Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Çay mı, kahve mi..

24 Mayıs 2012, Perşembe - 01:06
Bazı misafirliklerde birbirlerinin yüzüne yüzüne çay olup akar insanlar.

Evde yaşayan en küçük canlı ise, olmayan sohbetin sıkıştığı anlardaki en büyük kurtarıcıdır.

“Ne tatlı şey bu!!” diyerek girizgahın yapılmasının üzerinden beş saniye geçmeden seri şekilde ve kombine soru yağmuru başlar.

-Kaça gidiyorsun?

-Dersler nasıl?

-Hangi takımlısın bakayım?

Oysa bir gün sonra hatırlanmaz ki genellikle o tatlı şeyin kaça gittiği ve derslerinin nasıl olduğu…

Neredeyse yıllardır hiçbir faninin yanıtını alamadığı, ama herşeye rağmen sormaktan bir türlü vazgeçmediği o malum soru gelir peşinden.

-Anneni mi babanı mı daha çok seviyorsun?



İşte o an beş yaşındaki “o tatlı şeyin” ilk panik durumudur..

“Ne halt etsem ruh hali” ve belki de ilk isyanıdır.

Önce annesine , sonra babasına bakar çaresizce ve o malum yanıtı verir.,

-İkisini de..



Beklediğini cevabı alamayan misafir ise bozuntuya vermeden konuyu değiştiriverir hemen..

Değiştiriverir dediysem, esasında kısa bir zaman önce onun da cevabı verilmiştir ev sahibi tarafından.Yine de sorar.



-İşler nasıl?


Yaklaşık olarak ondört dakika  önce  gayet teferruatlı bir biçimde;  "işlerin idare ettiği , başını alıp giden cari açığın endişe yarattığı, kendileri için olmasa da gelecek nesiller için üzüntü duyulduğu" belirtilmiş ve hatta pekiştirme maksatlı olarak  "Hayırlısı!! Hayırlısı!!  biçiminde iki kere söylenerek “  derin bir mevzu tatlıya bağlanmıştır ..

( Babaannenin;  "Bisssss........" diyerek yerinden kalkıp, ilacını içmeye gidişinden üç dakika kadar öncedir.)


Oysa tarafları tatmin etmemiş olacak ki, başa sarılır ve tekrar sorulur..


-Daha daha nasılsınız..??


-İyiiimm..


-Dahaa..


-Şüküürrr!!


**

Çok konuşulup bir şey anlatılmadığından olsa gerek , “bunu saymaz genellikle mülk sahibi”…


Bir çay daha içmek istemeyen adam ise onlara da bekler illaki...İşte o an, anlaşılmaz bir endişe sarar küçüklükten beri hep içimi...Bir çeşit düello daveti gibi gelir..Bir nevi deplasman fobisi gibi bir şey ve “her horozun kendi çöplüğünde ötme gayreti” sanki..


Geç olmuştur artık ve yarın iş ile güç vardır , aynı dün olduğu gibi..


Bir misafirliğin daha sonuna gelinir böylece ..


Bütün  yaşamımız boyunca tekrarını yaşayacağımız günlerin provası niteliğinde bir sahnedir  bazı misafirlikler..