Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Denizin, özgürlük türküsü...

22 Nisan 2013, Pazartesi - 05:23
Rutin kalabalıklar ve rutin devredişler...
Kulak yalan sözcüklerin, göz ise olanın bitenin, trajedyasında,  trat atanların alkışında...
‘Vay arkadaş, vay’ serzenişinde...
Bahaneler sinsilesinin, yumak, yumak dolanışında ve gün yüzünü dönüşünde,...
Meçhul yazarlar, ilmik ilmik kazak örüyor, merhametin ağır basan terazı kefesinde, can ağrısı, teskin ediyor, kulunu...
Yazık oldu, yazık ömürlerin, felekle alışverişinde...
Belirgin simanın, boynu bükük duruşunda, amansız feryatların, Yaradana yakarışında...
Yorgunum...
Yama tutmuyor ki, kalp...
Takipsizim, harç yapan ustanın duvar örüşüne...
Toparlanmış heybemin ağır omuz yükünde, limandan kalkan son gemiye adım atışında, geride kalanlara el sallamanın  buruk vedasında...
Denizin özgürlük türküsünü şakıyarak söyleyişinde,  geçmişin  takvim yapraklarına not düşülmüş alt başlıkları,  tekzip için sırada...
Manşete taşınmış nice başlıklar, büyütmüş büyütmesine de spot haberlerin başlık derdinde...
Kimine göre kara, kimine göre ak...
Kimi hayran, kimi hadi ordan...
Kimi ise, çalınmış çocuklukların damla bırakışında...
Uçurtma uçuruyorum gökyüzüne....
Yarınları yırtsınlar, şimdiden vaadsiz, yalansız, çıkarsız, ne varsa güzellikten yana
sunsunlar her berrak gönüle diye...
Yüz çeviriyorum, beni ben gibi görene, beni ben gibi sevene, beni benden öte bilene...
Dedim ya, son geminin yolcusuyum artık, durulmuş kısa devre yapmış ömür sunan gönlümünün asil sahibine...
Tüm mayınları patlattım,...
Yol alışım artık doğanın mevsimsel  döngüsünde, gönülden bıraktığım yağmurların arkası gökkuşağının ışıltısında...
Dün yitik, gün kazanç....