Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Kınar PapazyanKınar Papazyan

Flm değil gerçek...

09 Aralık 2013, Pazartesi - 04:03
Yalnız başına oturmuş, gecirdigi gunleri dusunuyordu.
Neydi, ne oldu, ne olacaktı?
Yıllar, yıllar öncesine gitti.  Oysa ne kadarda mutluydu. İyi bir eşi ve canından çok sevdiği üç oğlu vardı.
Hiç bir zaman çok paralı olmamıştı, ama mutlu ve huzurluydu. Kiralık bir evde oturuyordu ve çocuklarını büyütmeye çalışıyordu.
Yine herzamanki gibi  ev islerini yaparken, bir telefon geldi. Telefondaki ses, hemen hastaneye gelmesini ve oğlunun bir iş kazası geçirdiğini söylüyordu.
Ayakları titriyor ve konuşacak güca kalmamış bir şekilde boşluğa bakıyordu.. Durumu gören eşi yanına geldi telefonu aldı ve konuşmaya devam etti..
Ve ardından hastanede aldılar soluklarını.. Oğlu yanıklar içindeydi,  aylarca tedavi edildi.. Sonrası düzelmişti.
Bu ilk kaza sanki hayatının değişmesinin ilk işaretiydi.
Arkasından kocası şeker hastalığından dolayı gözlerini kaybetti.
Çok zaman geçmeden eşini kaybetti. Yaşananlar bir adım daha çıkmaza süreklemişti.
Olup bitenler hiç bitmiyordu. Yine yıkan bir haber yüreğine oturmuştu.
Büyük oğlu, kanserdi. Ve ikinci kayıbınıda vermişti. Acısını daha yaşamadan ikinci oğlunu da aynı hastalıktan toprağa verdi. Derken üçüncü oğlu ile başbaşa kalmıştı.
Uzun zaman geçmeden şeker hastalığından ötürü ayağı kesildi ve sonrası erken veda.
Artık üçüncü oğluda yoktu.
Olup bitenler karşısında sadece sustu.
Hayati  sesiz icine kapanik birsekilde devam ederken bu sefer sanki kendine sıra gelmiş gib evin içinde düşüp kalça kemiğini kırdı.  Hastaneye kaldırıldı ve ameliyat oldu.
Durumu nasıl mı ne kadar iyi denebilecek ise o kadar iyi.
Ama artık döneceği bir evide yok...Şimdi gideceği tek yer yaşlılar bakımevi. Ama henuz bunuda bilmiyor.  Şu an yaptığı dünden farklı değil.
Sessiz sadece dinlemede.
Kim mi bunları yaşayan film karesinden bir karakter değil, öykü film değil. İçimizden biri.
Ayrıca adınında ne önemi var ki, sen gibi ben gibi biz gibi.
Kader mi desek...
Yazım mı desek...
Acı mı desek...
Ne dersek diyelim hayatın ta kendisi. Masal değil, film değil, bir gerçek.
Bugün ona yarın başkasına yada bize... Hayatın hangi sınavından, nasıl geçeceğimiz belli değil..
Dileğim o ki, bu kadar acı ve gerçek olmasın?