Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Gülümse
Gülsen GürGülsen Gür

Çok sevenlerin deli hali...

27 Ocak 2014, Pazartesi - 11:52
Yağmur’un sesine uyandım. Saat sabahın dördü. Dön o tarafa, dön bu tarafa, uykum kaçmaya görsün bir kere, tekrar uyumak ne mümkün? Her zamanki gibi başucumdaki kitaplığıma uzandım. Bakalım ne gelecek şansıma? Üzerine kızımın fotoğrafını yapıştırdığım, 1994 yılında yayınlanan, defalarca okuduğum, her okuyuşta hıçkırıklara boğulduğum Betty Mahmudi' nin “KIZIM OLMADAN ASLA” sı.
Önce uzun uzun kızımın gülümseyen resmini seyrettim. İçimden inşallah Betty' nin de yüzü gülüyordur artık dedim.
Kitabın kapağını açmamla, yere kareli kağıda alelacale karalanmış kızıma ait bir not düştü.
Aynen yazıyorum;
Bugün 26 Haziran 94 Pazar. Üç senedir bizimle beraber olan, evimize çoğu zaman neşe katan o küçük varlığı ile biz koca insanları eğlendirebilen minik Aliş'imiz öldü. İlk kez bugün farkına vardım. Hayatım boyunca kavga edebildiğim tek canlı oydu. Ben ona, o da bana bağırırdı.Kardeş gibiydik. Hala inanamıyorum. Sanki her an sesini duyacakmışım gibi geliyor. Babam çok kötü, en çok onu severdi. Aileden biriydik yine üç kişi kaldık. Onu çok özleyeceğiz.Hiç kimseyi, hiç bir şeyi sevmek istemiyorum artık. Çok acı veriyor.Bazı ruhların hayvan bedeninde dünyaya geldiğini söylerler, kim bilir belki bir gün yeni bir şekilde karşılaşırız ve bize selam verir.
Hoşçakal Aliş !
xxxxx
Tam koskoca yirmi yıl, nasıl da hızla geçiyor zaman.
Kızımın notunu okuyunca gözümün önünden geçti Aliş’ li günlerimiz bir bir…
Sakin ailemizin sesi, gülüşü olmuştu. ‘’Canım ‘’ diye seslenirdik birbirimize, bir canıma o bin ‘’Canım‘’ la cevap verirdi.
Bir gün hastalandı günlerce veterinere taşındık. Her geçen gün daha kötüye gidiyordu.
''Canım'' larımız ne yazık ki artık yankı yapmıyordu.
Bir sabah babamız gözleri kan çanağı içersinde ''Aliş ölmüş'' dedi. Beklenen haberdi ama beklemekle yaşamak ayrı şeylerdi. Katıla katıla ağlamağa başladım, şu an da olduğu gibi.
Kızım fırladı yatağından, üçümüz birbirimize sarılıp ağlıyorduk.
Gider ayak yine yapmışdı yapacağını. Alişsiz üç kişilik bir sevgi yumağına dönüşmüştük onun yasını tutarken.
Telefon çaldı karşıda tam yirmiiki yıllık arkadaşım, şimdi '' Kanka '' diyorlar ya işte o cinsten.
'' Ne o niçin ağlıyorsun? '' diye sordu. ''Aliş öldü '' dedim. Göz yaşlarım yine sel.
''Amaaaan Allah aşkına, bende korktum birine bir şey oldu zannettim '' demez mi ?
O an bütün vücudum buz kesti, hele yüreğim...Bir daha ne ateşler yaktı ama yüreğimi çözemedi.
Çiçekle, böcekle yedi cihanla barışık ben, yaşamım da ilk kez bir insanı gönül tahtımdan indirdim.
Şimdi  orada heybetli yüreği ile Aliş oturuyor.
Kafesine düşen masmavi tüylerini üçümüzde hala saklıyoruz, onu tüm sevgimizle anarak.
Acımın çok yeni olduğu günlerde çıkmıştı Yeşim Salkım’ ın ''Deli Mavi'' şarkısı.
Sanki Aliş için yazılmıştı sözleri. O gün bugündür ne çok severim o şarkıyı aynı Alişi sevdiğim gibi.
Aliş sen beni duyuyorsundur biliyorum, bak ne söyleyeceğim sana, ''Senden sonra kimler geldi, kimler geçti evimizden çeşit çeşit ama biz hiç dört kişi olmadık.
Bak yine üç kişiyiz yüreğimizde ki senle...
Gel o cıvıl cıvıl sesinle birlikte söyleyelim Yeşim Salkım' ın şarkısını...
Son bakışın duruyor gözümde
Bir alev gibi deli mavi.
Son gülüşün duruyor yüzümde
Çok sevenlerin deli hali
Söz , sana yemin sana söz kör olayım yalansa…
Değmedi değmez gözüme başka renkte iki göz… /Seda Akay