Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Düşler Dünyasından Gerçeğe

10 Mayıs 2012, Perşembe - 14:34
İnsanın yaşantısındaki ilk olanları hep sevmişimdir.
İlk yazım değil elbette.. .Tam karşımda batmakta olan güneşin  düşüncelerimi sağa sola savurması da ilk değil ..Düşlerimi ve içimdeki coşkuyu belirli bir mantık silsilesine oturtmaya çalışırken zorlanmam da ilk değil..
Ama  yine de bir “ilk” yaşıyorum kendimce şu an..
Coşkularımı da, hüzünlerimi de en tepede yaşan bir insan olarak, tüm  duygularımın dışa vurumunu kağıda dökmeden önce ,başkalarının da okuyacağını bile bile yazıyorum belki de ilk kez..
Kendi içimdeki “ben” dışında bir başka “sen” giriyor  umutlarımın eksenine....
Burada sizlerle birlikte olmak ; Ege’nin küçük bir balıkçı köyünde içtiğim ilk yudum rakının güzelliği gibi heyecanlandırıyor beni.
Urla’nın sokak aralarındaki terkedilmiş evleri gibi de hüzünlendiriyor   diğer yandan..
Oysa mutsuzluğa direnişin bir adım ötesinde bize göz kırpıyor mutluluk..
O duyguyu Ege’nin köylerinde gördüm ve hissettim... Evinin önünde zeytinyağı satmaya çalışan teyzenin gözleri ile köy meydanındaki kahvede sevgilisinin elini tutan gencin gözlerinin aynı açıdan bakabiliyor olmalarının adıdır mutluluk.
Henüz çok yeni Urla’dan gelişim ve ondandır belki de yaptığım göndermelerin hep o istikamete doğru uzayarak gitmesi...

İstanbul mu güzel; İzmir mi?
Deniz mi güzel; orman mı?                                              
Şehir mi güzel ; köy mü?
Ege mi güzel; Karadeniz mi?
O mu güzel bu mu?
Sorular..Çelişkiler..İkilemler..

Sonu olmayan tartışmalarla tüketirken ömrümüzü, belki de çok beylik bir laf ederek demeliyim ki: “Herşeyin başı insan”.
Dünyanın en güzel manzarası bile bir süre sonra boğar insanı, insan gibi  bir insan ile paylaşamıyorsa onu..
Tüm zamanların en lezzetli mezeleri ile donatılmış rakı masası yavan gelir; bir dost ile karşılıklı  oturamamış ise eğer.
Edebiyat tarihinin en derin  yazısı bile hiçbir anlam ifade etmez; kimse tarafından okunmuyorsa şayet..
İşte bundandır bu “merhaba” yazımı   içtenliğin değerini  iyi  bilen Ege insanı ile bağdaştırmam...

Yarın sabah olduğunda  ve koca İstanbul’un koşuşturması içerisinde bana biçilen rolü oynamaya başladığımda  geçecektir bu rahatsızlığım...
Değişecektir “Kalbim Ege’de Kaldı” ruh hali  güneşin ilk ışıkları ile..
Ama şimdilik bu tadı çıkarmak zamanı..
Direnen bir şehrin , kıytırık bir balkonunda yazarken tüm bunları avutuyorum kendimi “ Balkon nereden bilecek  hangi şehirde olduğunu!!”  diyerek..,
Bedenim burda olsa bile, ruhum  halen Urla’da.
Herkese Merhaba..