Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Meyhaneden
İlia Shestakofİlia Shestakof

Facebook’a isyan, Kumkapı Baba Rıza’nın Meyhanesi……….

02 Temmuz 2011, Cumartesi - 15:23
Bugünler de kafam facebook’ un yeni uygulamasından dolayı bozuk; görünen o ki eski grupların duvarında paylaşılan fotoğraflara artık beğen, yorum yap ya da paylaş fonksyonları kaldırılmış durumda; illaki alternatif vardır ama sokağa çıktığında mahallesinde bir meyhane bulamayan, meyhanemsi bir yer için ya bir iki kilometre yürüyecek ya da bir vasıtaya binmesi gereken, diyelim ki meyhaneye geldi Rahmi Koç’ un bile şikayet ettiği restorant fiyatlarından nasiplenmiş mekânlarda o gün belki sohbet edecek hiçbir tanıdık yüz görmiyecek, hadi bir yirmilik bir beyaz beynir bir de zeytinyağlı söyliyeyim hem bir nefes alayım hem gelene geçene bakar biraz kafamı dağıtırım dediğinde ciro meraklısı işletme sahiplerinin dolduruşu ile kızar tavrı ile servis yapan garsonların(<<<-çünkü herkesin seksen, yüz milyonluk sipariş verme zorunluluğu varmış gibi, parası yoksa evinde otursunmuş efendim tavrına maruz kalacak) meyhane severler için bir alternatiftik. Eskiden kimileri pul biriktirir, kimisi kartpostal , kimisi para (<<< zenginler tablo koleksiyonu yapar), bizler de yok olan veya var olan bir iki meyhanenin muhabetini yaparak özlem gideriyorduk. Tabi ki her bir eski bilgiye ulaşmak o kadar kolay değildi, zaman, uğraş gerektiriyordu, meyhanenin 2011 versiyonları diyorduk, çilingir sofraları diyorduk, nispeten az bilinen Akdeniz ve Ege’ de ki mekanlar ve deniz kenarında çardak altları diyorduk, toplantılarımızı elimizden geldiğince meyhane özellikli mekânlarda yapmaya dikkat ediyorduk. Her neyse dünyanın sonu değil ama bir kırılma yaşıyacağımız kesin; hayırlısı diyelim, dönelim müdavimlerimize…..(<<<-yazımı bitirdiğimde yukarıda ki hata devam ediyordu ama 01.07,2011 saat 01.30 itibarı ile düzeldi, bahsettiğim fonksiyonlar nasıl oldu ise geri geldi)

Kuruluş aşamasından beri düşük fiyatları (<<<- 2010 Haziran, Balıkpazarı’ ndaki ilk toplantımızı; beyaz peynir, üç dört zeytinyağlı, bir iki ara sıcak, ortaya salata, hamsi, 20’ lik rakı, adam başı 35 TL’ ye düzenlemiştik) savunan grubumuzda 25,30,35 TL’ lik menülerin şimdilerde Ege’ de uygulandığını belirtmiştik ki;
Yaşar Erdoğdu (<<<- şimdi artık Yaşar abi) “hocam birsey söylemek isterim.....şimdiki meyhaneler..ürkütüyor.....eski meyhaneler insanı çekerdi..o mütevazi hali ile...sohbetleri ile...kederi bile güler yüzlüydü..İstanbul’ da köşe bucak arıyoruz....kalmadı gittiğimiz yerlerede yapmayın şatafatlı şeyler... kendi halinde olsun iskemle masalar.....yok olmuyor...bu kültür bitti...biz bitirdik....ne bodrumu...yok canım...niye gidecem...istanbul varken..yanlış anlamayın...yanlızca paylaşmakdı... sevgiyle kalın.....” demişti….
Yaşar abinin başka bir iki yorumu; “değerli dostum...puanlaması sizden..ama meyhane bahane sohbet olsun...paylaşma olsun....ama bide mekan hoş olsun güzel insanlarla dolsun kadehler...dimi... sevgiyle kalın...” İmroz için “ellerine ağzına sağlık üstad..lüks meyhane olmaz...ne de güzel tarihtir...ama olsun bahar ve son bahar...yalnıııızzz...hafta ortası güzel oluyor...” Haydarpaşa Gar lokantası için “ kaçmaaazzzz...ankara 23.00 boğaziçi ekspresinden 1 saat evvel aman da aman..ver ayarı gitsin Polatlı’ ya kadar...hey gidi günler..uğramak lazım..eski tadı yok ama...”
Sonrasında toplantımıza geldiler, şans bu ya bir akran ile aynı masaya oturunca eski İstanbul konuşuldu, sonra Anadolu, ha bu arada Yaşar abi’ nin esas işi reklam işlerinin teknik koordinasyonu ama hikayenin başın ı yakalayamadım bir de Fillandiya’ da Formula deneme pilotu eğitimi macerası var, Filla (<<<- böylece kuzey ülkelerinde nasıl içildiğine dair bir şahitte bulmuş oldum), şimdiler de iş için Bodrum’ da, tabi ki rakıda Bodrum’ da…………

