Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Gülümse
Gülsen GürGülsen Gür

Çiçek gönül telinde...

09 Nisan 2012, Pazartesi - 09:32
Merhaba ben ''şair '',
Aslında mektubumun tarihi eski. Çiçek kardeş bendende dertli. Şu kendini aşık sanan, aşıktan yana..
Serde erkeklik var ya, hep erkektir ya şairler. Çiçeklerde kendini aşık sanan aşıkdan yana.
'' Sen az bekle, kalmadı bende tahammül,  takayım güvercinin kanadına mektubumu '' dişi....''Buyur yol senin '' dedim.
Aslında çiçek kardeş ne de güzel yazmış mektubunu, bizden de etmiş söz. Gerek yok o söylemiş söyleyeceğini bir de ben uçurmayayım güvercini dedim.
Taaa....uzaklardan seslendi baba şair '' Geothe '' '' Olmaaaz, biz seni elçi seçtik, benim hala kemiklerimi sızlatmakda bunlar, bir türlü öğrenemediler kendi yüreklerini yazmayı, belki bu mektupdan sonra silkelenirde yürek sazları, çalmaya başlar '' dedi .
Elim varmadı bir türlü yazmaya....çekindim önce. Sordum çiçek kardeşe '' Bu herşeye küsen aşıklar, bana da küserlermi? diye.....,
Cesaret verdi, vefalı çiçek kardeş. '' Yaz, yaz ki öğrensinler aşkdan yana her şeyi. Kalp kırmanın nasıl yürek kanattığını, gerçek sevginin nasıl gönüllerde güller açtırdığını....

Haydi şimdi  alayım sazı hiç boş durmayan elime.
Ey aşık; Nedir bu kalemine verdiğin ceza ? Çöz yüreğinin prangalarını. Kalemin, yüreğin özgür kalınca ruhun nasılda soluklanacak gör......
Yüreğin var, kaleminde var , tutuyorsada elin, neden sende şair olmayasın.....Gerçek aşklar değilmidir aşığı şair yapan?
Nedir bu başkalarının limanına sığınmak ?
Bak Nazım nasılda katık etmiş '' gurbet kokulu '' kalemini yüreğine....
Sabahattin Ali o kahpe kurşun girene kadar bedenine, avaz avaz bağırmış Sinop Hapishanesi*nin taş duvarlarından....
Dışarıda deli dalgalar, gider duvarları yalar...
Seni bu sesler oyalar, aldırma gönül aldırma....
Onca sıkıntı, onca keder yıldırmamış onları. Hep en ön saffı tutmuş srvgiliye olan duygular. Yar hem baş tacı olmuş, hem gönül yarası. Yara hep kanasın ki hiç unutulmasın yar.
Şimdi öylemi ?
Önce iş, sonra maç....biraz Face.....bolcada uyku....
Kızlarda öyle, önce kız kıza cafede sohbet, biraz dedikodu biraz hobi....onlarda da maus.....
Hiç emek verme, yorma kendini....sonra şikayet et aşk dan, aşık dan yana. Koysana elini taşın altına. Yazsana iki satır, alsana gönül.....
Olurmu?
Varya çantada keklik Hikmet, Asaf, Süreyya, Yücel.....Birde onlardan kalan büyük miras. Yaz yaz, oku oku bitmez. Ne gerek var kalem oynatmaya.....
Gerçek aşk bizden önceki nesillerdeydi. Ninelerimizde, dedelerimizde....anne, babalarımızda. Onlarda ''perdesiz'' di aşk. Onlarda şarkıları, şiirleri, çiçekleri misafir ederlerdi sevgilerinin yanına ama kendi duygularını hep baş köşeye oturturlardı.
Eski aşık, mahcubiyetinden söyleyemese, yazamasa aşkını, bulurdu başka bir yol. Üsküdara giderken bulduğu mendilin içine '' lokum '' doldurarak sevdiğini mutlandırır yada eski zamanlarda ki gibi yarin penceresinin altında çaldığı gitarının telleriyle öpüşürdü gözyaşları.....
Köyde ki aşık samanlığı seyran ederdi yavuklusuna.....
Kentdeki sırça köşkü tuzla buz ederdi başına.....
Köy deyince düştü aklıma. Okuma yazma bilmez aşıklar aşığı Veysel, teli kalem eder sazına....
Görmez gözüyle sevdiceğini ''afeti devran '' görür. Kalem tutmaz eli, sazının tellerinde yazar dizeleri. Yazarda yazar...Hepsi olur '' uzun ince bir yol ''. Sırat köprüsü kadar ince o yolda, ateşlere düşme pahasına yürür. Görmeğen gözleri aşkı uğruna görmezki kimseyi.
Aşk budur işte. Aşk yürektir....Ayıpmı olur ? Omu duyar, bumu duyar değildir. Haykırmaktır dağlara, taşlara. Haykır ki aşkın cevabı '' yankı '' olsun dönsün sana.....
Çiçek kardeş, çok yazdım çok yoruldum. Aslında bu sevgi bilmezlere ne yazsam az. Sayfalara sığmaz yazmalarım. Ben sözümün arkasındayımdır hep, onlar benim '' arkalı sözlerimin'' de arkasında durmaz.
Ne emeklerle yazdığım o paha biçilmez değerdeki dizelerim, öylesine ucuzlar ki ellerinde. Ben ''tek '' bir aşkıma yazmışımdır onları, onlar buldukları her kağıt parçasına karalıyıverirler onları ''değenede '', ''değmeğenede ''.....
Bu sevda tembeli aşıklar, lafta aşıktırlar. Esince mangal da kül bırakmazlar, düşünce yerden almadıkları burunları, almaz sevdanın '' kokusunu ''.....İçleri yansada, '' kor '' olsada yürekleri....Elleri varmaz yürek atışlarını yazmaya.
Ne gerek var.....BİZ VARIZ YA........