Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Bugün sevgi günü...

15 Haziran 2014, Pazar - 16:35
Bu yıl farklı bir fikir atıldı ortaya. Haziran ayının ikinci Pazar günü kutlanan Babalar Günü kutlanmasın denildi. Ben bu fikre katılıyorum. Evet, bu yıl medya sussun. Yas ilân edilmesin tabii fakat TV programları Babalar Gününden ölçülü bahsetsin. Gazeteler bu yıl ciğeri yanan yüzlerce çocuğun kuruyan gözyaşlarını yüreklerine akıtmasın, acılarına acı katmasın. Soma cehenneminde evlat acısıyla kıvranan babalar, can havliyle yaşıyorlar. Onların durumuna da hassasiyet gösterelim. Kimsenin özgürlüğünü kısıtlamayacağı için bu anlamlı kampanyanın uygulanmasında ne bir zorluk ne de fedakârlık gerekecek.
Somada babasız kalan çocuklar bu acıyı ölümüne çektiler, büyüdükçe ve hayat boyu babalarının yokluğunun ıstırabını bilinçli olarak yaşayacaklar. Yüzlerce çocuk, yüzlerce küçük yürek bu kocaman zulmü, haksızlığı, baskı ve ezilmişliği sorgulayacaktır. Bizim de gelecek neslin yüreğini yumuşatmamız, onların yaşam şartlarına, eğitim ve gelişimlerine katkıda bulunmamız gerekiyor.
Babalarının yorgun ve cansız bedenlerinin toprağa terkedilmesine henüz alışamamış olan Somalı yavruların, alay edercesine başkalarının sevincine ortak olmalarını beklemeyelim. Onlar neden babasız kaldılar, babaları bir lokma ekmek uğruna neden madene iniyordu, bu mecburiyet nedendi? Neden onlara insanca davranılmıyordu? Onlar ölüme meydan okurcasına korumasız ve kontrolsüz madene indiler, naaşlarının üzerine hesaplar yapıldı, cezadan kaçanlar oldu, vicdanlarını gömenler oldu. Yüzlerce genç erkek madende kölelik yaparken öldü. Facianın hangi tarafına bakarsanız bakın, kırım var.
2014 Yılının en iyi baba ödülünü vermeye hazır mısınız?
Her nerede ve her ne yaşta olursa olsun babasını ebediyen kaybeden bir evlat böyle bir anma gününde hüzünlü olur. Onun da kutlama şekli yıllar geçince şekil değiştirir. Babasının hatırlanmasına çalışır, hatıralarını gündeme getirerek mezarını ziyaret ederek dualarla minnet borcunu öder.
Babası yanında olan bir evlat, bu mutluluğun bilincinde ise, eğer bu sevginin önüne bir set çekilmemişse, baba bir ihtiyaç değil de hayatına ve ömrüne saygı duyulacak bir varlıksa, bu kampanya babaya sevgi gösterilmesi için engel teşkil etmez.
Bir de adet yerini bulsun diye, kaz gelecek yerden tavuk esirgememek için bir araya gelen karakterler var ki kesinlikle sevgisiz değiller fakat yaşamlarına damga vurmuş diğer değerleri ön planda tutarlar. Somadaki yangın onlar için de günü iyi ve güzel geçirmelerine engel değildir.
Anne babanın anlaştığı ve kurdukları yuvada sevgi ve saygı yumağı içinde yaşayan bir evlat zaten bir yıl daha baba şefkati yaşadığı için mutludur. Somadaki ruhi sarsıntı, dökülen gözyaşları yüreğini acıtmış, binlerce kez Allaha şükretmiştir.
Peki, babalar günü, anneler günü, sevgililer günü, doğum günleri olmazsa ne olur? Yaşlılar günü, çevre temizlik günü, engelliler, hayvanlar vs..vs.. anılmazsa ne olur? Bunların hiç biri de olmazsa kıyamet kopmaz fakat hayat o kadar kısa, acımasız ve zaman zaman o kadar zor ki, normal bir insanın, toplumun motivasyona ihtiyacı şart oldu.
Renksiz, ruhsuz insanlar mı olalım? Kendimize ve sevdiklerimize ufacık mutluluklar da mı vermeyelim? Yaşadığımızı, sevdiğimizi, düşündüğümüzü, ilgimizi, şefkatimizi, hissetmeyelim mi? Hissettirmeyelim mi? Biz duygusuz muyuz? Robot muyuz biz? İnce düşüncelerle büyütülmemiş olsak bile, biraz daha zarif biraz daha sevimli ve yapıcı olamaz mıyız? Bugünün paylaşımları yarının hatıraları değil midir? Yaşanmamış yıllar mı olsun? Saman gibi bir hayat yaşamaya değer mi? Hele seven, özleyen, birbirlerine kıyamayan insanlar için bu reva mıdır?
İç dünyamızı duygularla besliyorsak, sevgimizi bir günle sınırlandıramayız. Bunu ifade etmek, paylaşmak yüce Tanrının insanlara bahşettiği bir lütuftur. İnsan olmak, insana insanca davranmak da bizim görevimizdir.
Bugün sevgi günüdür. Alın rüzgârlar, sevgimi özlemimi dualarımı bulutların ötesine götürün, bilemediğim kadar uzaklarda benden ırak Allaha yakın iki ruh var, beni seven, kızlarını kollayan, içimdeki yangınları söndürmeye çalışan, mutluluklarımla süzülüp huzura kavuşan, acılarımı içimden söküp atan, ben güldükçe ruhları aydınlanan iki ruh var * baba oğul * gibi birbirlerini seven. O pırıl pırıl yürekler bilinmeyende huzur içinde kalsınlar. Yüreğime ve gönlüme ışık tutsunlar.