Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Görmediysen sen denizi...

10 Kasım 2012, Cumartesi - 09:24
Bu ne bohem maçtı böyle..



‘Aşk sana gelmiyorsa sen İnönü’ye gideceksin..

Gerçek sevdayı göreceksin orada

Sakın şaşırma..’!!

Beyaz Kelebekler Vadisi’ne bu gece de hoş geldiniz..

Rakip Bursa olunca İnönü’nün havası da bir başka oluyor.

Her iki takım için de kırılma maçı bence..

Kapalı’da efsane Başkan Seba’nın resimleriyle süslenmiş “Geçmiş olsun” pankartı vardı.

Almeida’nın kaleciyle karşı karşıya kalıp atamadığı gol pozisyonundan sonra “Bir gün atacak. O zaman devrim olacak” dedim.

Yanımdan bir ses yükseldi;  “Abi devrim için süreklilik gerekir”..

Bu laf üzerine  “Bak bu, iyi felsefe” demek zorunda kaldım..



Bu arada Bursa’nın golü statta şok etkisi yaratıyor..

Devre biterken, Bursalının 1 metre farkla taca attığı topu Bursa’ya veren Fırat Aydınus sayesinde Beşiktaş az daha 2. Golü yiyecekti.. İnanılır gibi değil.

“Bunu görmeyeceksiniz de neyi göreceksiniz be kardeşim..” diyorum içimden..

İnönü protestodan yıkıldı tabii..



Oysa İnönü hınca hınç dolu.. Sadece Kapalı’da az bir boşluk var.

Eski Açık bile ful bu gece. Öyle ki misafir tribünü bile tıklım tıklım..

Yeni Açık desen, orası hep dolu zaten..

Sevgi böyle  bir şeydir işte.. Küsse de kızsa da hep oradadır..



DHA’nın Tunceli muhabiri Ferit Demir 2 gün önce “Maç ne olur abi” diye mesaj atmıştı.

Bak, bu laf çok önemlidir “Maç ne olur?”.. Tüm Beşiktaşlıları sarar bu soru..

Bu yüzdendir Siyah-Beyaz aşkı..

Ve bu yüzden bırakamaz, kalkar gelirsin..

Kaktı geldi Ferit Demir.. Tunceli’den İnönü’ye.. Dağları aştı geldi.

Maçı seyredip geri dönecek.. Sadece 1 gece İnönü’nün havasını soluyacak.

İşte bu yüzden, taraftar deniz gibidir.. Nerede olursa olsun bir bütünün parçaları..

Kocaman bir deniz yani..

Kimi zaman dalgalı, kimi zaman hırçın, kimi zaman mutedil dalgalı, kimi zaman durgun..

Yok, aslında siz durgun olduğunu sanırsınız.. Asla durgun değildir çünkü..

Hani “Deniz çarşaf gibi” derler ya..

İşte o anlarda bile, o koca deniz, muazzam bir ahenk içinde hareket eder de siz göremezsiniz!

Ve o ahengin içinde milyonlarca hayat, bir sistem içinde yaşar..

Akıntılar vardır hem su üstünde, hem su altında..

Üsteki su güneye doğru akarken, alttaki su başka yöne doğru kayar.

Hemen arkanızdaki su, yukarıya doğru kıvrılır mesela..

Hepsi aynı renktir oysa..

Hepsi suyun bir parçası..

Çünkü denizdir gerçek olan!

Bunun içindir ki denizciler birbirlerine “Orada deniz nasıl” diye sormazlar!

“Orada denizler nasıl” veya “Nasıldı?” diye soralar.. Deniz değil denizler..!! Çoğul yani.

Denizin tekil değil, çoğul olduğunu bilirler çünkü..

O büyük suyun bir parçasıdır her zerre..

Ve bu yüzden farklılıklar zenginlik değildir.. Bütünsellik zenginliktir..

Paylaşılan “ŞEY” ne kadar çok, ortak paydalar ne kadar fazla ise asıl zenginlik budur.

Bu yüzden Ferit Demir taa Tunceli’den İnönü’ye gelir.

O suyun bir parçasıdır çünkü..