Mesela üyelerimizden Zeren Bey, Ayvalık Boncuk meyhanesi, meze tarifleri derken, grubumuzda Baba Rıza’ nın Meyhanesi’ ndeki bir fotoğrafını paylaştığında; “Biraz bilgi” dedik, kendileri sağolsunlar yanıtını hemen verdi;  “ Baba Rıza’ nın Meyhanesi’ ni Kumkapı’ da son zamanlarda Abdurrahman ve Resül çalıştırıyorlardı. Eski Papiyon’ un kahvesinin karsısında, önünde lakerdacısı ve baklavacısı da vardı. Müdavimleri çoktu, ama Altınbaş rakısı ve özel kadehi ile Musa abi unutulmaz.” dedi ki……
Nishan Bey taaa Avustralya Melbourn’ den araya girdi; “ Namı diğer lakabı ile Mezar Taşı Musa ... Mustengi’ de kapıda kırmızı renkli ..” dedi ve ekledi “ Baba Rıza’ nın Meyhanesi’ ne gelenler arasında Goya Ayakkabıları vardı (<<<her baba yigitin harcı değildi ordan ayakkabı almak), Doğu ilaç fabrikasının müdürü, spor yazarları, köşe yazarları daha birçokları...”
Sorduk “ Yeri nerde idi?” diye.
Cevap “ Kör Agop’ a sırtını ver yukarı doğru Yapı ve Kredi Bankası’ nın yanı, banka hala var ...”
Daha önceki muhabetlerden de Nishan Bey’ in babadan Kumkapı’ lı olduğunu biliyoruz, Nishan Bey devam etti; “ Babamla giderdik Baba Rıza’ nın oraya ben dışarda oynardım onlar demlenirdi içeride. Bundan başka iki lakerdacı vardı oralarda,  Baba Rıza’ nın önündeki lakerdacı Nigogos o rahmetli oldu, Canik devam eti ... Baklavaci Kadir Baba ... Sonra Papyon Onnik’ in kahvesi meyhane oldu, oraya da gelen lakerdacı Cabi daha önce Gedikpaşa’ da Palabıyık’ ın yanındaki meyhanenin önünde dururdu ... birde Nihat’ ın meyhanesi vardı o kapandı tarih oldu ... Abddurhaman kısa bir müddet çalıştırdı Resul derken hangi Resul acaba ? diyerek anılarını zorladı…….
Ve son olarak dedi ki : “ Eğer buraya gelmese idim Rıza Baba’ nın Meyhanesi’ ni ben satın alacaktım orayı satıyordu çünkü ...”
Nishan Bey ile Stefan Bey (<<<-daha once bahsetmiştik) sağolsunlar ama yorumları ile paylaştıkları resinler ile grubun Avustralya Fahri elçileri…………..

Bu arada Zeren Bey ile Nishan Bey İstanbul’ dan arkadaşlar……..

Zaten eskiler bir muhabbete başladılar mı illaki bir eş dost, bir tanıdık bulunur, muhabbet  koyulaşır , derken anılar, bardaklar boş durmasın tazelensin rakılar, bir de bakmışsınız geceyarısını geçeli saatler olmuş…….

Sizleri bilmem ama ben eski İstanbul ile ilgili muhabetleri dinlemeyi seviyorum, özellikle meyhaneler, tabi bu arada gördüklerimi bildiklerimi anlataraktan da çorbaya birazcık tuz katkımız olursa da ne mutlu bizlere…….

Yine geldik yazımızın sonuna, İstanbul’ da gerçek meyhaneler ve meyhaneciler olana kadar mücadeleye devam, soframızdan rakılar, mezeler, muhabetler eksilmesin efendim……..