Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Eski Sandık
İmre Gaffaroğullarıİmre Gaffaroğulları

Devam faslına az kala...

30 Eylül 2014, Salı - 11:32
Mutlu bir hafta dileklerimle selamlar pari dostlarım,
Memleket duygusundan ve duygusallıktan olsa gerek, ''Sevda'' yı en iyi tanımlayanlarız...
Sırra kadem basıp kaybolan  acıma , hassasiyet gibi duyguları katsakda, bilirkiz ki yine de sever ve seviliriz.
Kimi zaman sabırsız  kimi zaman hırçın,  kimi zaman suskun...
Ne olursa olsun sevdanın yücüleğine inanmak ve emin olmak isteriz..
Onunla herşeyin ve herkesin üstesinden gelebileceğimiz algısıyla...
Bazen düşünüyorum  hikayeler ,romanlara konu olmuş nice sevdalar, bir bütün olabilmek için ne  savaşlar vermişler nelere göğüs germişler. Acaba sonra kavuşunca devam etmiş mi?
Sanırım  bu tutkulu  duygu seli,kimi zaman evet, bazen de tam tersine hüsran olmuştur..
Zira herkesin farklı bir beklentisi var sevgiye  aşka yada benim tabirimle  ben değil'' biz ''e dair. Değiştirmek değil karşındaki olduğu gibi kabul etmek tüm günahları ve sevaplarıyla...
Ne zaman olduğundan farklı bir insan ve ideal beklenti kalıbına koymaya kalkarsak sevdiğimizi, adım adım kaybediyoruz. Üstelikte hiç farkına varmadan. O adam, o kadın kendisi olmakdan çıkıp sizin yada aile veya sosyal cevrenizin beklentilerindeki kalıplara girmeye çalışıp özünü yitiriyor. İşte o zaman  duygularda  sıradanlaşmaya başlayıp birlikte olgunlaşıp''biz''e ulaşmak yerine adım adım tekdüzeleşiyor ilişkilerimiz.
Sıradan oluveriyoruz,sıradan olmanın bir sakıncası olmamakla beraber, içindeki dinamikleri yitirmemek gerek sanırım bir ilişkinin en önemlisi de duygusal yanını.
Zaten sonrası saygı, vefa toz duman ardına tufan,uzaklaşan, farklılaşan iki insan. Bir zamanlar ayni yastığa başkoymağa  emin ve kararlılıkla  söz verdiğiniz kişi artık yabancı olmasa bile o duygu seli içindeki  birey değil. Derken bir adım ötesi zaten çıkmaz sokak, Vicdan, kişilik, istekler, duygular, pişmanlıklar, keşkeler dizi, dizi  kuyrukta...Hepsi sorgulanmak için bekliyorlar, biz dediğimiz o kayıp  varlığı.
Ve  biliyoruz ki artık biz yokuz...
Eskiden böyle şeyleri dile getirmek bile ayıp sayılırken, şimdilerde  daha iki ayını bile doldurmamış  ilişkilerde bile sona ne kadar çabuk gelindiğini görünce şaşırmadan edemiyor insan. Ne oldu bize ne zaman yitirdik sevda için savaşma duygusunu. Karşılıklık esasımı belirleyen ilişkileri.
Senin yaptıkların, benim fedakarlıklarım mı hep bizi birarada tutan şey.
Kendi adıma  hiç bir şey beklemeden kaybetme duygusunun korkusunu bile bile sevmekde  bir  onurlu davranış diye düşünmekteyim. Mücadeleni ver sonuna kadar  yap elinden geleni en son noktaya kadar. Hiç değiştirmeye çalışmadan sevdiğini sonra olmuyorsada sana elbet çıkarılacak bir  güzel tecrübe vardır.
Kaybetmek olsada nihayetinde. Onurlu savaşlar verip,  kaybetmekde bir erdemdir Sevda adına elbette kimse yitirme duygusunu tadmak istemez, tersine  yaşanacak ne varsa bu kısa yaşamda zaman, zaman abartığımız herseyden öte, bir sakin huzur  ve sevginin gercekten bizi güçlü kılması adına. Lakin  dostlar bunun kaderle de bir alakası yok.
Karşınızdaki ne kadar  idrak ediyorsa bu mücadeleyi o kadar kazanan veya kaybeden oluyorsunuz. Zira korkularımız, güvensizliklerimiz daha önceki kötü tecrübelerimiz var hepimizin sevdaya dair ve hep kalkanlarımızı dimdik tutarak yürüyerek kazanamayız bu  harbi biz
Buna rağmen incinme, kırılma ezilme duyguları sevdanın önünden arap atları gibi koşmaya hazırdır her daim,Ne zaman geçeriz bu endişe ve vesveselerden  o zaman anlar, fark eder, biliriz ki uzaklarda  bir ışık büyüyerek ve içimize ışıl ,ışıl parlayarak  girecek  ve ısıtıcak tüm yüreğimizi tüm korkularımıza  inat ve  daha bir güçlü devam faslına  başlıyacağız  tekrar  ''biz'' olarak
Mutlu  haftalar