstü başı perişan. Çocuğun ayağında en az iki numara büyük terlikler. Belli ki ya ağabeyinden küçüğe kalmış yada biri vermiş giysin diye. Çocuğun gözyaşları sel olmuş. Canını acıtıyorlar sanırsın, öyle feryat figan. Kadın çaresizlikle, sinirli hareketlerle çekiştirip bir şeyler söylüyor ufaklığa. Küçük kız ‘’Neden dondurma almıyor annesi çocuğa? Çok ağlıyor yazık’’ Annesi  ’’Bilmiyorum yavrum. Büyük ihtimalle dondurma alacak parası yoktur. Belki de çocuk hastadır  yada bugün zaten yemiştir, başka yesin istemiyordur.’’ Küçük oğlan ağlamaya, tepinmeye devam ettikçe anne kızın içi çekilir.Tam da bakkalın önünden geçiyorlardır. Dışarıda soğutucu dolap içinde, renk renk ambalajlarda dondurmalar nispet yaparcasına onlara bakıyordur. Küçük kız sorar annesine ‘’ Ben harçlığımla dondurma alabilir miyim ona? Bence paraları yok.’’ Anne şaşkın şaşkın bakınca, üsteler  ‘’Lütfen anne lütfen ’’ Kadın ne yapacağını şaşırır. Oğlanın annesine sorup fırça yemek olası. Parası yoksa gurur yapıp incinebilir, kızabilir. Kaş yapayım derken göz çıkarmak olur bu. Bir başkasının işine karışmak yakışık almaz. Kızı bu kadar hassas , bu kadar vicdanlı davranırken onu ezip geçmek olmaz.’’Ben alacağım, param var.Lütfen anne lütfen’’ Karartır gözünü kadıncağız  ‘’Bir deneyelim bakalım şansımızı ama annesi kızarsa üzülmek yok tamam mı?’’ Başını evet anlamında sallar küçük kız. Yaklaşırlar annesi olduğunu düşündükleri kadınla ,yaygaracı, küçük oğlanın yanına. Yavaşça eğilir kızın annesi diğer kadının kulağına  ‘’Afedersiniz hanımefendi,istemeden kulak misafiri olduk. İzniniz olursa kızım bu yakışıklıya harçlıklarıyla dondurma almak istiyor. Tek çocuk benimki ve paylaşmayı öğrenmek adına çok önemli bu kızım için, tabii hasta değilse ufaklık.’’ Diğer kadının gözleri dolar. Belli ki cebinde o dondurmayı alacak para yoktur.Biraz tereddüt ettikten sonra ,hala ağlamakta olan çocuğa bakıp; ‘’ Çok sevinirim abla. ’’ der. Minik kız annesinin işaretiyle çantasından boncuklu,süslü püslü çüzdanını çıkarır. Minik avucuna 4 TL koyar. Zaten tüm parası budur. Oğlanla birlikte birer dondurma seçerler. Bir adım geride, iki kadın el ele tutuşmuş ,yaşlı gözlerle çocukları izlemektedir. Hem ufaklığın hem küçük kızın gözlerindeki mutluluğu izlemek ömre bedeldir…
     Bu olay iki sene önce yaşandı. Hikayedeki altın kalpli, vicdanlı çocuk benim Küçük Cadım. Hatırladıkça gözlerim dolar hala. ‘’Vicdan nedir?’’ deyince ,ona bu olayı hatırlatıp sordum ‘’ Ne hissettin o an? Niye dondurma almak istedin o miniğe?’’ ‘’ Çünkü çok ağlıyordu, çok üzülmüştüm. Sen beni dondurma için ağlatmadın hiç mamacım. Almak istedim. Param vardı almak istedim işte. Hem sen de çok üzülmüştün. Elimi sıkıp duruyordun, canım acımıştı.’’ Elini mi sıkmışım? Farkında değilim… Dedim ki ‘’İşte yavrum, bu hissettiğin şey  vicdan, vicdanlı olmak.’’ Bu hikayeyi sadece ailem ve birkaç yakın arkadaş bilir. Küçük Cadım sorunca vicdanı, nedense en doğru bu örnekle anlatırım gibi geldi.
     Dileğim; Tanrı kimseyi açlıkla, yoklukla sınamasın. Hiçbir anne babaya ,evladına istediği bir şeyi alamamanın çaresizliğini yaşatmasın. Etrafımızda sayısız yokluk varken, koca koca insanlar bu küçücük kız çocuğundan ders alıp, vicdanlı olsun.