Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Hatırlayın...

17 Eylül 2011, Cumartesi - 11:11
Hepimiz yaşam deneyimi içinde birçok sorunla karşılaşabiliyoruz. Bunlar bazen bizi çok derinden etkilerken, bazı sorunlar da daha kolay atlatabildiğimiz durumlar olabiliyor. Ama genel anlamda
zaten “sorun” kelimesi öyle ya da böyle insanların karşılaşmak istemediği ve hoşlanmadığı bir
deneyim olarak biliniyor. Sorunlar karşımıza çıktığında onları büyük ya da küçük olarak ayırıyoruz.
Hatta çevremizdeki insanların yaşadıkları sorunları duyduğumuzda durumlara göre farklı tepkiler
verebiliyoruz.
 
İnsanların yaşadıkları sorunlara göre tepki vermeleri tamamen doğal bir davranıştır. Ancak bazen
verilen tepkiler soruna göre çok daha büyük olduğunda durum işin içinden çıkılamaz hale gelebiliyor.
Aslında bizi, yaşadığımız sorundan çok ona verdiğimiz tepki etkiliyor. Örneğin, maddi bir sıkıntı
içine girdiğimizde doğal olarak içimizde bir sıkıntı ve çaresizlik duygusu oluşuyor. Ancak olayla
karşılaştıktan sonra duruma olan tepkimiz artmaya başlıyor. İlk olarak durumu panik halde hemen
değiştirmeye çalışıyoruz ve bununla birlikte durumu sorgulayarak bunun neden başımıza geldiğini
anlamaya çalışıyoruz. Bu döngü, soruna olan tepkimizi güçlendirerek onu daha da büyütmeye
başlıyor. Bir sonraki aşamada durumu kendi kendimize ve çevremize anlatmaya başlıyoruz ki bu
döngüyü daha çok beslememize yol açıyor. Son aşamada sorun iyice büyüdüğü için suçluyu aramaya
başlıyoruz. Durum için çevremizi ve kendimizi suçlamaya başlıyoruz ki bu durumu tam bir dram
senaryosu haline getirebiliyor. Artık bir sorunla birlikte o soruna bağlı birçok sorunla uğraşmamız
gerekiyor. Maddi durum, getirdiği sıkıntı, suçluluk duygusu, öfke, bıkkınlık, çaresizlik gibi duygular
sorunumuzu çözmek için sahip olduğumuz enerjiyi azaltarak hareket kabiliyetini yitirmemize yol
açıyor.
 
Şu an eminim bu yazıyı okurken aklınıza yaşadığınız bir sorun gelmiştir ve belki aynı döngüyü nasıl
yaşadığınızı size hatırlatmış olabilir. Şuna açıklık getireyim amacım kesinlikle yaşadığınız sorunları
küçümsemek değil. Buradaki esas amacım yaşanan sorunlar için çözüm yolunu gösterebilmek. Çünkü
bir sorunu ne kadar büyütürseniz çözümünü de o kadar zorlaştırmış olursunuz.
 
Bir problemle karşılaştığınızda yapılabileceğiniz ilk şey sizde yarattığı karmaşık duyguları serbest
bırakmaktır ve bununla birlikte sorunu büyütmek yerine karşınıza çıkan ve aşabileceğiniz bir durum
olarak görmektir. Bunun kolay olmadığını söyleyebilirsiniz ancak serbest bırakmayı öğrendiğinizde
problemi büyütmenin çok daha fazla çaba gerektirdiğini görebilirsiniz. Sorunlar hayatımıza onları
aşacak güce sahip olduğumuz için çıkarlar, bunu bir kere fark ettiğinizde sahip olduğunuz gücün her
şeyin ötesinde olduğunu görebilirsiniz.
 
Yazının başlığı aslında aşağıda izleyebileceğiniz bir video ile bağlantılı. Evrenin büyüklüğüne
baktığınızda sorunlarımızın büyüklüğü kavramı, alt üst olabiliyor. Çünkü, Dünya gezegeninde yaşarken
ne kadar sonsuz ve büyük bir gücün parçası olduğumuzu unutabiliyoruz. Bunu sadece bazen geceleri
gökyüzüne bakıp yıldızları gördüğümüzde hatırlıyoruz. Yaşadığımız evren sadece bizim dünyamız,
sorunlarımız ve hayatlarımızdan oluşmuyor. O yüzden aşağıdaki videoyu izledikten sonra hayatınıza
tekrar bir göz atın ve bu sonsuz evrenin bir parçası olduğunuzu hatırlayın. Karşınıza bir sorun çıktıysa
belki de sizi sorgulamaya itip bu yazıyı okumanıza yol açmıştır. Kim olduğunuzu hatırlayın diye!