Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Deli kızın, deli soruları...

30 Temmuz 2013, Salı - 13:32
Aynada ki tüm yansımalarım...Olması gerektiği gibi şeffaflığında...
Gülümsemem de güller açıyor  her gönülün çiçeğinde karşılık buluyor... Kabul vermediklerim ise yontulması gereken ne varsa onun artıkları gibi surat asmakta...
Gönül gülüyorken, asık surat niye ki diyişimde...
Arsız bir yanıt geliveriyor...
“Vaçgeçmeyişin afaki direnişinde saklı”
Kare asları oluşturan oyun kağıtlarının dizilişinde sıralamamı yanlış olsu acep...
Yoksa şans diyiverip kolay kurtuluşa sığınma girişiminde mi?
Deli kızın deli soruları bitmiyor ki?
Bilgi denizinde kulacını dar göletlere çevirme merakı içerisinde, ufak sularda boğulmanın, anlamsız dudak büküşünde...
Kim ne der?
Kim ne anlar?
Kimsesiz soruların kimle biten öznesinin adsız oluşunda, çoğunluğun her daim azınlığında kardelen olmanın arsız dışa vurumunda...
Kelimeler yorgun cümle kurmaya...
Oysa, ama, bilakis, parantez açışlarında, bir rehberin tercüme edişi için alakasız dile gelişinde...
Üç nokta...
Yüreğin can buluşunda, beynin çapraz sorgusunuz net olmayan yanıt arayışında, bilinenin kör döğüşünde...
Avunmalar, gülen gönle dair...
Yapma duruşların, gong çalan hayat inkarında...
Kulak sağır...
Affetmelerim yarına dair...
Saat gün tüketme telaşında,  yeni yüzlerin, yeni tebessümlerine temelsiz bakışında...
Ayırt etmenin değer bulmadığı tekrarın yürek yıpratan diyalogların susmalarında...
Boşuna boşluk yaratmanın doluyu arama çabasında, direncin saflığında...
Mütemadiyen, karmanın tamam edilişinde...
Oldum ya da olmadım
Doldum ya da hep boştum...
Koştum sıra dışı madolyonun arka yüzü için engelli engelsiz...
Yol aldım ya da yarı yolda kaldım..
Tamamlanışın hep aynı finalinde, 
Bilsen ne yazar, bilmesen ne...
Aynada ki yüz gülümsüyor,
Asık surat kızgın bakıyor...
Gönle bak o hep ne diyor...
Hep aynı nakarat, introsu uzun upuzun söze varış için sazın teline vuruşta...
Metronom sayıyor, tık tık...