Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Dalida ÖzatayDalida Özatay

Burayı seviyorum…

05 Nisan 2011, Salı - 17:00
Adeta bir dağ havası… Deniz de kurşuni denen renkte. Havanın durumu, ne kadar da insan psikolojisini etkiliyor. Güneşi gördük mü seviniyoruz hatta umutlanıyoruz. Güzel günlerin geleceğini düşünüyoruz. Ama bulutlar güneşle beraber umutlarımızı da örtüyor. Ben Nişantaşı demek istiyorum. Başkası ne düşünür bilmem ve laf aramızda bu noktada bilmek de istemiyorum. Ben bu semti seviyorum. Buranın bir enerjisi var. Eski binaların arasından geçmenin, renkli vitrinlere göz atmanın, Topağacı’ndan aşağı yürümenin, kafelerinde kahve içmenin veya Valikonağı’nın dar arka sokaklarında gezmenin tadı bir başka. Dünya markaları buradaymış, alışverişin kalbi burada atıyormuş, sosyete buraya takılıyormuş gibi şeylerden bahsetmek istemiyorum. Onu herkes biliyor…

Hani eskiden mahalle diye bir kavram vardı. İşte o samimiyet burada devam ediyor. İnsanlar kiminle komşu yada sokağın başındaki manavın adını biliyor. Bir de bu semtin yalnız yaşayanlar var… Bankacı, reklamcı, işletmeci yada emlak danışmanı hiç fark etmez. Bu grup ise yalnız yaşamayı isteyerek veya istemeyerek seçmiş olsalar da semtin sıcaklığıyla yalnızlıklarını hissetmiyor. Mahallenin o yalnız adamı, evinden çıktığı zaman herkesle selamlaşıyor. Evine en yakın kafede otururken masasını ziyaret edenlerin sayısı çok. O ise yaşının rakamsal boyutunun aksine çocuk gözleriyle esprilerini savuruyor. Bazen daha sessiz olabiliyor. Bu kez o çocuk gözleri hüzünle bakıyor. Anlatmayı, dinlemeyi seviyor. Ama bir kere yalnızlığı seçmiş… Sınırlarını iyi belirliyor, belki de korkuyor. İşte onun bu duygularıyla seveni çok, kızanları da aslında nedense kızamıyor.

Nişantaşı’nın bir de yoğurtçusu var. Eskiden sokak aralarından geçen yoğurtçular... Moda’da vardı ama artık oralardan da geçmez oldu. Görmeme gerek yoktu, elindeki zilin sesi gelişinin habercisiydi. Mahallenin yoğurtçusu Nişantaşı’ndan geçmeye devam ediyor. Omuzlarına koyduğu sopanın iki ucundan sarkıttığı tepside yoğurdunu yapıyor. Nişantaşı’ndaki yoğurtçu amcayı herkes tanıyor. Mesleğini babadan devralmış. Şimdilik edindiğim bilgi bu kadar daha fazla şey öğrenirsem mutlaka paylaşacağım.

Nişantaşı’nın yeme-içme mekanlarını zaman zaman yenileri de ekleniyor. Vitrininde zeytinyağlı ve soğuk başlangıçların bulunduğu Meva, bunlardan biri. Beyaz boyalı, üç masalık bu mekanda öğlenleri lezzetli ve sağlıklı yemekler yemek mümkün. Nişantaşı’nın en yeni mekanlarından biri de Nişantaş Menu… Bostan Sokaktaki mekan, zeytinyağlıları ve sıcak yemekleriyle çok beğeniliyor. Yemekler, günlük olarak hazırlanıyor. Zeytinyağı Ayvalık’tan, tereyağı Bursa’dan, organik gıdalar ise Gökçeada’dan geliyor. Öğlen yemeklerinin yanı sıra iş çıkışları için de ideal bir mekan. Arka taraftaki bahçe de sıcak günler için son sürat hazırlanıyor.