Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Güzel günler göreceğim...

27 Şubat 2013, Çarşamba - 22:56

Bugün  doğum günüm. Nereden geldiğimi hissetmeden yola devam ediyorum. Mecburi istikamet nereye? Onu da söylemiyorlar.

Yarım asrı geçtikten sonra, insanın yaşı yok artık. Kendisini hissettiği yaşta da değildir. İstediği kadar bünyesi, beyni ve ruhu genç olsun, o ancak yaşayabildiğini yaşar. Onu yaşatan veya yaşatmayan bir neden vardır, üzen veya güldüren bir yürek vardır yanında. Özgürlüğü seçer, bu düşkünlüğü de onu yalnızlığa itebilir. Peki yalnızlık kötü bir şey midir? Bilemem. Yalnız değilken yaşadıklarıyla orantılı bir duygudur yalnızlık. Cendereden kurtuluş mu? Gül bahçesinden ayrılıp patika yolda yürümek midir yalnızlık? Bilemem.

Hayat karmakarışık geliyor bana. Ebru yapan birini düşünün. Yoğunlaştırılmış berrak bir suya renkleri döker, elinde manda ödü, boyalar farklı, renkler farklı, fırçalar farklı, bızını seçer, kâğıdını hazırlar, dikkatli ve kararlıdır. Çılgın boyalar zevklere kucak açar, teknede renkler karnaval şenliğine dönüşür, müthiş dans gösterisi başlar ve resital kâğıt üstünde sabitleşir. Ebru hata kabul etmez, dönüşümü yoktur ebrunun. Yaşanan yaşanmıştır. Hayatta da olduğu gibi neticeyi eline alıp bakakalırsın, kâğıdı ütülersin de hayatını sonradan kolalasan bile iş işten geçmiştir bir kere. Yıllar dönmez geriye.

Bugün  özel günüm. Doğrudur ama ben her gün yeniden de doğabilirim yeter ki gönlüm ferah olsun, güzel bir güne açılsın gözlerim. Bugün de öyle yaptım. Sevdiklerimle buluştum, anılarda ve hayallerde. Albümler önümde dizi dizi dururken, açıp bakmadım bile. Ben hiçbir şeyi, hiç kimseyi unutmadım ki, acılar ve sıkıntılar iğne iğne yüreğime saplansalar bile, yaşadığım güzel günlerle sardım yaralarımı, hayatla mücadelem, kendimle mücadelem bana armağan olsun.

Doğum günüm tatlı sohbetlerle, güzel buluşmalarla, sevgi sözleri, güzel kutlamalar, armağanlar, güzel bir ortamda kızımla tokuşturduğumuz şarap kadehleri, dilekler ve bir nefeste söndürdüğüm mumlarla geldi geçti. Geçmeyen tek şey yaşadığımız gerçekler, güzel anılar, tatlı günler, dolu dolu yaşanan yıllar, bitmeyen sevgiler, özlenen paylaşımlar, umutlar.

Hayat muhasebesini yaparken, sisler arasından bizi izleyen hasta ruhlar da vardır elbette. Bunlar azimle veya küstahça havamızı bozmaya çalışmadılar mı? Bir şeyleri dağıtmaya uğraşmadılar mı? Onlar kendilerini nimet sanan değersiz taşlar. Bırakın zaman içinde layıklarını bulsunlar.

Ben yoluma devam ediyorum. Nereye mi? Ne bileyim?
Beni ancak bende görürsünüz.
Göründüğüm yerde bazen yokum.
Yok olduğum yerde de gönüllerdeyim.