Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Dala tutunmak...

13 Kasım 2012, Salı - 18:10
Kökleri henüz toprağın derinliklerine ulaşmamış ve gövdesinin toprak üstünde kalan kısmı çaresizce beklemekteydi  at kestanesi ağacının.  

Biraz ötesindeki kocaman ceviz ağacına baktı kafasını kaldırarak.. 

Kimbilir nasıl da sağlam tutunmuştu toprağa ve ne kuşlar konmuştu şimdiye kadar dallarına..

İmrenerek baktı ona ve biraz da umutsuzlukla..

O da büyüyecekti birgün. 

O da sert esen bir rüzgarın dallarını kıramayacağı kadar güçlenecek ve insanların kolayca incitemeyeceği  sağlamlığa erişecekti  eninde sonunda..

Fakat neye yarardı ki? 

Büyük ceviz ağacı gibi,  dalları yan apartmanın dördüncü katının balkonuna kadar uzansa bile  neye yarardı?

Asla o ceviz ağacı gibi meyve veremeyecekti insanlara.. 

Kendisinin verdiği  kestaneleri yemeye çalışan çocuklara, akıl öğretecekti büyükleri;  “ o yenmez bırak onu elinden,  at kestanesi o “  diyeceklerdi..

Bir tekme atacaktı çocuk belki de,  onun yıllarca büyük bir emekle yetiştirdiği kestanesine.

Bir ıslaklık  hissetti incecik gövdesinde .

Gökyüzüne doğru kafasını çevirdiğinde , pırıl pırıl ve masmavi bir hava gördü. 

Anladı ki;  bu ıslaklık yağmur değildi. 

Olacağı buydu işte!..  Bir adam işiyordu  kendisinin üzerine..

Boşuna hayıflanmıyordu şanssızlığına at kestanesi ağacı..

Koca ceviz ağacı dururken adamın biri onu seçmişti işemek için.

Bunun nedenleri üzerine kafa yordu bir süreliğine ve hemencecik anladı..

Öyle ya, diğer ağaç evlerin hemen yakınında dururken, bir duvarın dibine sıkışmış küçük bir at kestanesi ağacının  dibine işemekten daha uygun bir yer varmıydı ki?

Ağlamaya başladı küçük at kestanesi ağacı..

Ağlayarak ıslattı kendi yapraklarını..

**

Bir gürültü duydu tam o sırada ve bir çığlık attı o heybetli ceviz ağacı, acıyla..

Önce bir dalına indi balta, apartmanın dördüncü katındaki bir balkondan.

Sonra diğer dalına bir darbe daha..

İki uzun dal koptu gövdesinden   düştü dibine.

Bazı sesler işitiyordu.

En büyük yaprağını açtı ve duymaya çalıştı..

Bir adam ve bir kadın aralarında konuşuyordu..

”Şu dalı da kes, şu dalı da kes!. Denizi görmemizi engelliyor!”

Kesilen diğer iki daldan daha büyüktü o dal ve bir kez daha indi balta..

Sonra bir daha ..Bir daha..

Kopmak üzere olduğunda çatırt!  diye bir ses duyuldu..

Ardından büyük bir acı hissetti , sanki kendi dalı kırılmış gibi..

İşte o an hiç büyümek istemedi küçük at kestanesi ağacı..

Kendilerine fayda sağlayan , kocaman bir ceviz ağacına bile bunları yapan insan, neler yapardı eğer büyürse faydasız bir at kestanesi ağacına..

Bir daha hiç şikayet etmedi ve asla kıskanmadı az ötesinde duran ceviz ağacını, at kestanesi ağacı.