Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Gülümse
Gülsen GürGülsen Gür

Ederi var mı?

22 Ağustos 2012, Çarşamba - 08:04

Bayramın ikinci günü....
Gecenin geç saatleri....
Avşa hınca hınç dolu....
Küçük bir Bodrum sanki.....

Bayram ziyaretime gelen kızımla veda akşamımız....
Küçük salaş bir lokantada biralarımızı yudumluyoruz....
Tüm masalar dolu,'' İğne atsan, yere düşmez. '' misali....
Bir platformun üzerindeki masamızla aynı hiza da sahilde, adeta denizin içerisinde, oldukça kalabalık bir masa da bir grup, büyük bir keyifle yemeklerini yiyip, içkilerini yudumluyorlar....

Küçücük üç Roman kız, kollarına bilezik gibi taktıkları taçları bu masada ki oldukça şık hanımlara satmaya çalışıyorlar....
Hanımefendiler, mor, pembe, beyaz güllerle bezenmiş bu taçları takıp objektife gülümsüyorlar....
Küçük kızlarda birbirlerine....
Taçları sattıklarını zannederek.....

Resim çekme faslı bitiyor, içlerinde ki en gürültücü sesli hanım ''Kaç lira bu '' diye soruyor....
Kızlar koro halinde '' Beş liradır hanım ablam '' diyorlar...
Gürültücü hanım '' Vallahi almam, tezgah da iki lira bunlar '' diyor...
Fırlatırcasına geri veriyor....

Az önce taçları sattıklarından emin kızların dudaklarında açan tebessüm....
Gözlerinde buğulanıyor....


İçlerinde ki en küçüğü çağırıyorum....
Kestirme yolu tercih ediyor...
Kolunda ki taçları saça saça basamağı aşıyor...
'' Alacakmısın güzel ablam, ne renk vereyim? '' diyor.....
'' Sen seç benim için '' diyorum...
Pembe sevdiğimi hissediyor, minik yüreği....
Başıma takıveriyor...
'' Torunuma alacağım '' diyorum...
'' Sana da yakıştı '' diyor....
Sarılıp öpüyorum....

Az önce Bankamatikten para çekmiştim...
'' Ah hiçte bozuk param yok '' diyorum...
Sesli düşünüyorum '' Nereye bozduracağım '' diye....

Beş yaşında ki Fidan fısıldar gibi '' Boş ver verme, hediyem olsun, ben seni sevdim '' diyor.....
Donup kalıyorum....

Yanımızda ki masada iri taşlı pırlanta yüzükleri, marka çantaları, ayakkabıları ile oturup, şen kahkahalar atarak yemek yiyen duygu fakiri insanlara....
Yüreği zengin Fidan' ın sözleri adeta bir tokat oluyor...

Alış veriş işimiz bitmişti...
'' Haydi sen git yat artık, senin için çok geç '' dedim....
'' Bunları hafifletmezsem annem kızar '' dedi....
Elinde ki kalan taçları çantama koydum...
'' Bak hafifledi '' dedim....
Sarıldı öptü..Sayamadığım kadar teşekkür etti....
Anladım ki bu iş görgüyle, zenginlikle, okumakla olmuyor....
Her şey yürekte başlıyor....
Yürekte bitiyor.....

Küçücük Fidan teşekkür etme erdemine sahipti....
Erdemsizlere inat...

Tekrar sarıldı öptü, sıkı sıkı...
Kırk yıllık dost gibi....

Oysa beş on dakikalıkdı dostluğumuz....
Sarı ile kızıl arası saçlarını okşadım....
''Haydi iyi geceler, güzel güzel uyu '' dedim...

Giderken arkasından baktım...
Yürümüyor uçuyordu adeta....
Gerçekten hafiflemişti....

Hafifleyen sadece o muydu ?
Tatil dönüşleri adetimdir dostlarıma, küçükte olsa bir şeyler almak....
Hep yüktür...
Ne alayım düşüncesi....
Küçücük Fidan kocaman bir yükü aldı omuzlarımdan...

Özgü '' Anne ne alaka arkadaşlarına taç ? '' dedi....
Bir telin üzerine dizilmiş taçlardan birini elime aldım....

Bak....bilezik...
Bak kolye....
Bak sokak kapısına mini çelenk...
Bak ekmek sepetine süs.....
Bak duvara asılacak kalp dedim....

Yan masada ki kalpsizleri göstererek...

Dün gece huzur içersinde uyudum....
Fidan' ın huzur içersinde uyuduğunu düşünerek....