Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Büyük Ada’nın arkasında ne vardı

16 Mart 2011, Çarşamba - 19:08

“Bu saatten sonra sende fırtına bile kopsa; bende yaprak oynamaz” dedi ve istifa etti..!!
İlginç adamdı doğrusu..
Bildiğini okudu, bilemediklerini okuyamadı ve gitti..
Kötü hoca mıydı, hayır..!!
Belki de Beşiktaş’a gelmişlerin en iyisi..
Zaman zaman, takım çok iyi maçlar çıkardı. Sandık, Barcelona seyrediyoruz.
Kıskançlığından çatlayanlar hariç, gören “Maşallah” da dedi.
Ama, 1 maçlık  saltanatlıklardı bunlar.. Sonunda dikiş değil, kendi patladı..!!
 
Futbol, hayatın yansıması, hayatın ta kendisidir ya..
Bu yüzden size, bugün, YAKAMOZU anlatacağım..
Dedik ya, bazen bakarsınız da göremezsiniz.
Bazen de “doğru” bildikleriniz YANLIŞ’tır..
O zaman sonuç, hayal kırıklığıdır.
Bazen de tam “BAŞARDIM” derken, ona bir “AN” kadar yaklaşmışken..
Her şey yıkılıp gider.. İşler tersine döner. Başarısızlık kafanıza geçer..!!
Neyse, gelelim YAKAMOZA..
Birçok kişi “YAKAMOZ” denilince, şehrin denize vuran ışıklarını anlar..
Ya da Ay ışığının deniz üzerindeki resmini..!!
Oysa, onlar YAKAMOZ DEĞİLDİR..
Onlar, şehir ışığının denize yansıması, AY Işığının şavkıdır..
Hani, büyük şair demiş ya “Ayın şavkı vurur sazım üstüne”
Yansıması yani..!!
Kısacası, o şarkının yanlış sözlerinin tersine, Her gece denize vurmaz YAKAMOZ..!!
Çünkü yakamoz, dışarıdan denize gelen değildir.. Denizin içinden çıkandır..!!
Denizin ta içindedir yani..!!
Onun “ilacı” aysız gecelerdir.
Şehir ışıklarının ya da ay ışığının parladığı zamanlarda gerçek yakamozu göremezsiniz..
Misal İstanbul’da,
Adaların arkası çok müsaittir buna..
Çünkü orada, yerleşim yoktur, dolayısıyla ışık yoktur..
İşte ne olursa öyle gecelerde olur..!!
 
Denize olta atarsanız, misinanın suyu yardığı yerlerin ışıl ışıl yandığını görürsünüz.
Suya taş attığınızda veya suyu elinizle karıştırdığınızda suyun adeta alev alev yandığını
hayretle izlersiniz..
Eğer denize atlarsanız, vücudunuzdan dökülen binlerce damlanın saat fosforu gibi parladığını fark eder ve bu müthiş doğa olayının karşısında küçük dilinizi yutarsınız..
Teniniz, bu fosforlarla oynaşır..
Suyun üstü yanar.. Şaşırırsınız..
Bu, ya saat fosforu gibi yeşilimsi ya da altın rengi gibi sarımsıdır..
Milyonlarca su parçacığı nasıl da ışıl ışıldır.. İnanamazsınız..!!
Teknenin pervanesi çalıştığında ise durum iyice “vahim” olur..
Pervanenin attığı suya baktığınızda floresan gibi yandığını görürsünüz.
Gemilerin pervanesinden  çıkan beyaz köpükler yakamoz değildir..
“Nedir peki O, o zaman?” derseniz..
Sadece Beyaz Köpüktür onlar..
Yakamoz ise benim anlattığımdır..
Bu, muazzam bir doğa olayıdır..
Bakar bakar doyamazsınız.. Hele suya girmişseniz..
Her suya dalıp çıktığınızda, binlerce, on binlerce YANAN boncuğun üstünüzden aşağıya doğru kayıp gittiğini, döküldüğünü görünce ne düşünürsünüz..
Defalarca suya dalıp çıkarsınız..!! Değil mi..!!?
Oynarsınız suyla çocuklar gibi..
Boncuk boncuk yüzersiniz..
Dedim ya, yine de doyamazsınız..!!
Aşık olursunuz aşık..
Yüz binlerce ateş böceğini düşünsenize!!
Oysa bu denizdeki planktondur..
Hareket ettirilirse, dokunulursa vücutlarındaki madde harekete geçer.
Milyonlarcası bir araya geldiğin de ise ortaya yakamoz şöleni çıkar..
Böyle bir durumda ne yaparsınız..
Arkadaşlarınıza anlatacaksınız, göstereceksiniz ya..!!
Ee, olayı görüntülemek istersiniz..
 
İşte, onu yapamazsınız..!!
İzin vermez size..
Görürsünüz de görüntüleyemezsiniz..
Çünkü, kameraya almak için ışık, fotoğraf için flaş patlattığınızda her şey silinir..
Sanki hiç olmamış, sanki hiç yaşanmamış gibi..!!  Silinir..
İşte futbol da hayatın burası gibidir..
Görürsünüz de görüntüleyemezsiniz..
Bilirsiniz de gösteremezsiniz..
Hırsınıza yenilip
“Başarı çabuk gelsin” diyerek
Sahaya, 7-8 hücuma dönük oyuncuyla çıkarsanız..
Yani sinirlenip, olayı görüntülemek için flaş patlatır, ışık yakarsanız..
Her şey SİLİNİR..!!
Hiçbir şey çekemezseniz..!!
Hiçbir şey görüntüleyemezsiniz..
Tıpkı, YAKAMOZ GİBİ..
SİLİNİR GİDERSENİZ..!!
Bu yüzden yakamozun resmi yoktur..!!
 
Halbuki; yakamozu, tam anlamıyla anlatamasa bile görüntülemenin, başka yolları vardır..
Futbolda da kendinizi ispat etmenin..!!
Bilmem anlatabildim mi Bay Schuster..!?
 
Hadi şimdi tekrar edelim..
Neymiş, her gece denize vurmazmış yakamoz..
Neymiş, aysız gecelerde olurmuş..
Neymiş, güçlü ışık yakamozu söndürürmüş..
Sonra, gördüğünü ve bildiğini ispat edemezmişsin..
Daha önce, süper şeyler de yapmış olsan bile,
Yakamoz gibi sen de silinirmişsin..
 
Neyse, OC yine kaçar..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben Can; Orhan CAN
 
NOT: Sandaldan olta ile lüfer avında bu yüzden lüks yakılır.
Misinanın denizdeki yakamozu kırılsın, balık ürkmesin, kaçmasın diye..
Giden bir teknede yakamozu görmek gibi..
Işığın geldiği taraf değil de, karanlık olan yanda..
Sudaki yakamozun derecesini..
Ya da balık sürülerinin bıraktığı yakamoz izini..
Bir iki teknik açılımı daha var, belki ileride anlatırım..
 
2. NOT: İlk yakamoz yazısını 2005 yılında H.O. Tercüman Gazetesi’nde yazmıştım..
FUTBOL FELSEFESİ ile olan ise HÜRRİYET’e nasip oldu..