Ve bu yüzdendir Beşiktaş seyircisin buz gibi soğukta Van için soyunması..

Ve bu yüzdendir çok güzeldir Vanlılar’daki Beşiktaş sevgisi..

Unutmayın, ”Farklılık” fakirliktir aslında.. Ayrıştırır insanları.. Böler parça parça..

Uzaklaştırır insanları birbirinden..

Bunun içindir ki her insan farklı, tribünler ayrı ayrı olsa da taraftar bölünmemelidir.

Kulağınıza küpe olsun, ‘Deniz bütünlüğün, yani hayatın şartıdır’ çünkü..



Gerçek olan şudur aslında:

İşi daha da büyütürsek, taraftarlar da devletler de halklar da kısacası dünya üzerinde yaşayan herkes o büyük “DENİZİN” aynı renkteki parçalarıdır.. Kimi yukarıya, kimi aşağıya, kimi de ters aksa bile..



Kim bilir, belki de bu yüzden çok severim,

"Görmediysen sen denizi

Yukarıya çevir yüzü

Deniz gibidir gökyüzü

Aldırma gönül aldırma.."

dizelerini..

xx

Maça dönelim azıcık..

Uyyy babam uyy, gol geldi gol.. 1-1 oldu.. Olcay attı..

“İnönü bayram yerine döndü” diyordum ki 2. Gol geldi.. Holosko attı..

Fernandes ortaladı, Almeida’nın kafasından sekti Holosko vurdu. Pozisyon buydu..

Şimdi İnönü “Üç, üç” diye inliyor..



Arkasından Bursa seviniyor. İkinci yarı bir sefer geldiler ve golü attılar. 2-2 oldu.

Beşiktaş’ın üstü üste geldiği dakikalarda kaçan her pozisyonda topluca “Ah”, sonra "Vah" diye bağırıyoruz.

"Ah, Vah", "Ah, Vah".. Maçın özeti bu bence..



Ve baskı meyvesini veriyor..

Ceza alanı içinde gole giden Veli düşürüldü. Hakem penaltı için tereddüt bile etmedi.

Almeida 3-2 yaptı durumu..

Önümdeki monitörden Almeida’ya bakıyorum. Kaleye bakmadan topa abanıyor.

Hani, kaleci bir tarafa atlamasa, maazallah yani!



Bu arada hakem Fırat Bey ve ekibi maçı çileden çıkartmayı başardı..

Bakın pozisyon şöyle oldu:

Beşiktaşlı oyuncu Bursa’nın sahasında sakatlandı. Hakem oyunu durduracağına devam ettirdi.

Beşiktaşlılar topu kazandılar ve ileriye pas attılar. Veli kaleci ile karşı karşıya kaldı ve golü attı. Ama hakem “Ben düdük çaldım”.. dedi.

Bana da “E, o zamanında çal kardeşim” demek düştü.

Bursa 3. Golü bulunca da İnönü ”Fırat gol, gol” diye inledi.

“İnler tabii, böyle maç mı yönetilir?” diyorum. Söyleyen benim.. Örseleyen benim yani..



Maçın sonlarına doğdu Beşiktaş yine üst üste zorluyor..

Hele, Olcay’ın 3 bin sefer vursa dışarı atamayacağı topu, kalece çizgisine 20 santimden dışarı atması Bursa için büyük şans, Beşiktaş için büyük şansızlıktı..

Hayat böyle bir özet işte: Birinin şansı, birinin şansızlığıdır..



Son dakikada Fernandes’in 45 metre kovaladığı Bursalı’nın kaleye aşırtma vurduğu, ancak dışarı giden top da Beşiktaş’ın şansı, Bursa’nın şansızlığı idi..!!

Ama, bu ne bohem maçtı böyle ya..!!

Neyse bu gece de böyle bitti, 1 puan sana 1 puan bana..



OC yine kaçar gözüm..

Herkesi ‘En Kalbi Muhabbetlerimle’ selamlarım..

Ben CAN; Orhan Can..

NOT: Giriş cümlesi Orhan Veli’nin bir şiirinden esinlenip yazılmıştır.

2. NOT: yukarıdaki şiir Sabahattin Ali’ye aittir..