Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Eski Sandık
İmre Gaffaroğullarıİmre Gaffaroğulları

Devam faslı, sürgün...

04 Ağustos 2014, Pazartesi - 12:55
Merhabalar Pari dostlarım,  araya virgül atınca, ne de çok anlatacak, yazacak şey biriktiriyor insan.

İçiniz içinize sığmıyor,  bir an önce kalem kağıda sarılma hissi var ya ömre bedel. Bu geçtiğimiz günlerde eski deli zamanlarımı andım. Nedir  içimde hep bir veda busesi ve kaçma duygusu bilinmezinde. Sanal alemden çıkıp gerçek dünyadan hesapsız   bir  kaçışa vurmak. Kendimi ve sebebini çok irdelemedim zaten...
Ne gereği var ki...
Yolun yarısını geçmiş bir adam için hesap ve kitabın ne önemi var. Hel hele  bu saatten sonra hiç bir anlamı yok. Gitmek ve sadece gitmek...
İstedim ve yaptım diyebilmeli, bu bayağılaşan yaşamda...
Belki siz de “bende varım” diyeceksinizi, kimbilir... Her neyse, hayatımının bu evresine gelinceye dek, çok çılgınca yaşadım ki, yazmaya kalksam Pariyazarlar da yer kalmaz misali...
Değişmedim ve değişmem, hep içimden geldiği gibi yaşadım...Kimbilir nerede ve nasıl söndüreceğim kandili, ben bilmiyorum...
Hiç te yadırgamadığım eski deli aklıma uydum, yakın bir dostumla  “Eyvah, eyvah” filmine mekan sahipliği yapan Geyikli kasabasına gittim.
Hani öyle bir beklenti  içinde de değildik. Atatürk heykeli yerine geyik heykeli, üç dükkandan birinde “eyvah eyvah”  ismini görünce bu kadar saf ve bozulmamış bir kasabanın bile nasıl etkilendiğine şahit oldum.  Allahtan balıkçı Mustafa vardıda biraz kendimize gelebildik. Balıkçı Mustafa, “yok, yok bakın hala biz varız gelin misafirimiz olun, hem de sabaha karşı çorbalar bizden” diyerek yakaladı bizi,biz gibi olanları...
Sonra uzun zamandır karşılamadığım güneşi kendilerine özel aksamlarıyla, müstesna  balıkçı abilerle birlikte karşıladık içimde bir bitmez sevda özlemi, içimde bir ayrılığa dair bir buruk ezgi dudaklarımda  bir sabah cigarası, kadim dostun hoş muhabetiyle...Bir hayal dünyasından diğerine yolculuklar yaptık.  birde kadim diyebildim dostumla. Bilmeden bir anda kendimizi bir adanın ortasında Cunda’nın göbeğinde buluverdik birde üstüne dünyanın en muhteşem bebeği,köpeği birde hiç beklenmendik ters köşe bir süpriz ile işte dedim kendi kendime, bu aslında hayat ne ötesi ne berisi...
Anlayacağınız  gönlümüzce yedik içtik en güzel meylerlerden ve tadlardan tekne ile mavi Ege’yi selamladık, geceyi gün ettik ki, sormayın gitsin.
Her anı bir ömre bedel...Ederi mi, mutluluk...
Uykusuzluk mu o sadece minik ayrıntı yaşadık ya gönlümüzce hissettik...
Büyük  bir şevkle vurduk kendimizi yeni yollara  maceralara....
Bir bayram molasında,  içimizde açmıştı, begonviller,  yasemin kokuları sarmıştı her yanı, Ege’nin mistik coşkusunda.  Ve Cunda ardı, Çeşme...
Hep bildik yer ama bir baktım ki,  kuru kalabalığın içinde bir başka güzel Çeşme...
Şimdi ise başka başka yollara tekerlek çevirmek lazım, hayat beni yakalamadan ben onu yakalayayım diye....
Ha nerde sona erir bilmiyorum, anladım ki, dostlarım hiç bir şey artık ertelenemez, eğer niyet yol almaksa, devam faslı ise bir sürgün....
Hepinize mutlu, sağlıklı, huzurlu ve aşk ile sevginin kapladığı hafta ve haftalar diliyorum...
Sevgi ile kalın,  hoşça ve dostçakalın