Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Elma ağacı
Barış KaşkaBarış Kaşka

Güzellik

12 Şubat 2011, Cumartesi - 12:55

Tarih boyunca her toplum kendi kozmogonisinden , mitolojisinden ve doğayla girdiği ilişkiden esinlenen bir güzellik ideali yaratmıştır. Rönasans’ta güzelliğin cevabı Leonardo Da Vinci’nin şu an Venedik'te bulunan Gallerie dell'Accademia'da sergilenmekte olan Vitruvius Adamı’nda olduğu gibi oranlarda gizliyken; Platon’un Şölen adli eserinde şöyle tarif edilmiştir. ‘’Bu dünyanın güzelliklerinden başlayacaksın, Hiç durmadan basamak basamak yüce güzelliğe yükseleceksin, bir güzel bedenden ikisine, ikisinden bütün güzel bedenlere, sonra güzel bedenlerden güzel işlere, güzel işlerden güzel bilgilere, güzel bilgilerden de sonunda bir tek bilgiye varacaksın : Bu bilgi de o tek başına var olan salt güzelliğe varmaktan, asıl güzelliğin özünü tanımaktan başka bir şey değil.’’ Shakespeare için ise güzellik Helana’nın yüzüdür. ;öyle bir yüz ki neredeyse her parça ayrı bir sanat eseri. Kabul etmek gerekir ki biraz abartılı.

Güzellik konusunda en hoşuma giden efsane ise heykeltıraş Callimachus’unkidir ; efsaneye göre evlenme yaşında bir genç kız vefat etmiş bir eski Yunan şehrinde ve onu çok seven yakınları mezarının üstüne bir mermer kase içinde onun sevdiği yiyeceklerden koymuşlar ; üzerine de bozulmasın diye bir düz kiremit yerleştirmişler meğer koydukları yerde bir akantüs ekili imiş ve ilkbahar gelince akantüs tekrar yaprak vermiş ve bu mermer kasenin etrafını sarmış yapraklar, kiremite kadar yükselip uçları ona değince eğilip aşağı doğru büyümeye devam etmişler.Yunanlıların mermer işçiliğinin zerafeti nedeniyle Catathecnos diye çağırdıkları heykeltraş Callimachus yoldan geçerken bu mermer vazo etrafındaki yaprakların hareketini görüp hayran olmuş ve oturup yeni bir uslubun en önemli özelliği olacak olan sütun başlarını tasarlamış bu işi Korint'te (Yunanistanın Güney kısmı, beş parmak gibi aşağıya doğru uzanan kısmı) yaptığı için buna Korint uslubu denmiş ve öyle beğenilmiş ki çağa damgasını vurmuş. Sadece çağa mı damgasını vurdu ? Tabiiki hayır .Bu stil binlerce yıldan beri mimari de güzelliğin sembolu oldu.

Pekii güzellik nedir ? Palton’un bahsettiği gibi bilgi mi? yoksa Shakespeare’in sonesinde geçen Helana’mı ? Mermer vazoyu saran akantüs mü? yahut günümüz tüketim toplumunun son pazarı cerrahi operasyonlar mı ? Acaba güzellik unuttuğumuz sevgi olabilir mi ? Kaynak suyu gibi hiç durmadan akan ırmak olan ve kaynağını sadece içimizden yani bizden özümüzden alan sevgi. Sevgiyi ayıranlardan mısınız ? Olmayın. İnsan sevgisi, anne sevgisi, tanrı yahut cinsel sevgisi diye bir şey yoktur. Sevgi sevgidir. Sevgi atomdur, bölünmezdir. Evet sevgiden yapıldığımızı, hammaddemizin sevgi olduğunu bilmiyoruz, bilenlerimiz de çoğu zaman bunu unutuyorlar. Başka neyi unutuyoruz biliyor musunuz? Seven her insanın güzel olduğunu. Evet seven insan güzeldir, güzelliği başkaca hiçbir yerde aramaya gerek de yoktur.

Sözlerimi Mesiter Eckhart’dan bir alıntı ile noktalamak istiyorum ‘’ Kendini seviyorsan, başkalarını da kendini sevdiğin kadar seviyorsun demektir. Tek bir insanı bile kendinden daha az seviyorsan, o zaman kendini hiçbir zaman gerçekten sevmemişsindir. –eğer bütün insanları ,bir insanda tüm insanları kendin gibi sevmemişsen : Ve bu insan hem Tanrı’dır hem insan. Bu yüzden kendini seven ve tüm insanları kendini sevdiği gibi seven böyle bir insan doğru yoldadır ve doğru olanı yapar. ‘’ .