Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Çemberin dışı
Cenk UrasCenk Uras

Çay bardağındaki mavilik...

20 Haziran 2012, Çarşamba - 14:35
Adam; cebindeki bir avuç leblebinin yarısını verdi Mehmet Kaptan’a.

Çalıştı motor, sürdü tekneyi maviliklere kaptan.

İki çay bardağını yan yana yapıştırdı adam..

Öyle birden değil, incecik bir sicim gibi akıtarak koydu rakıyı bardaklara.

Rakının şişeden bardağa doğru süzülüşünü seyretti  uzun uzun.   Hiçbir anını kaçırmak istemez gibiydi bu yaşadığı zamanın adam.

Ciğerlerine çektiği her nefesin hakkını veriyordu sonuna kadar.

Cebindeki  bir avuç leblebinin kalan yarısını da gelişigüzel bıraktı çay bardağındaki rakının yanı başına.

Tekne hareket ettikçe, leblebiler ne yana gideceğini bilemeyen insanlar gibi sağa sola dağılıyorlardı..

Kimisi yere düşüyor, kimisi direniyordu. O düşenleri  topladı . Düşenleri toplarken , direnen leblebilere benzetti kendini.

Bir leblebi attı ağzına ve tam ortadan  ikiye böldü dişleri ile. Mehmet Kaptan’a baktı. Dişleri yoktu. Olanlar da pek bir işe yaramaz gibiydi.

”İyi ki dişlerim var” diye sevindi. Durduk yere  sevinecek bir şey bulduğu için kendini beğendi.

Ağzındaki yarım leblebiyi ıslattı rakı ile ve çiğnedi. Çiğnedi ..Çiğnedi…

Leblebi yemenin bile tadını çıkarıyordu. Ağzına avuçla leblebi atarak, hapır hupur yediği günleri düşündü..Leblebi tozunu da.

**

Yavaş hareket ederse, zaman daha yavaş akacak gibi bir hisse kapılmıştı.

Oysa  tekne;  şarkıyı söyleyene  ayak uyduramayan bir orkestra gibi hızlı gidiyordu hareketlerinden.

**

Sustu motor.

Durdu tekne.

Balık buldu denizden.

Huzur buldu o günden.

Babaya bağlandı teknenin ipi ile birlikte umutlar.

Düğüm çözüldü. Tekne yürüdü. Umutlar denize düştü..

**

Tekneden indiğinde   “belki bitmemiştir, belki devam ediyordur “ düşüncesi ile,  yine yavaş attı adımlarını  ve yürüdü kaldırımın kenarından aheste aheste..

“İşte acı gerçek bu olsa gerek lay lay lom “  diye tekerleme ile şarkı arası  bir şey dolandı  diline.



Umutlarını  denizin dibine attı.

O umutları balıklar ve  umutları yiyen balıkları da insanlar yedi.

Umut denilenin;  gerçekte tek bir sahibi olduğunu sanmanın  bir yanılmasa olduğunu , sürekli olarak anlam yüklediğimiz  bazı nesneler tarafından el değiştiren bir metaya benzediğini düşündü.

Bir  avuç leblebi, bir kıytırık tekne ve bir yudum rakının onu alıp götürdüğü yerden, numarasını bilmediği bir otobüs ile uzaklaştı adam.
Cebinde kalan son leblebiyi ise fırlatıp attı camdan.