Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Düşüncenin ayıklanması...

16 Şubat 2012, Perşembe - 19:02
Kendimizle ilgili olumsuz inançlar belki de hayatlarımızı en çok etkileyen konuların başında gelir. Dr. David J. Schwartz inançların insanların hayatlarındaki etkisini şu sözlerle açıklamıştır:
“Bir şeyin imkânsız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkânsız olduğunu ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, aklınız onu yapmak üzere çözümü bulmanıza yardım etmek için çalışmaya başlar.”
Kendimizle ilgili sahip olduğumuz inançların çoğu olumsuz inançlar olduğu için bize yarar sağlamak yerine zarar verebilirler. ”Yetersizim, başarısızım, tembelim, hayat zor, çok para kazanmak imkânsız, bu devirde iş bulmak zor” gibi kişisel ve toplumsal inançları daha da artırabiliriz. Ve bütün bunlar yaşadığımız gerçek deneyimler bile olsalar, bu konularla ilgili inançlara tutunarak onları hayatımızın merkez noktası haline getiririz. Ve böylece yaşamdan vazgeçmeye, pes etmeye başlarız ki bu da sonucunda istemediğimiz yaşamlar yaratmamıza yol açar.
Kendimizle ilgili sahip olduğunuz olumsuz bir inanç o konuyla ilgili sanal bir hikâye yaratmamıza ve onu sürekli yaşamaya başlamamıza yol açar. Zihin şu anki gerçekle, kurguladığı hayali ayıramaz. İkisini de aynıymış gibi görür. Yani şu anda etrafınızda gördüğünüz şeyler ve düşünüp hayal ettiğiniz resimler zihin için aynıdır. İki görüntü de gerçek olarak algılanır. Böylelikle mesela para konusuyla ilgili olumsuz bir inancımız olduğunda, zihin o inanca bağlı hayali bir senaryo oluşturarak sürekli olarak onu tekrarlar. Ve kişi gerçek ile zihindeki senaryoyu aynı şekilde algıladığı için tek gerçeğin o olduğunu zanneder. O yüzden bilinçaltınızda para ilgili olumsuz senaryo, ne zaman para ile bağlantılı bir işiniz olursa devreye girer. Örneğin bankaya gittiğinizde siz farkında bile olmadan o hayali senaryo bir film gibi oynayarak sizde istenmeyen duygu ve düşünceler yaratabilir. O yüzden bir an önce orada çıkıp gitmek isteyebilirsiniz. Ya da bir anda sabırsız veya sinirli olmaya başlayabilirsiniz. Ve çoğunlukla bu duygular bilinçaltından geldiği için ruh halinizdeki ani değişime anlam verememe ihtimaliniz de yüksektir. Çünkü siz kendinizi gündüz bir banka şubesinde zannederken bilinçaltınız çoktan para konusunda oluşan olumsuz senaryoyu oynatmakta ve o anki ortamı para ile ilgili olumsuz inancın filtresinden görmektedir.
Bu konuyu başka bir örnekle daha açıklamam gerekirse; Diyelim utangaç birisiniz. Böyle bir durumda zihninizde büyük ihtimalle utangaç bir kişi olduğunuza dair bir inancınız da olacaktır. Buna inanmaya devam ettikçe utangaçlık hisleri ve duyguları sürekli tekrarlanacaktır. Diyelim katılmanız gereken bir davet var ve doğal olarak utangaç olduğunuz ve buna inanmaya devam ettiğiniz için bu davete zar zor gidiyorsunuz. Böylece davet sırasında insanların arasındayken zihniniz size devamlı olarak “Ben utangacım” inancını doğrulatmak için uğraşır. Bu durumda zihindeki içsel konuşma şöyle olabilir: “Gördün mü yine kızardın. En iyisi fazla konuşma yine saçmalıyorsun. Nereden geldim buraya yine herkes bana bakıyor. Söylemiştim utangaçsın diye bak yine rezil oldun.” Buna benzer içsel konuşmalar tutunduğumuz inançla birlikte daha da artarak kendini tekrarlayan bir döngü yaratırlar. Ama buna inanmayı bıraktığınızda o duruma odaklanmayı bıraktığınız için kendinizi yeni olasılıklara açmaya başlarsınız.
O yüzden olumsuz bir alışkanlığınız ya da bir durumunuz varsa ilk olarak o konuyla ilgili inancınızı sorgulamanızı tavsiye ederim. O durum neyse ona bağlı nasıl bir inancınız var? Sahip olduğunuz inanç size o konuda yardımcı mı oluyor yoksa tam tersi o durumu daha da mı güçlendiriyor? Herhangi bir kişisel durumda sadece o duruma bağlı inancı serbest bırakmak bile o durumun çözümü için çok büyük bir destek sağlar. Eğer hayatınızda bazı şeylerin değişmesinin imkânsız olduğuna inanıyorsanız, belki de bunu bir daha düşünmenin zamanı gelmiştir!