Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Elmanın yarısı yoksa...

14 Kasım 2013, Perşembe - 13:26
Bir kadın için yaşamdaki en önemli iniş çıkış eşin ölümü ve sonrasıdır. Düşünün bir kez, zor da olsa bir empati kurun. Mutlusunuz, geçinip gidiyorsunuz, emelleriniz var, kalp kalbe, el ele tutuşup hayat yolunda ilerlerken aniden gökten bir taş düşüyor. Çırpınmalarınız, ağlayıp inlemeleriniz kâr etmiyor. Varınızı yokunuzu ortaya koyuyorsunuz. Perişansınız ama kuvvetli olmanız gerekir. Hastaya destek, evlâda direk, kendinize ayırdığınız kanayan bir yürekle didinmeleriniz kâr etmiyor. Kader kalemini kırmış bir kez, sevdiğiniz ölüme giderken eliniz kolunuz kelepçeli. Her bir sözden, en ufak bir değişimden medet umuyor, derdinize deva arıyorsunuz. Eş dost yanınızda olabilir ama hayatınızda olamazlar, acılarınızla, imkânlarınız ve imkânsızlıklarınızla baş başasınız. Yalnızsınız.
Eşinizin hayatına bir nokta konuyor ve siz o kaderi paylaşırken nasibinizi bolca alıyorsunuz. Kalbiniz kırık, eviniz yıkık, her şey dengesini kaybetmiş, dayanacak güç yok, kaybolan herhangi bir insan değil, bir hayattır, can yoldaşıdır, hayat arkadaşıdır, sevgidir, yarınınızdır, erkeğiniz, kocanız, bir bütünün yarısıdır bilinmeyene uğurladığınız.  Nurlar içinde yatsın. Hayattayken pırıl pırıl bir evlilik yaşadığı ve yaşattığı için, sevgi dolu bir eş, özlemi bitmeyen bir baba olduğu için dualarımızla huzur bulsun.
Ne mutlu ona ki böyle bir zulüm yaşarken başını yaslayacağı bir omuz bulur. Bu kimdir? Annedir, babadır, kardeştir. Yaşayan bir can varsa ve hala manevi bir el uzanmıyorsa üstelik zehir akıtılıyorsa, bu da kendisine ve etrafa zarar veren tedaviyi reddeden bir candır.
Kadının toplumdaki yerinin esnek olduğu bir ülkedesiniz. Dizginler herkesin elinde, ipi tutan kendi yönüne çekmek ister. Kadının özgürlüğü sağlam kelimelerle anlatılsa bile, yaşarken hiç ummadığımız bir anda elimizden sabun köpüğü gibi uçup gider. Ülkemizde birçok kadının ekonomik özgürlüğü yoktur. Evlilik süresince çalışma hayatından uzak kalan kadın, yalnız kaldığında evini evlâdını ve kendi hayatını yönetmek zorundadır.
Geri kalmış zihniyetlerde, dul bir kadına ne yaşama ne de ölme özgürlüğü tanınır. Tüm gözler kadına çevrilir, hele biraz gösterişli ve alımlı bir kadınsa insanlar kendi yaşantılarının sıkıcı yönlerini akıllarına takarak kadının hayatını izlemeye başlarlar. Ne yazık ki ancak görebildikleri kadarıyla psikolojilerini bozabiliyorlar. İyi niyetli olmak lazım, Allah şifa versin demeli. Melekler tekdüze hayatlarına biraz renk katsın. Bir zamanlar “Bir elmanın yarısı yere düştü bir kere/Takıldı ayağına kaç kere” demiştim fakat şimdi ayağa takılmakla kalmıyor, düşmemek için dikkat etsinler diyorum.
Dul kadının ölmeye de hakkı yoktur. Onun görevler vardır. Hayatı tekrar ele alıp şekillendirmesi gerekir. Bilmezler ki, üretmek insanı mutlu eder. Yaşamak ve yaşatmak için gerektiği kadar sağlam adım atmak, bunu becermek, yorgun hayatlara gençlik aşılar. Ve siz bunlarla uğraşırken biri çıkıp size, sanki hayat felsefesini çözmüş gibi, sanki ahiret sorularına cevap bulmuş gibi “Hayat devam ediyor” diyor. Ben bu sözü sevmiyorum. Yani ne demek istiyorsun kardeşim, bir şey olmamış da, ne olmuşsa olmuş, senin hayatın da benimki gibi devam mı ediyor diyorsun? Bir kere ben senden daha kuvvetliyim, daha zekiyim, daha becerikliyim. Ben bir hendek atlamışım, sen hala seksek oynuyorsun. Belki de cümlenin devamında can alıcı bir iki kelime eklenirse, aynı tepkiyi vermeyeceğim. Örneğin, “Hayat devam ediyor, sen de hala yaşıyorsun bunu unutma” gibi bir şey de eklenebilir. Aslında o cümle, buna benzer bir niyetle de söylenmiş olabilir.
Stres sıralamasında birinci sırada eşin ölümü geliyor ki bu da açıkladığım nedenlerden dolayı erkekten çok kadını etkiliyor. Sevgi, artı ekonomik ve sosyal nedenlerle kadın büyük sarsıntı geçiriyor. Bir de buna bitmemiş bir evlilik ve yaş faktörünü de eklemek gerekir.
Kocaman yüreği olan bir insan, unutmazsa bile sevgisini ve acılarını zamanla içine gömebiliyor, gözyaşları kuruyabiliyor. Yüreği *sevgi dolu güçlü bir insan*tutunacak dal bulabiliyor. Bir yaşam tarzı yaratıyor. Hayat bir evlilik göstermişse o da oluyor fakat yolundan şaşan, tehlikeli olmaya başlayan bir evliliği ve içinde onursuzluk olduğunu sezdiği her türlü ciddi yaklaşımı reddetmesi ve son noktayı koyması da erdemdir. Sevginin ise ne zaman yeşereceği, ömre ömür katan nasıl bir çiçek açacağı da belli olmaz.
Yetenekleri olan, seçilmiş bir insan üretkendir, parazit yaşamaz, ömrünü boş işlerle çürüteceği yerde yeteneklerini imkân ve zaman çerçevesinde geliştirip kendisine dost edinir. Tabii bu seçilmişlik ve farklılık bazı kişilerde hazımsızlık yaratacağından size “deli kadın” bile diyebilirler. Allahtan bu tür bir deliliği onlara da nasip etmesini dilerim ama bu imkânsız çünkü kumaş uygun değil.