Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Damlalar hükümsüz, Tanrı'nın alışlarında...

02 Eylül 2013, Pazartesi - 01:49
Bugün varız, yarın?
Nefes alıp veriyor olmanın hayat kılan olgusunun mucizesini bilmiyor olmanın rahatlığında...
Oysa bir an ve atmıyor o kalp...
Öyle ki?
Geri dönüşü olmayan vedanın gönle ve göze bıraktığı sızının derin ahlarında yok oluşunda çaresizliğinde...
Geride ne mi kalıyor?
Yaşanmışlığında sizde bırakılanla avunma...
İşte o an anlıyorum, işte o kayıpta...
İyi olmanın, kalp kırmamanın, sevginin, saygının duruşun ne kadar önemli olduğunu...
Çünkü tek bırakılan miras...
Gidenin ardından gönül izlerinin yadedilişini...
İyi olmak, dürüst olmak, kalp taşıyan herkese mahsus değil mi?
Yoksa günde düstür haline mi dönüştü...
Ölenin ardından adettir mi iyi demek...
Ama sonrası bir aması vardır...
Aması olmayan gönüller hiç silinmeyecek izler bırakır ve hep iyi hatırlanır...
Kıymetlisi bu değil mi?
Üzgünüm kayıplarıma...
Mecburi vedalar, ışıklar içinde olsun ve geride kalanlara sabır diliyorum...
Evet yarına yapacak çok şey kalmıştı...
Ama en acısı bir annenin üç evladını yaşarken toprağa vermesi...
Şimdi yürek yangınlarda, gelde söndür...
Ne gülsuyu ne buzlu şerbet, ne de başka bir avuntusu yoktur o ananın yoktur...
İyiydi ve gitti demekde yetmiyor ki...
İncilerini sessiz sessiz dökecektir yine....
Nasıl bir kaderdir bilinmez...
Bir oğlunun ölüm yıldönümünde bir diğerini de kaybediyor, olmak...
Yaşarken iyi sarmış sarmalamış olmakta yetmez şimdi...
Acı paylaşılıyor mu?
Dilde evet gönülde hayır...
Anlatılmıyor ki gönlü kaplayan derin sızının hüznü...
Yazmıyor kalem suskun ağlıyor yalnız...
Gidenin yaşama vedası mı?
Yoksa bir ananın sessiz çığlığı mı?
Damlalar hükümsüz, Tanrı”nın alışlarında...