Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Has Bakış
Ali HasdemirAli Hasdemir

Doğa adına suç duyurusu

06 Şubat 2012, Pazartesi - 13:03
Oksijen deposu Kaz Dağları (mitolojik adıyla İda)  büyük bir tehdit altında..

İda’yı nasıl anlatayım sizlere? Mitolojiye göre, ilk güzellik yarışmasının gerçekleştirildiği yerdir, desem..
Ya da yüz yıllardır, bin yıllardır yeryüzünün en güzel rüzgarlarını çam ağaçlarının iğne yapraklılarıyla, zeytin ağaçlarının gümüşlü yapraklarının filtre görevi yaparak dört bir yana servis ettiği oksijenle çevrenin yaşam kaynağıdır desem,  yine de sözcükler yetersiz kalır..  Çünkü doğasında her türlü canlıyı barındıran oksijen çadırı, özerk bir ülke gibidir İda. .

Uluslar arası kuruluşlarca tescil edilmiş doğal alanlar arasındaki yerini alan Kuzey Ege’deki oksijen deposu, mitolojik adıyla İda Dağı ya da Kaz Dağları, büyük bir tehdit altında.
Yok edilen doğa harikalarına yeni bir sayfa daha ekleniyor..  Kaz Dağları’nın eteklerinde yaklaşık beş yıl önce filizlenmeye başlayan doğa katliamı, önce eteklerine villaların yapımıyla başladı. Villaların yapımı sürerken, çivi bile çakılması suç sayılan yörede, rant peşinde koşan bazı maden firmalarının bu kez altın ve benzeri değerli madenleri arama bahanesiyle ruhsat almaları, ardından arama faaliyetlerine girişmeleri çevre katliamına bir yeni sayfa daha açtı.

Maden arama bahanesiyle binlerce ağacın katledildiği, doğal çevrenin delik deşik edildiği, eşsiz fauna ve florasının dengesi bozularak giderek çölleşmiş bir alana dönüştürüldüğü sadece uzmanının değil, kamuoyunu tarafından da artık yakından bilinen bir gerçek.

“Görünen köye kılavuz gerekmez” der atalarımız...

Kaz Dağları eteklerinde de, doğal yaşam şimdiden can çekişmeye başladı. Bergama ve Uşak çevresinde yapılan altın madeni işletmeciliğinin doğa için sakıncalı olduğu ve kanıtlanan vahim sonuçlarına karşın hala yeni girişimlerde ve sürekli denemelerde bulunuluyor.

Bir defa bu tür fiziki ve biyolojik deformasyonlar sonucu ormanların orman vasfından çıkarılması ve yapılaşmaya, ticaret metası haline getirilmesi gibi bir art niyetli bir talebin olduğu çok net, çok açık.

Madencilik konusunda ise günümüz Türkiye’sinde çok ciddi iddialar gündeme getiriliyor. Yabancı şirketlerinin bir bölümünün maden işletmeciliğini bir oyun gibi borsa alanında kullandıkları öne sürülürken sözkonusu bu çoğunluğu yabancı kökenli şirketlerin (bazısı Türk ortaklı) hiçbir katma değer üretmeksizin, istediklerini elde ettikten sonra ardlarında da tahrip edilmiş, hatta bitirilmiş bir doğa bırakarak gittikleri görülüyor. Arkalarına bile dönüp bakmadıklarından emin olabiliriz... Sonra biz bize, o muhteşem doğamızın çöle dönüşüm sürecinde ağır bedeller ödeyerek, çözümsüzlükle baş başa kalacağız her zamanki gibi.


Peki niye?

Sadece elin adamları zengin olsun diye...

Bu çok ciddi bir sorun. Çünkü hiçbir denetleme sözkonusu değil. Bu konuda hem Türkiye ekonomisi zarar görüyor hem de ülkemizin doğası mahvoluyor. Neden bugüne kadar önlem alınmadığı anlaşılamıyor, hükümetin bir çevre politikası üretmediği ve halen de üretileceğine dair bir işaret olmadığını da görüyoruz. Ortak değerlerimiz birer ikişer yok edilirken herkes ne kadar sakin ve sessiz. Havamızın, sularımızın kirletilmesi, tüketilmesi sonucu hepimiz zarar göreceğiz. Bu çağda bunu göremeyen yetkilileri kınamaktan öte şeyler yapmalıyız.

Sözün özü; çok acil olarak Kaz Dağları için önlem alınması ve tüm çevre için denetim ve yaptırım uygulanmasını istiyoruz.

Herkesi, torunlarımızdan ödünç aldığımız tüketilen doğamız için üstümüze düşen görevi yerine getirmek üzere art niyete, rantçılara karşı mücadele etmeye bir kez daha davet ediyoruz. Esen kalınız...