Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Gülümse
Gülsen GürGülsen Gür

Derin, tezgahı açamıyor...

11 Aralık 2013, Çarşamba - 12:35
Torunum Derin Anı defteriyle geldi ziyaretime . Soğuktan elleri burnu buz gibi olmuştu. ''Neden eldivenlerini giymedin?" dedim. "Fakir çocuklar gibi üşümek istedim, o zaman onları daha çok anlıyorum, onlar için senden bir şey yapmanı istiyorum. Defterime yazdığın bu yazıyı pariyazarlarda yazarmısın? Orayı çok kişi okuyor.
Bu soğuk günlerde birde yılbaşında yazıyı okuyan bir çok kişi onlara yardım eder, ne olursun yaz ! " dedi...
"Hangi yazı ?" dedim, telaşla çevirdi sayfaları ve okumaya başladı heyecanla;
Derin odamın kapısını çalmadan pür telaş girdi içeri telaşla...
Heyecanlı heyecanlı başladı konuşmaya '' Anneaneciğim senin okuduğun kitapları Migros' un önün de satabilirmiyim kazandığım paraların yarısını kumbarama atacağım yarısınıda fakir çocuklara vereceğim dedi ''.
Amaaan kızım kim senden kitap alır ki ''deyince .
'' Öyle deme anneanneciğim, ben güzel kızım benden alırlar '' dedi. 
Cumartesi günleri babasına gidiyor, dönene kadar unutur diye üzerinde durmadım...
Pazar günü bir ateş topu gibi girdi içeri...
'' Olmuyor işte olmuyor belediye izin vermiyor, satamıyorum kitapları''dedi hırçın bir sesle.
'' Nereden öğrendin '' dedim. '' Of anneanne of televizyon seyretmessen hiç bir şey öğrenmezsin, dizide kadın pazar da reçel satacaktı, belediye izin vermedi, birde üstelik onunkiler organikti.  '' Odasına girdi ağlayarak kapısını hızla kapattı.
Akşam yemek saatinde annesi yemeğe çağırdı, ağlamak dan gözleri şişmişti.
''Neden bu kadar üzüyorsun ki kendini '' dedim.''
Bütün hayallerim bitti, para kazanamayacağım fakir çocuklara yardım edemiyeceğim ''dedi hıçkırarak.
''Üzülme annen yarın onlara kocaman bir pasta yapar, doğum günün de sana gelen hala paketleri ile duran oyuncaklarla giysilere ilaveten bir şeyler  alır götürürüz onlara dedim...
Yine meşhur ofları ile kırılgan bir sesle '' Of anneaneciğim of siz büyükler bizi hiç anlamıyorsunuz, onlara herkes kullanılmış giysiler, kolu kopuk bebekler, tekerleksiz kamyonlar götürüyor, kimse onlara harçlık vermiyor. Biz çocuklar için kendi paramızın olması çok önemli, onunla sizin seçtiğiniz şeyleri değil, kendi sevdiklerimizi  alabiliriz, o zaman mutlu oluruz ''dedi.
Ağlıyarak kalktı  masadan...
Annesi ile göz göze geldik...
Gözlerimizden akan yaş çorbamıza tuz oldu...