Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Gülümse
Gülsen GürGülsen Gür

Derin bir yazı...

26 Ekim 2012, Cuma - 00:16
Bu yazımı iki nedenden dolayı yazdım.....
Birincisi Derin devamlı sitemlerde '' Herkesi yazdın beni yazmadın '' diye....ona bayram hediyesi olsun istedim....
İkincisi '' kene '' konusunda dikkatli olunması için mesaj vermek istedim....
Bu arada benim üzerimde ki talihsizlik rüzgarı esmeğe devam ediyor....
15 günde üç kez kırılmak, üç kez alçıyla rekorlardayım....29 Ekim de tekrar film çekilecek...ağrılarım devam ediyor...
Tek meşguliyetimdi internet.... O da eimden gitti...Bilgisayarıma virüs girdi....günlerce tamirdeydi...Yeni elime geçti.....
Yine güzel yazıların birikmiş....Yarından itibaren okumaya başlıyacağım....Güzel Yüreğine sağlık....
Derin'e söz vermiştim, yaz tatilinde İstanbul' un tarihi yerlerini gezecektik birlikte....
Tatil programlarımız birbirine uymayınca, gezimiz Eylül ayının başlarına sarktı...
İlk durağımız Derin' in ısrarla istediği İslam dünyasının kutsal yerlerinden biri olan Eyüp Sultan Camii idi....
Caminin önünde çantasından telaşla baş örtüsünü çıkarttı, bize '' haydi sizde örtün '' ded.
Kitap kurdu girişte ki kitapçıdan bir dua kitabı alarak kitap kolleksiyonuna birde dini kitap ilave etti.
Duasını etti....Avluda ziyaretçilere Acıbadem Kurabiyesi dağıttı....
'' Kaybettiğimiz yakınlarımız için dua edermisiniz lütfen '' dedi....
Yerli yabancı turistlerin ilgi odağı oldu....
Cami çıkışı başını açtı, bu sefer başına güllü tacını taktı....
'' Devamlı saç modeli değiştiriyorsun '' dedim....
Bilmiş, bilmiş '' Yerine göre '' dedi....
İkinci adresimiz Piyerloti kahvesi idi....
Teleferikle muhteşem Haliç manzarasını seyrederek çıktık ....
Nede özlemişim babacığımla kahve içişlerimizi....
Herkes keyifle kahvaltı etmekte....
Bizim masamız da mini minnacık bir kedi yavrusu.....
Anne kız kaşla göz arası bulmuşlar....
Masamızın mönüsü Petibör bisküvi....Kutu süt....
Kediciğin adı tarafımdan LOTİ oluyor....
Biraz sonra kardeşide geliyor....Onun adı da PİYER....
Az sonra annede bulundu, aile tamam....
Tamam olmaya tamam da bunlar ne olacak şimdi???
Az konuşan ben aniden çal çene olup, yalvar yakar....
Cafeni sahibi Ahbet beyi en duygusal tarafından vuruyorum....
Ayrılma saati geldiğinde...
Cafenin arka bölümünde bir kutu içinde ki PİYER, LOTİ ve anneleri hep birlikte miyavlıyorlar...
'' Güle...güle '' der gibi....
Günümüz güzel geçmesine güzeldi de....
Ne yazık ki ertesi gün ki Kapalıçarşı gezimiz iptal oldu....
Derin' in boynunda ki kene günümüzü kabusa çevirdi....
Hastaneye gider gitmez,derhal acilin karantina bölümüne alındık.....
Derin' in ''ÖLÜCEM '' feryatları arasında kenenin çıkarılışı....
Sekiz gün müşahade altın da tutulma....
Gün aşırı kan vermeler....
Elimiz yüreğimizde beklemelerin sonucu....
Derin' in '' Yuppiiiiii .....yaşıyacağım '' çığlıkları....
Doktor hanımın '' Gözümüz aydın, tehlikeyi atlattık, hem bu zaten yavru keneydi '' sözleri üzerine...Bizimki avaz avaz ağlamakta.....
'' Ama yazık onu şimdi annesi arar ''......
Derin bu anı,anına uymaz....
Bir bakarsınız minicik ellerini açıp, başını örtüp türbede tanrıya yakarır....
Bir bakarsınız minicik jimnastik mayosu ile Anadolu Ateşinde dans eder...