Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Eder değil, maneviyat...

08 Ocak 2012, Pazar - 20:29

On beş yıl bir Konsoloslukta İdari Sekreterlik ve Konsolos Özel Sekreterlik görevini birlikte yürüttüm. Anılarım pek çoktur. Değişik kişilikleri tanıma fırsatım. Ama bunlardan hiç biri özel hayatımda rastladığım insanlar kadar sevilmedi, üzemedi, kıramadı, şaşırtamadı, canımı yakamadı benim. O görevde, gözümün içine ümitle bakan herkese dost elimi uzatabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Çok sevildim, çok sayıldım, belki de bu gün içimdeki acılara, bazen,  kırgınlıklarıma rağmen beni ayakta tutan güç, aldığım içten dualardan da kaynaklanıyordur.

Dostane duygularla, özveriyle çalışmak zorunda kaldığım ve her an düzeltilmesi gereken veya güzelliklerle bezenmiş bir konuyla karşı karşıya kaldığım o günlerdeki iyi ve kötü anılarımı yokladığımda bir tanesini hiç unutamayacağımı ve sizlerle paylaşmak istediğimi hissettim.

Belirli günlerde, ekip halinde cezaevlerinde tutukluları ziyaret ederdik. Bu çok farklı bir duyguydu. Cezaevi savcısı, memuru, gardiyanlarıyla kısa bir sohbetten sonra hayatına kilit vurulmuş kişiyle karşı karşıyasınız ve o anda kendisi hakkında ondan daha fazla şey biliyorsunuz.

O gün, genç bir mimarı ziyarete gitmiştik. Ayakkabısının içinden esrar bulunmuştu. Suçsuz olduğunu iddia ediyordu. Cezaevi çevresine çok yabancı bir kişiliği vardı. Dosyasıyla titizlikle ilgilendiğimin, kederli ailesi ile de irtibat sağladığımın bilincindeydi. Yılbaşına yakın bir tarihte oradaydık ve kendisine oyalanması için, kitaplar, gazeteler götürmüştük.

Aniden, gözleri doldu, elini cebine attı ve bana bir paket uzattı. “ Bunu sizin için yaptım, hayatınıza uğur getirmesi için.” Dedi. Şaşırmıştım, bana bir yılbaşı hediyesi düşünmüştü. Nasıl olurdu? Alıp almamakta tereddüt ettim. Gardiyana baktım, o da gülümsüyordu. Paketi açtım ve yıllarca özenle sakladığım hediyeyi içim titreyerek, teşekkür edip kabul ettim.

Genç adam, sabunları eritmiş ve sabundan bir fil yapmıştı. Kibrit çöplerini de fildişi olarak kullanmıştı. Benim için manevi değeri büyük olan bu hediyeyi, kuruyup da çatlayana dek yıllarca sakladım. Hediye yok oldu ama anısı silinmedi.

Bu, sabun köpüğünden bir hediye değildi, bir vefa belirtisiydi, bir teşekkür,  bir kibarlık örneğiydi.

Bize sunulan, paylaşımların, uğurların sabun köpüğünden olmamasını dilerim.