Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Getiren rüzgar, götürür...

06 Şubat 2014, Perşembe - 23:34
Zamanın birinde, harman savurmuş yerdeki tüm hasatı...
Bir ağaç gölgesinde çıkmazlarıyla boğuşanın kafasına çarpmış, bir başak...
Saçına takılıp kalmış... Bezgin ya elini uzatıp saçından alma gereği bile duymamış.
Hayat yorgunu, güneşe bakmanın göz kamaştıranında öylece seyirde...
Bir tarafı ‘hadi kalk ayağa’ derken, diğer yanı “otur’ demiş...
Rüzgar bir kez daha savurmuş başağı, bu kez kucağına düşmüş...
“Aman bu da yapıştı gitmez oldu” diye içinden geçirmiş...
Yine düşünmüş, düşünmüş,  “hani gökten herkese yağan kısmet olur,  bana düşen başak” diye dudak bükmüş...
“Hayda, Şimdi de kucağımda”...
Bir müddet sonra eline almış evirmiş çevirmiş...
Sapından tuttuğu gibi kulak arkası...
Ani çıkan bir esinti tekrar avuçlarının içinde...
Yoldan geçen biri “elinde taşıdığın ne büyük nimet” demiş...
Bizim ki, “ya ya” diye küçümseyerek, gülmüş...
Gülümsemenin karşısında, yoldan geçen eklemiş...
‘’’Başak dediğin, yarın nimet’’,
Gölgede oturan, ‘Ha di ya’ demiş...
“Tek bir buğday tanesi, bana nasıl olur ki nimet?
Ayakta duran adam,
Önce hürmet demiş, hürmet...
Bilmek gerek, o buğday, toprakta suyla buluşunca, boy verir, sonra ektiğin tek bir filiz bin verir...Ya satarsın, ya savarsın, ya yersin, ya da atarsın...
Başını yukarıya kaldırmaktan acız adam,
“Oldu olacak altın diyin de gitsin, şimdi dişimi karıştırıyorum, birazdan sapını kırarım sonra atarım...Ya o zaman ne olur.” diye seslenmiş..

Ayakta duran laf anlatmak için kendini yoran, bu kez gülmüş ve eklemiş...

“İşte o zaman hiç bir şey olmaz....Sende olmayan, sende durmayan, elbet hakedeni bulur” demiş...

Ağaç gölgesinde bulut tutmuş adama seslenmiş,

Yolundan alı kalma, kendi kendini boşa yorma...Hazır un var satılır değirmende bilmezmisin, başakla uğraşacağıma fırında taze pişmiş ekmeği alır yerim”...

Eli arkasında, yol alan adam seslenmiş gider ayak,

“O zaman afiyet olsun, bugün başağı bilmeyen, yarın ekmeği nasıl bilir ki”..

Hazır lokmanın tadını biliyorum, sen al başağıda biri bin et...

Arkasına bakmayan adam, son bir kez dönmüş,

“Bilen sen, ben sadece ordan geçen, getiren rüzgar, götürürde

Gün ola, harman ola,  hadi bana eyvallah”....