Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Hayal etmeye devam...

17 Nisan 2012, Salı - 11:29
Bir gün önce “deniz” olan İnönü’den eser yok.
Sular çekilmiş(!) Cumartesi sanki hayal gördük.
Maç seyretmeyi hayal etmiştik, hayal kırıklığı ile döndük!
Ne demişler, “Hayal kırıklığı yaşamak istemiyorsan hayal kurmayacaksınız..”

“Gelecek ile ilgili planlarınızdan söz edip Tanrı'yı güldürmeyin..”
Bu söz, ne zaman aklıma düşse, ben hep hayatı sorgularım!
Çünkü, hayata bir ‘bakış açısı’ getirdiği gibi futbolu da anlatır.
Hatırlayın o zaman bu sözü, hedeflediğiniz bir şeyi yapamadığınız an!
Misal vermek gerekirse, yola şampiyon olmak için çıkarsanız, olamazsınız..
“Bilmem kaç puan fark var, şampiyon oldum, olmak üzereyim” dersiniz de yıkılırsınız.. Travmalar beyninizde dans eder hani.
Sizin için travma manyağı bile diyebilirler..
İşte, öyle bir şeydir bu hayal kırıklığı..
Hayata da futbola da işte bu pencereden bakmalısınız!

İnönü’nün ışıkları yandığında ambiansın 10 numara olduğunu görüyorum.
“Emrah sahaya üçlü çektir Kartal’a” diye inliyor ortalık.
Ve Emrah, ağır adımlarla sahanın ortasına iniyor..
Besbelli tribün lideri Emrah!
Yıkılıyor İnönü tabii..
Bu arada, Süper Final için hazırlanmış gençler yine sahada.
Bu defa koşarak değil yürüyerek çıkıyorlar sahaya..
“Ne olur ne olmaz, aniden su basar ortalığı” diye her halde(!)

Ve Erdoğan Arıcı için yapılan saygı duruşundan sonra ‘top başı’ yapıyor futbolcular!!
İnönü tıklım tıklım değil ama yeteri kadar dolu bu gece.
Seyircinin çılgın desteğiyle Beşiktaş hızlı başladı maça.
“Hele Pektemek’in önüne düşen fırsatı, kaleci Rüştü bile atardı” dedirtiyor bana.

Arkadaşını odaya kilitleyip gözünü morartan, ağzını burnunu kıran, daha sonra da affedilen Melo’nun ayağına top ne zaman gelse taraftar büyük bir gürültü ile tepki gösteriyor İnönü’de!
Derken Melo OFSAYTTAN golü attı.. Hakem de golü verdi..
GS adına durum 1-0 yani.
Melo, yere “dört ayak” şeklinde çökerek köpek taklidi yapıyor.
Fatih Hoca da eliyle işaret ederek kızıyor.. “Tamam, abartamayın, tahrik etmeyin” der gibi..

Hayatın içinde olan “AN”lar, futbolun her tarafına hakim olduğu için Fernandes’le yakalanan ve Fernandes’in kaleye değil de Quaresma’ya vermesiyle gole dönüşecek pozisyon vardı.
Ama  Fernandes O AN, vurmaya karar verdi ve top dışarı çıktı..
“AN”lar böyledir işte..
İlk yarı biterken Hakem Hüseyin Göçek’e inanılmaz tepki gösteriyor Beşiktaşlılar!
Hele hele Beşiktaş kalesi önünde verdiği ofsayt kararını açıklarken yaptığı hareketler bana basketbol hakemlerini anımsatıyor ve beni çok güldürüyor..

Hakemin verdiği kararları beğenmeyen Siyah-Beyazlı taraftarlar “Hüseyin aferin, maçı perişan ettin” diye bağırıyorlar.. “Perişan ettin”..!!
Bu arada Veli’nin “Dehşet” veren şutunu Muslera müthiş bir refleksle çıkarttı.

Quaresma sarı kartı yiyor. Dua etsin hakem maçı çileden çıkardığının farkında da korkudan kartın rengini yükseltemedi. Oysa bal gibi kırmızı kart..!!

Mesela, Muslera topu dışarıdan çeviriyor, başka pozisyonda top kornere gidiyor kararlar tuhaf çıkıyor.
Şimdi bakın, bir hakem takdir hakkını bir takımdan yana kullanabilir, herkes saygı duyar buna.. AMAA, kural ihlalindeki kararı bir takımdan yana kullanıyorsanız o zaman siz “TARAFSINIZ” demektir. Bunun da hakemlikle bir ilgisi yoktur.

Tribünlerdeki heyecan dalga dalga çoğalırken, Galatasaray 2-0 yaptı durumu..
Gol, Allah aşkına güzeldi..

Bakın sahada daha  başka neler oldu!?
Bir ara Hakem, Ernst’e yapılan faule düdüğü çaldı. Bu doğru bir karardı.
Ancak Ernts’in hakeme protestosu görülmeye değerdi doğrusu.
Ernst, iki eliyle hakem hareketini taklit ederek faulü Galatasaray’a vermesini istedi.
Dalgasını geçiyor futbolcu hakemle yani..
Bu, bir hakem için ne acı bir durum.!!

Bitmedi, Hilbert ikinci sarı karttan oyun dışı kaldı.
Neden biliyor musunuz?
Sağ kanttan hücum eden Hilbert’ın topu taca çıkınca oyun durdu tabii.
Hakem taç için düdük çaldı. Hilbert ne yaptı? Topu kibarca yerden aldı ve yan hakeme uzattı..(!) Top hakeme değince düdük bir kez daha çaldı!
Futbolu “Perişan” eden düdük yani!
Sen misin yan hakeme topu kinayeli biçimde veren, kart geldi elbet..!!
Gizli bir amacı mı vardı Hilbert’in? Vardı tabii, o da dalgasını geçiyordu verilen kararlarla..
Bakın Hilbert’in yaptığı edebiyat açısından kara bir ‘HİCİV’, futbol açısından cezalandırılması gereken bir kural ihlalidir ama ya “Hakemlik” mesleği açısından nedir?
Yanıt verelim: ACI mı acı bir durumdur.
Kart doğrudur ama oyunu bu hale getiren hakemlerin içine düştükleri durum ne ACIDIR..!!

Olaylar birbirini izledi tabii..
Sahanın içine giren taraftarlar görevlilerce tek tek engellendi..
Maç durdu. Tribünleri dakikalarca sakinleştirilmeye çalışıldı.
Hüseyin Göçek maç 4 dakika uzadığı halde oyunu bitirdi.
Futbolu “Perişan” ettiğini biliyor demek ki..
Bana göre YABANCI HAKEM ŞART arkadaş..!!

Ancak bir başka acı gerçek de şu: İnönü Süper Final’e veda eder bu gece.

Neyse, bir “Süper Maç” böyle bitti..!!  Hala kavga edenler var..
Elbette ki her şeyi yazamadım.

Yazının başındaki konuya dönersek, unutmayın hayalsiz adam, adam değildir.
Çünkü hayalin bittiği yerde umut, umudun bittiği yer de hayat biter!
Buradaki buz gibi gerçek, “Kesin olacak” diye bir şeyin insanın elinde olmamasıdır.
Bu konu, O’nun ilgi alanıdır..!
Siz yine umut edin, olmazsa da hayata küsmeyin..
Hayal etmeye aynen devam..
Bu sene olmazsa gelecek sene..
Ya da “bunda olmadı bir daha ki sefere” deyip geçin..

Neyse OC kaçar eve doğru..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben Can; Orhan CAN..!!