Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Gülümse
Gülsen GürGülsen Gür

Eski bir dostu görmenin keyfinde...

02 Aralık 2013, Pazartesi - 11:02
Bugün bir güzellik yaptım kendime; taktım bütün sevdiklerimi tek tek koluma, her karışı adımlarıma arkadaş sokaklarını, caddelerini dolaştım Kadıköy' ün...
Rıhtımdan kalkan vapurlara el salladım, ayrılıklarımın kavuşmalarımın durağı Haydarpaşa' ya martılarla selam uçurdum...
Deniz kenarında balık ekmek yedim, yanında buz gibi bir bardak birayla...
Kadıköy' ün renkli yüzü çarşı da tezgahları gezdim bir bir...
Yılların aşinası dostlarla selamlaştım. Küçük lokantadan kuru fasulye, pilav daveti aldım, bir başka sefere sözü vererek ayrıldım...
Kuru kahveci Mehmet efendinin önünden geçerken mis gibi kahve kokusunu içime çektim...
Mimarisini çok sevdiğim küçük Kiliseyi ilk defa görüyormuş gibi durup yeniden seyrettim...
Tranvayla Moda' ya çıktım, tarihi iskeleden balıklara ekmek attım... Önünden geçerken Koço'ya da '' Merhaba '' dedim...
Kemal' in Yeri' inde simidimi yedim, çayımı içtim karşı sahili uzun uzun seyrederek...
Garsonlar '' Özledik sizi '' dediler, hayli zamandır gitmemiştim. Unutmamışlar beni, okuduğum gazeteyi unutmadıkları gibi.
Moda da ki son durağım Rahmetli Barış Manço' nun eviydi, zamanı geriye aldım, yıllar önce Moda caddesinde karşılaşmalarımızda kl güler yüzlü merhabalarımız  geldi aklıma, içime dayanılmaz bir hüzün çöktü, dudaklarımda çok sevdiğim şarkısının sözleri '' Sonsuz yalnızlığım da bir tek sen varsın bugün ''
Mırıldanarak yürürken Saint Joseph' in önünde buldum kendimi...
Yokuş dan aşağı indim, Yoğurtçu parkın da ki şirin cafe de soluk aldım biraz...Yazın  başın da  yemyeşil bıraktığım çınarların sararmış yaprakları birer konfeti gibi yağdı başıma, sanki '' Hoş geldin '' diyorlardı bana...
Buraya kadar gelmişken Kalamış' a gidilmez mi ?  Ver elini Kalamış... Khakedon' a uğramadan edemedim...Yüzünden gülücükler hiç eksilmeyen, sohbeti tatlı, deniz gözlü Filiz hanımla biraz sohbet ettik kahvelerimizi yudumlarken....En kısa zamanda görüşmek dileği ile ayrıldık birbirimizden...
Marina da boy boy, çeşit çeşit tekneleri seyrettim uzaklara dalarak, hepsinde kim bilir ne yaşanmışlıklar vardı, her biri ayrı bir hikaye olan...
Uçuşlarını seyretmeğe doyamadığım denizin zarif, beyaz kelebekleri martılar burada da yalnız bırakmadılar beni, adeta dans ettiler etrafım da....Eski bir dostu görmenin keyfindeydiler sanki...
Bir kaç tur da Fenerbahçe parkın da attım. Sonbaharın  serin rüzgarı yüzüme vurdu, ağaçlar hazan hazan kokuyordu, çıplaklık hiç yakışmamıştı onlara...
Sıra benim Şanzelizem Bağdat caddesine geldi... Görmeyeli şık cafelerine yenileri ilave olmuştu...
Vitrinler kış modasının sunumun da birbirleriyle yarıştaydı...
Eve dönüş yolun da Stad' ın önündeydim. Maç günleri adeta yirmi dört saat nöbet tutan, sloganlarıyla bizleri uykusuz bırakan amigoları bile gözlerim aradı.
Altıyol' la gezimi noktalamalıydım...
Randevularımın durağındaydım şimdi.
Kavuşmaların,sarılıp sarmalanışların şahidi boğa heykeli çapkın çapkın göz kırpıyordu bana  '' Nerelerdeydin '' der gibi...
'' O da ne ? '' Arkamda feryat figan bir ses,  boynuma sarılıp yanağıma konan iki öpücük...
'' Nerelerdeydin güzel ablam, hanidir yoktun özledik '' diyen sitemli sözler. Dönüyorum, karşım da bir çift yosun göz , çiçekçi kızım Derya...
Annesi  bir demet gül uzatıyor ''Benim için çakır gözlü kızına götür '' diyor. Parasını uzatıyorum  ''Olmadı bak şimdi, kalbimi kırdın, uzatma arayı yine gel '' diyor gönlü zengin Perihan hanım...
Gözlerimin nemlenmesini engeliyemiyorum. Ana kız el sallıyarak uğurluyorlar...
Bu kadar yaklaşmışken birde sanatçılar sokağına gideyim diyorum....
Nazım Hikmet kahvesinde dergimi okuyorum...Bol tarçınlı bir fincan salep içiyorum, içim ısınıyor...
Bugünlük bu kadar yeter diyorum.....
''Bir tatlı huzur ''la evimin yolunu tutuyorum....