Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Dost biriktiriyoruz...

25 Temmuz 2012, Çarşamba - 12:29
Internetin, cep telefonlarının, tabletlerin, notebookların ve bilumum teknolojik ıvır zıvırların olmadığı dönemlerde , bugün yaşları kırk sularında gezinen ve seksenli yıllarda çocuk olan birçok kişinin hayaliydi Commodore 64 denilen cihaza sahip olmak..

O zamanlar “bilgisayar” derdik kendisine.. Ama şimdikilere baktığımızda  bilgisayar demeyi  içime sindiremediğim için –cihaz- tanımını kullandım.

Bir teyp ve o teybin içine konulan kaset ile çeşit çeşit oyunlar oynardık..  Ama öyle kaseti taktığında hemen çalışmazdı.  Teybin üzerinde küçük bir delik vardı.. Özel  küçük  bir tornavidayı o deliğe sokarak ayarlamak  gerekirdi  ilk önce.. Bunun da adına "kafa ayarı" denilirdi..

O kafa ayarını yaptıktan sonra ise müthiş bir keyif alırdık:  televizyona bağladığımız cihaz vasıtası ile kare kafalı adamları top peşinde koşturmaktan, bir uçak ile sağ sol yaparak ateş etmekten  ya da  üzerimize üzerimize gelen cisimlerden kaçarak  çok puan toplamaya çalışmaktan.

Ne mutlu olurduk çok puan topladığımızda!.

Sokakta oynanan oyunlardan , mahalle maçlarından, bir duvara asılı paslı çemberden topu geçirmeye çalışmaktan,  Japon kale dediğimiz maçları yapmaktan bile vazgeçmiştik  o  Commodore 64 yüzünden. Belki de  farkında olmadan ilk o zamanlar düşmüştük teknolojinin tuzağına..

Ama her şeye rağmen diyoruz ki;  Hayatında en az bir kere Commodore 64'e kafa ayarı yapan bizdendir.

**

Şimdi   Commodore 64 kalmadı. .Ama kafa ayarı yapmaya devam ediyoruz.

Özel ve küçük tornavidaları değil, rakı kadehlerini kullanıyoruz artık kafa ayarı yaparken..

Kare kafalı  adamların ve benzin depolarının üzerinden geçerek benzin alan savaş uçaklarının yerine, yaşamın gerçeklerini koyduk isteğimiz dışında..

Son canı kalmış oyun kahramanları gibiyiz..

Arada bir kafamızı soktuğumuz meyhanelerden,  edindiğimiz dostluklardan, yaptığımız sohbetlerden alyoruz yeni canlarımızı..

Hani sanki o dostlar olmasa,  ekranımızda “Oyun Bitti”  yazıverecekmiş gibi hissediyoruz. 

Eyvah canım kalkmadı!  şeklinde panik durumunda iken ,  yeni bir can kazandırıyor o dostlar bizlere.

Yeniden ve daha büyük umutlarla odaklanıyoruz oyunumuza böylece..

Bu oyunda bizi yaşatan;  feleğin çemberine çomak sokarak topladığımız puanlar değil , o melanet çemberinin dışına çıkabilme umudu oldu artık.



Kafa ayarına devam ediyoruz.

Ama bu oyunda puanları değil , insanları biriktiriyoruz.

Puan  kazandıkça değil, dost kazandıkça mutlu oluyoruz artık bizler.