Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Değerli olan sizsiniz...

14 Aralık 2011, Çarşamba - 01:59
“Hugo” filminde, Hugo Cabaret arkadaşı Isabelle ile saat kulesinden Paris manzarasına bakarken hayatta herkesin bir amacı olduğuna inandığını anlatırken şu sözleri söyler:
“Ben bütün dünyayı büyük bir makine olarak hayal ederdim. Bilirsin, makinelerde hiçbir zaman fazla parçalar olmaz. Onlar her zaman ihtiyaç duyulan net parça miktarı ile birlikte gelir. Ben de, tüm dünya da büyük bir makine olsaydı, ben ekstra bir parça olamam diye düşünürdüm. Benim burada olmamın bir nedeninin olması gerekir. Bu da senin de belli bir nedenden dolayı burada olduğun anlamına gelir.”
Yaşam yolculuğunda hepimiz çeşitli deneyimler yaşarken bazılarımız da yaşam amaçlarını sorgularlar. İçlerindeki bir ses bu dünyaya belli bir amaç için geldiklerini söyler. Bazıları ise bunu sorgulamayı tercih etmeyip hayatı geldiği gibi yaşarlar. Sonuç olarak iki şekilde de yaşam hepimiz için gizemler barındıran çok değişik bir yolculuktur.
Ben açıkçası Hugo Cabaret’in söylediği gibi herkesin bir amacı olduğuna inanlardanım. Bence her bir kişinin bu dünyada var olmasının küçük ya da büyük bir nedeni var. Zaten bu yazımda da küçük ve büyük amaçları ve buna bağlı olarak insanların bu konuda düştüğü yanılgılardan bahsetmek istiyorum.
Son 20 yıldır oluşan yeniçağ akımı ve de kişisel gelişime olan ilgi birçok insanın kendisini sorgulamasına, gerçek kimliğini aramasına ve de hayat amaçları doğrultusunda kararlar almalarına yol açtı. Bu akımla birçok insan hayallerindeki işleri yapmak amacıyla çok keskin değişimler geçirerek farklı seçimler yaptılar. Gerçek anlamda hayat amaçlarını bulmuş olanlar bu yeni yolda ilerlerken bu karardan çok emin olmayanlar ya da belli bir akıma kapıldıklarını hissedenler zor zamanlar geçirmeye ve de eski işlerini aramaya başladılar. Sonuç olarak şu anda da hayat amaçlarına uyanan kişiler değişik deneyimler yaşıyorlar. Ancak bütün bu yeniçağ akımı aynı zamanda da büyük bir yanılgıyı da beraberinde getirdi. İşlerinden ve yaptıklarından memnun olmayan insanlar sahip olduklarını görmezden gelerek yürüdükleri yollardan başka yollar seçmeye başladılar. Bu da yukarıda bahsettiğim gibi hayat amacında yürüyen değil tam tersine yerinde sayıp kayıtsızlık hisseden bir topluluk yarattı. Bu durum, onlar yanlış yaptığı için değil sadece bulundukları mevcut duruma direnç gösterdikleri için oluştu. Bu kişilerin en büyük sınavı oluşan kayıtsızlık duygusundan arınarak beklemeyi bırakıp yola devam etmektir. Tekrar yolda yürümeye başladıklarında yenilikler ve fırsatlar mutlaka karşılarına çıkacaktır. Aslında içinde bulundukları durum onların dönüşümlerini sağlayan ve uzun vadede onları güçlendiren bir deneyimdir.
Günümüzde sürekli gelişen teknoloji ve kapitalist düzen tüm insanlarda hep en iyiye sahip olma alışkanlığı yarattı. Bu durumu hayat amacına sahip olma durumuyla birleştirdiğimizde birçok kişide toplumun en ünlüsü, en iyisi, en zengini, en güzeli, en ruhanisi, en aykırısı, en güçlü gurusu gibi etiketlere ulaşma isteği oluştu. Bu en iyiye ulaşma isteği topluma medya ve reklamlarla aracılığıyla sürekli pompalanan kendini tamamlama kısır döngüsünden kaynaklanıyor. İnsanlar oldukları halleriyle tam ve mükemmel olduklarını fark etmeyerek yetersizlik duygularını dışsal etiketlerle tamamlamaya çalışıyorlar. İnsanlar hayat amacını gerçekleştirmeyi çok zor bir proje gibi algılayarak kendilerini zor bir sınavın parçası olarak görebiliyorlar.
Bu dünyada olma nedeniniz çok büyük ya da küçük bir şey olabilir. Ama bana göre amaç amaçtır büyüklük ya da küçüklük sadece bir etikettir. Bir anne çocuğunun iyi ve kötü gününde hep yanındaysa o amacını gerçekleştiriyordur. Bir çöpçü her gün çöpleri topluyorsa o amacını gerçekleştiriyordur, hastanede yatan bir hasta çevresine sağlığın ne kadar değerli olduğunu hatırlatarak amacını gerçekleşiyordur, bir gazete muhabiri okuyuculara haberi iletiyorsa amacını gerçekleştiriyordur, bir öğretmen öğrencilerine bir şeyler öğretiyorsa amacını gerçekleştiriyordur, bir dost zor zamanında yanında olup dertlerini dinliyorsa amacını gerçekleştiriyordur.
Eğer kendinizi amaçsız hissediyorsanız bunu bir daha düşünmenizi tavsiye ederim. Yaptıklarınız ve yapmadıklarınız herkeste bir etki bırakıyor. Yaşam dediğimiz mükemmel sistemin önemli bir parçasısınız ve o yüzden sadece varlığınız yeter. Yaşam oyunu bitene kadar elinizden gelenin en iyisini yapın ve değerli olduğunuzu bilin.