Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Geride Kalanlar

11 Mayıs 2012, Cuma - 15:15
Sabahları iki katlı Bağlarbaşı’ndaki evlerinde, "Ömrümüzün son deemiii!” diye bağıra bağıra uyanan bir adamdı..Neşe ile söylerdi bu şarkıyı..Çünkü yaşam ile dalga geçerdi sürekli..
Cebindeki son parayı benimle bölüşendi o..
Bana ilk “Cengo” diyendi..
Yüzmeyi öğretendi..
“Anastas mum satsana” cümlesinin tersten okunduğunda aynısı olduğunu ilk ondan öğrendim.
İlk adam asmacamı ve ilk “isim-şehir” oyununu da onunla oynadım..
Bıçakla kurşun kalem açıldığını da ilk kez ondan gördüm..
Tekel’in o meşhur birasını da ilk kez onun yanında içtim.
Evde değilken en çok onu özlerdim..Küçücük bir çocukken; kapıda ona sarılarak, içi kürklü gocuğunun içinde kaybolurdum yumuşacık..
Akşamdan hazırlardı olta takımlarını büyük bir özenle ve hep yanında taşıdığı portatif sandalyesi ile birlikte, boğaza gitmek üzere Üsküdar otobüsünde alırdı soluğu görevine bağlı bir memur gibi..Her sabah hiç aksatmadan.
Sıyırtma nedir ondan öğrendim ve onunla birlikteyken dokundum oltanın ucundaki istavrite ilk kez.
“Kıııt-a duur, dikkaaatt!!” diyerek törenle kapanan o televizyonun karşısında hazırola geçişi ve yatmadan önce yaptığı kültür-fizik hareketleri ile neşe katardı o küçük evin duvarlarına.

Mahallelerimiz vardı eskiden; içine girdiğimiz anlarda kendimizi güvende hissettiğimiz.. Hepimizin bir dedesi ve hepimizin bir Suat babası vardı yüreği ile yaşayan o mahallerde..Aynı benim dedem gibi..