Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Cafe keyif
Cengiz PalaCengiz Pala

Cevat Şakir’in cennet Bodrum’u (Halikarnassos)…

19 Şubat 2011, Cumartesi - 21:32
Bodrum’a ilk gelişim 1976 Eylül başlarıydı. Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın Mavi Sürgün, Merhaba Anadolu, Aganta Burina Burinata, Turgut Reis gibi her biri klasik olan eserlerini ; Bodrum’a, doğaya, denize olan tutkusunu okuyup etkilenmiştim. Azra Erhat, Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi birçok aydınla yaptığı mavi yolculuklar da benim bu cennet köşeyi görme arzumu artırmıştı…İstanbul’dan otobüsle 14-15 saat süren gece yolculuğundan sonra, (O yıllar otoban, çift gidiş-geliş yollar olmadığı gibi, yolun büyük bir bölümü toprak, bozuk ve virajlı idi) sabaha karşı Bodrum’a varmıştık…Çarpılmıştım, bu ne güzellikti, çivit mavisi denizi, doğası, havası muhteşemdi. Kale bütün ihtişamıyla çok yakışmıştı buraya. Henüz yapılaşma yokken, Kale, Tepecik camisi, eski yapılar, Karaada’nın ihtişamı daha Yokuşbaşı’ndan ‘’Hey yavrum hey’’ dedirtiyordu…,Mavi yolculukların bugün yapılanlara göre daha küçük teknelerle gerçekleştiği o yıllar, Karaada, Akvaryum ve Gökova körfezinin Bodrum’a yakın, el değmemiş koyları gerçekten bir başka güzellikteydi.İstanbul Ortaköy doğumlu, boğaz çocuğu idik ve deniz yaşamımızın olmazsa olmazıdır hala, Bodrum da belki bu yüzden beni bu hassas yerimden vurmuştu. Buraya yerleşme arzusu ile de bir ev alarak yarım da olsa Bodrumlu olmuştuk…Yalıkavak, Turgutreis, Gümüşlük, Bitez , Ortakent, Yahşi doğal güzellikleri ile yaz ayları yerli ve yabancı turist ziyaretlerinin yoğun yaşandığı yerlerin başında yer almakta, koylarında beş yıldızlı oteller turist gruplarına hizmet vermekte…Bodrum’da güneş bir başka doğar ve batar, yağmur sel olur, hortumlar yaşanır, fırtınası eski tabirle ‘’Eşek Poyrazı’’dır, ardından süt liman, limonata gibi bir hava kucaklar sizi…Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bodrumlu için, hala hayranlık uyandırır, çok şey borçlu olduğu bu bilim adamı, filozof, Bodrum’a palmiyeyi, ocaliptusu, mimoza, amber gibi bitkileri yurtdışından, begonvili ise Büyükada’dan getirterek bu bölgede gelişmelerini sağlamış, ‘’İyi ki Bodrum’a sürgüne gelmiş’’ dedirtmiştir…Bodrum girişinde, Yokuşbaşı’nda, sizi Cevat Şakir’in , ‘’Merhaba. Yokuşbaşı’na geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler, akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler’’ deyiş i karşılar ve gerçekten de dönerken Bodrum’da mutlaka aklınız kalır…Bodrum’un her köşesinde, taşında, toprağında, denizinde Halikarnas Balıkçısı’nın izleri vardır, Bodrumlu çok şey borçludur ona, özellikle de bir ‘’Merhaba’’… Cengiz pala 19 şubat 2011-Bodrum