Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Gezinti

26 Şubat 2011, Cumartesi - 13:09

İzleyeceğiniz filmle ilgili iyi ya da kötü beklentileriniz vardır. Sonra film başlar ve izlemeye başlarsınız.
Film ilginizi çekmeye başladıkça, daha da odaklanarak kendinizi filmin baş rol oyuncusuna iyice kaptırmaya başlarsınız. Filmi onun gözlerinden görmeye, onun kulaklarından duymaya ve onun hislerini hissetmeye başlarsınız.
Onunla iyice özdeşleşirsiniz. O korkuttukça korkar, o güldükçe güler,
o heyecanlandıkça heyecanlanırsınız.

Filmin sonunun iyi bitmesini umarsınız. Bazen kendinizi filme o kadar kaptırırsınız ki salonda oturduğunuzu ve aslında "izleyici" olduğunuzu unutursunuz.

Sonra film biter, ışıklar yanar ve filmi zihninizde değerlendirirken,
salondan çıkmaya hazırlanırsınız. Film sizi ne kadar etkilemiş olursa olsun bir film olduğunu bilirsiniz, onu orada bırakıp evinize doğru yola koyulursunuz.

Peki hayatım dediğiniz olgu da izlediğiniz bir filmden çok mu farklı?
Sizin de oynadığınız filmde bir rolünüz yok mu?
Hatta deneyimlediğiniz dramın ya da komedinin baş rol oyuncusu gibi hissetmiyor musunuz çoğu zaman?
Hatta o rol Oscar bile alabilecek bir rol değil mi?

Ama o sadece bir rol, sürekli değişen bir deneyim, daha fazlası değil. Bunu sürekli unutuyoruz, kendimizi o role o kadar kaptırıyoruz ki kendimiz o rolle sınırlı zannediyoruz.

Aslında o rol sürekli değişiyor. Bazen çok güzel deneyimler, çoşkular, başarılar yaşıyoruz. Bazen kötü deneyimler, derin üzüntüler yaşıyoruz.

Amaç yaşam sahnesindeki oyuncunun rolünü değiştirmek değil,
onun sürekli değişen bir deneyim olduğunu ve gerçekte o olmadığınızı ve onu izleyen olduğunuzu fark etmektir.

Yazımı, Bill Hicks 'ten bir alıntıyla bitirmek istiyorum.

"Hayat; lunaparkta bir gezinti gibidir. ve gezintiye başladığında onun
gerçek olduğunu düşünürsün, çünkü zihinlerimiz bu kadar güçlüdür.

Gezinti bir yukarı, bir aşağı devam eder, döner, döner…
Seni heyecanlandırır, ürpertir ve parlak renklerle doludur.
Ve bir süre çok gürültülü ve çok eğlenceli olur.

Bu gezintide uzun süre kalanlar sorular sormaya başlarlar:
Bu gerçek mi? Yoksa sadece bir gezinti mi?

Ve aradan cevabı hatırlayan insanlar geriye dönüp şöyle derler:

Hey, merak etme, korkma sakın. Çünkü bu sadece bir gezinti.
Ve biz bu insanları öldürdük.
Susun! Susturun şunu. Ben bu gezintiye çok yatırım yaptım!
Şu çatılmış kaşlarıma bakın. Şu büyük banka hesabıma bakın.
Bu gerçek olmalı. (Bunlar gerçek olmalı)

Bu sadece bir gezinti. Ama bunu bize anlatmaya çalışan
bütün iyi adamları öldürdük. Hiç farkettiniz mi bunu?
Ve şeytanın fitne tohumları ekmesine izin verdik.

Ama önemli değil, çünkü bu sadece bir gezinti.
Ve bunu istediğiniz zaman değiştirebilirsiniz.
Bu sadece seçim meselesi.
Şimdi seçim yapın…
Korku ve sevgi arasında!"