Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Bu nasıl kaderdir yahu!...

27 Ekim 2012, Cumartesi - 00:19
En son Kasımpaşa’nın stadına Gutuli mutili, yani maaile geldiğimizde “Sana söz Yine baharlar gelecek Beşiktaş” diye yazmıştım..

O gündür bugündür bir türlü bahar gelmedi..

Paşa’nın yeni yöneticileri stadı cillop gibi yapmışlar..

Bütün koltuklar gıcır..

Basın ve Şeref tribünün koltuklarına ise sünger kıyağı yapmışlar..

Besbelli “Rahat etsin cism-i can” diye..

Paraya acımamışlar hani..

Her şeyi yapmışlar da internete bağlanılmıyor. İşte, onu yapamamışlar!

İnternet yok.



Statta önce gazeteci arkadaşım Eray Emin Aydemir’i görüyorum.

“Kim alır maçı?” diyorum..

“Beşiktaş alır abi” diyor..

Bir ara, ihtiyaç gidermek için malum yere gittiğimde İsmail Er’i görüyorum.

Beşiktaş’ın efsane muhabirini yani.. İyi gazeteci!

Neredeyse bebekliğinden beri haberci olarak Beşiktaş’ı takip ediyor!

Bir kabinde, arkası dönük, beni görmüyor..

Diğer kabine de ben giriyorum.. Bu trafikte, hani derler ya “Denizleri yar da gel” diye, evet, aynen öyle gelmişim stada.. Yarmışım da gelmişim.. Havamdayım yani!

“İsmail ne olur maç” diye bağırıyorum, kabinden kabine..

İsmail’den ses gelmiyor.. Belli ki sesi tanımaya çalışıyor!

Muhtemelen, “Ulan tuvaletin yan kabinindeki adam da kim?” diye düşünüyor..

Sonra yankılı bir ses yayılıyor ortama “Beşiktaş alır!”..

Sesimi tanımadığı belli! Ne de olsa yankılı bir ortam. Eko durumu hani!

Tabii, Reha Muhtar gibi sesim olsaydı her ortamda tanınırdı(!)

Neyse, “Beşiktaş maçı alsa iyi olur. Alamazsa küme düşme hattındayız” diyorum.

Kendi kendime konuşuyorum işte..

Bu arada, Almeida ampul gibi asıyor topu Paşa’nın ağlarına..

Kendilerine ayrılan yeri hırca hınç dolduran Beşiktaş sevdalıları hiç susmuyor.

“Sevemez kimse seni benim sevdiğim kadar” diye bağırıyor..

İsmail hemen telefona sarılıyor. “Nihayet gol attık” diye müjde veriyor birine..

Buraya dikkat! “Nihayet..!!”



Golden önce Kasımpaşa taraftarı “Yönetim istifa” diye bağırıyordu.

Var bi’sıkıntı demek.. Bu kadar yatırım yapan, geçmişte Beşiktaş’ın şampiyonluklarına imza atan Kasımpaşa yöneticilerine “istifa” diyorlar..



Beşiktaş’ın üst üste girdiği, aynı atağın pozisyonlarının sonunda Fernandes’in golü geldi.

2 oldu!

Demek ki bu gece rahat rahat “Entellektüel faaliyet” yapacağız.. “Entelektüel” değil ha!

Çift “Le”li olandan yapacağım.

Doğru kelime tek “Le”li olan ama ben çift olanı kastediyorum..

Hep efkardan “takılacak” değiliz ha.. Bu sefer ki de sevinçten olsun.



Eray yanımda oturuyor ne yazdığımı okuyor.

“Aman abi” diyor “Daha maç bitmedi..”

“Yok yok” diyorum “Bu akşam farklı..”

Sen misin böyle diyen.. 2-1 oldu. Paşa golü boldu.

Eray kendi kendine konuşuyor bu arada.

“Yok abi yok, bize rahat maç seyretmek yok” diyor.

2-1 oldu da, “Yok artık, 2-0’dan da maçı verirsek…!!”

Yani, yine mi kederden “Entellektüel faaliyet!” yapacağız..

Bu, nasıl bir kaderdir yahu..

Şayet bu kaderse, kabul etmiyorum böyle kaderi..

İsyanım var o zaman..!!

Tam bu sırada Anadolu Ajansı’ndan Ercan Doğan bana sesleniyor..

“Orhan abi yine aynı durumdayız” diyor..

Bakıyorum, sağ elini yumruk yapmış sıkıp sıkıp bırakıyor..(!)

Baş parmak ile işaret parmağını “estetik” olarak birleştirip açıyor yani..

Anlıyorum ki o da, artık bizim için sıradan olan taşikardi modunda!

“Sen bırakamazsın entellektüel faaliyetleri” diyor..

“Yok ya..” diye yanıtlıyorum..

“Bırakman için Beşiktaş’ı bırakman lazım.. O da, ihtimal bile değil” diyor!

Buyurun buradan bakın bir de meseleye..

Ne demeliyim ki buna..

Ve Sivok’un golü geliyor. 3-1 oldu.

And olsun ki, ben bugün kararlıyım, efkardan değil sevinçten “takılmaca” yapacağım!

“E, artık 4-3 olmaz her halde” diyorum Eray’a..

Maçın başından beri susmayan Beşiktaşlılar, “Pınarbaşı burma burma leylim leylim aman”a geçince de Neyzen Tevfik bohemizmine sevdalı biri olarak; “Nasıl ‘takılmaz’ adam anam babam nasıl takılmaz” diye ses çıkartıyorum..

Durum 3-1 ya kendi kendime konuşuyorum işte!

Unutmadan yazmalıyım, İsmail ikinci yarı yanımda yok. Sesin yankı yaptığı yere mi gitti ne..



Bu arada, Almeida bire bir kalıp öyle bir gol kaçırdı ki..

Eray kulağıma eğiliyor ve “Abi” diyor, “Gözümüzde büyütmüşüz Kasımpaşa’yı, bir numara yokmuş. Resmen toplama takımmış..”

Bakın, maçın sonunda “İyi takım olduk” açıklamalarını duyar gibiyim ama siz inanmayın.

Sadece bu gece orta halli bir takımı yendik o kadar..! Bana inanın..



Hakemin gözü önünde Almeida öyle bir faul yaptı ki..

Resmen adamı iki eliyle göğsünden itti.. Hakem “devam” dedi..

Buna ben bile “Pes be Hakem” derim..  Beşiktaşlı kayırma istemez.. Beşiktaş'ın kayrılmaya ihtiyacı yok çünkü. Arı Beşiktaş. Yenilirse de adam gibi yenilir. Anlayın artık şunu..



Artık son 3 dakika var. Oyuna Batuhan girecek. Almeida çıkacak..

Ama o sırada sakatlık oluyor. Değişiklik bekliyor.

Sanırım Batuhan “Şansımın içine” diyordur..

Maç başlamadan önce yapılan ısınma hareketlerinde beni çok güldürmüştü..

İlahi çocuk.. Bi’kendine bak da, iyi ol! Her şeye rağmen bağrımıza basalım seni..

Umutsuz vaka olma.. Benden söylemesi



Ve maç bitti..

OC kaçar.. Nereye?

Tabii ki "Entellektüel faaliyet” yapmaya.. Çift “Le”lisinden ama..

En Kalbi Muhabbetlerim..

Ben CAN; Orhan Can..