Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Eskiden elbisem pembeydi...

05 Haziran 2014, Perşembe - 16:30
Bugün Pazar. Annemle babam yorgun. Benim de canım sıkılıyor. Pencereden yolu seyrediyorum. Caddenin karşı tarafında oturan komşular sokağa çıktılar bile. Bizimkilerden ses yok. Sokak kapısı kapandı. Üst katımızda oturan abla, nışanlısıyla gezmeye gidiyor. Bizimkilerden yine ses yok. Babam radyoyu kapattı. Annem koltukları düzeltip “Ne yapsak acaba?” dedi. Beyoğluna çıkmaya karar verdiler. Sevincimi tariff edemem.
Pembe ince fitilli kadife elbisemi giydim. Annem uzun saçlarımı taradı, kıyafetime uygun kurdelemi taktı. Siyah lustrin ayakkabılarımı giydim. Pazar şıklığım tamam. Babam takım elbisesini annem fiyakalı paltosunu giydi,. Şapkasını ve eldivenini de unutmadı. Eh! Ailecek Pazar gezmesine çıkacağız, hem de Beyoğluna, şık olmalıyız değil mi?
Kendimi Taksimde buldum. Taksimde olmayı severim hele Bayram günleri Resmi Geçit I seyretmek hoşuma gider. Atatürkün anıtına bakar dururum. Ne kadar da yüksek. Taksimdeki meydan saati de büyük, büyük, çok büyük. O saat meşhurmuş, hem de buluşma yeriymiş. Buluşma yeri ne demekse? Akşam saatlerinde Taksimde ışıklandırılmış suları seyretmek de ayrı bir zevk. Pazar gezmelerinde Taksim Parkına gidilmez ama baharda birkaç kez annem beni parka götürür, papatya ve gelincikleri seyretmeye bayılırım. Valı konağındaki Çocuk Bahçesine de gideriz arada sırada, bazen arkadaş da edinebiliyorum orada, birlikte oynuyoruz.
İşte Beyoğlundayım, tramwaylar geçiyor:Kırmızı vagon, yeşil vagon. Tünele kadar gitsek dönüşte tramwaya biner miyiz acaba? Tünelde oyuncakcı dükkânı var. Bilyelerimi, tahta askerlerimi, mutfak takımımı oradan almıştık. Vivyan bebeğimi ya zenci bebeğimi ne zaman almıştık? Bugün Pazar, dükkânlar kapalı olur, hem her istediğim an oyuncak da alınmaz. Kanzuk eczanesi açık mı acaba? Tahta koltuğa oturup tartılmak oyun gibi gelir bana.
Annemle babam hareketli hareketli konuşmaya başladılar. Eh! İnşAllah yine tartışmazlar da günü güzel bitiririz. Yanlış mı duydum? Sinemaya gitmek istiyorlar ama her filme de gidemiyoruz ki, benim canım sıkılırmış veya korkabilrmişim. Bilmiyorlar ki ben en çok onlar kavga ettiklerinde korkuyorum. Karaborsa bilet bulduk, oooh! Ne güzel. Kovboy filmiymiş, ne kadar iyi, hem ben Oklahoma okuyorum artık, masal kitaplarım da var, okumaya çalışıyorum, çocuklar “yeni çıkan şarkılar”ın sözlerini satıyorlar, onları da okuyup ezberliyorum, gün boyunca şarkı söylüyorum. Şimdi filme ara verilince damak zevkime uygun güzel birşey de yerim. Yeni Melek sinemasına gidiyoruz. Emek sinemasında yer yokmuş.
Sinema çıkışı birşeyler yiyelim derlerse, işte o zaman kaçacak yer bulmalıyım. Zorla yemek yemeyi sevmiyorum. Hele maydanoz ve dereotundan nefret ediyorum ama Atlantik’e gitmeye de yok demem doğrusu. Bu sosisli sandwich yabancı ülkelerde çokca yenirmiş, kesin Atlantik’deki kadar lezzetli değildir. Babam, Orman Restaurant’a gidelim derse….yandım Vallahi. Canım yemek yemek istemiyor işte, hem oranın masa örtüleri  bembeyaz, ya lekelersem?
Geçen hafta babamla Balık Pazarına gittik. Biraz alış veriş yaptık ve Çiçek Pasajına girdik, yüksek yüksek taburelere oturduk. Çok sevdim o yeri. Sonra Niagora’ya girdik, benim için konsantre süt aldık, bari onu tüketeyim de süt içmediğim için annem kıyameti koparmasın.
Babama Tepebaşından geçelim dedim. Babacığım derdimi anladı, çocuk tiyatrosuna annenle gidersiniz dedi. Tiyatroya gitmek benim en büyük zevkim, oyunları aksatmadan seyrediyoruz. Perde açılınca dünyam değişiyor, ışıklar, renkler, oyuncular, müzik, dans, kocaman bir dünya orası. Ben de sahneye çıkmak istiyorum. Onlar bilmiyorlar ama ben oyuncuları kıskanıyorum.
Elhamra sinemasına da gideriz Lorel&Hardy yi seyretmeye. Babam Muammer Karacaya götürür bizi. Annem Elhamra Tiyatrosunu da sever. Oyun esnasında güldüğünü görürüm. Benim annem nadir güler ama güldü mü güldürür.
Mısırlı Apartmanın önüne gelmişiz. Duraktayız artık, eve dönüş vakti geldi. Ne yapsam da eve dönmesem.
Kocaman bir Offffffff çektim. Öyle bir of  ki bir anda çocukluğum dalga dalga uzaklaştı benden. Neler hatırlamışım, neler düşünmüşüm. Gözlerimi ovdum, ovuşturdum, saçlarımı topladım, kalktım pencereyi açtım, olmadı, gittim yüzümü yıkadım olmadı, televizyonu açtım, o kanal bu kanal dolaşmaktı maksadım fakat o da olmadı çünkü açar açmaz ekranda Taksim göründü. Taksim bomboş, kameralar Beyoğlunu gösteriyor, orada insanlar koşuşuyor, bir kargaşa, bir telâş, bir bağırışma ve inanılmaz asap bozan manzaralar. Yerler ıslak, Beyoğlu sisler içinde.
İstemiyorum, istemiyorum. Ben bunları izlemek istemiyorum. Ben bu konuyu yazmak da istemiyorum.
Ey!Herşeye muktedir olan Allahım, insanlar anlaşamıyor, insanlar perişan
Sen Adalet ol, Sen sevgiyi hatırlat, Sen kardeşliği hatırlat, Sen geleceğimizi düzenle.