Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Eski Sandık
İmre Gaffaroğullarıİmre Gaffaroğulları

Bu kadarcık şeyi bile kaçırıyoruz...

15 Kasım 2013, Cuma - 13:42
Merhabalar,
Nereden aklıma esti ise yine şarkılara takılıp kaldığım anlardan birisi idi. Geçmişi eşelemeden iç huzuru bulamıyor, kendimize hep bir haklılık payı çıkarmadan edemiyoruz.Bazen sevdiğimiz bir dostumuza sitemimiz,bazen de yarım kalmış henüz mürekkebi kurumamış bir gönül yorgunluğuna. Özellikle,eskilerden olunca yaşadıklarımız,hissedipte yaşayamadıklarımız daha bir onanmaz yaralar açıyor. Nedense her seferinde  yarabantlarını takıp,yamalı bohça misali devam ediyoruz.   Günümüzde, hayat,teknolojinin,bireysel egoların ve  maddi çıkarların kaygısından olsa gerek,hep daha da fazla zorlaşıyor bu kadar çok yardımcı olmasına rağmen. Farkında bile olmadan  daha da yalnızlaşıyoruz milyonlar arasında, Herkesin bir on dakikalık ünlü olabilme  şansı var artık  aptal kutusu( TV) içinde ,yada sosyal medya denilen sarmalın içinde, kim daha fazla beğenilmiş, kaç defa paylaşılmış yaptıkları,yada söyledikleri sizi sanal dünyanın yıldızı yapabilmekde.
Gerçek dünyada ise durum biraz farklı. Bu renkli sanal dünyanın ardında  günlük hayatın koşuşturmacasından mı desek, yoksa pekde umursamaz bir toplum haline getirildiğimizden mi bilinmez. En üst seviyede gördüklerimiz aslında her normal ademoğlunun yapacağı gibi olaylara veya yaşananlara, toplumsal refleks vermek yerine görmemeyi, işitmemeyi,söylememeyi, tercih edip üç maymuna devam diyorlar. İşte tam da bu noktada ne kadar yalnızlaştırıldığımızı birkez kez daha anlamak mümkün. Hangimiz çok sade, naif ve kırılgan taraflarımızı, egolarımız ve bastırılmış güç gösterilerine tercih ediyoruz. Kısaca unuttuk dostlar, değerleri, sevgileri, en kolay ulaşılabilecek şeyleri unuttuk.
Tüm bu sözlerimdeki birazda kırılarak  sitemli tutumum aslında geçen gece dinlediğim bir şarkının yarattığı etkidendir sanıyorum. Bu kadarcık şeyi bile kaçırıyorsak eyvahhhh işimiz zor be kardeşim demeden duramıyor. Sizlerle de paylaşmak isterim bendeki etkisiyle.

Sevgi ve saygı ile unuttuklarımızı hatırlamak dileklerimle

Biliyorum şimdi sen birde utanmadan
kap bakalım  bir ufak
açalım tezgahı diyeceksin,
biliyorum yine 
o şarkıyı diline doladın
ufak ufak ıslık çalıp
 birazdan marşa çevirisin
sen
 dayının yeri bizi bekler
çevir sebze kasalarını 
olsun masamız
 biz geldik,
cebimizde eskilerden solmuş yaprakları
bir defter bir de güftesi kırık ezgisi buruk bir, iki şarkı 
gözümüzde
buram buram tüten kömür karası sevdanın gözleri
ince belliyi ağlatma be üstad,
devam et eskilerden
kesme muhabbeti...

Nasılda bilir kopil vurmasını en ince yerinden
 yarası kapanmayan kalbimi,

koskoca adamlar çocuk olur ağlaşır dururuz,
 gözyaşı değildir aslında akan,
hayatın tam kendisi
 ve biz hala bekler dururuz gidenleri pasaport
 iskelesinde.

bekler dururuz, 
biz dururuz, dururuz......İG.
14.11.2013  /izmir