Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Böyledir bizim sevdamız...

06 Şubat 2012, Pazartesi - 02:42
“Gök yüzünde anlaşılmaz bir heybet” vardı bu gece..
Şükrü Saraçoğlu’na gelirken “Nelere şahit olacağım acaba?” diye düşündüm.
Haksız kartlar zinciri yüzünden yaralı bir Kartal ne yapacaktı!!?
Statta Zülfü’nün o ünlü türküsünü duyunca değişik duygular geldi aklıma.
“Beşiktaş Proleter Bir Takımdır” derim hep..
“Asiye çıksa da adımız, böyledir bizim sevdamız” dizelerini duyunca, içimden dedim ki Proleter Devrimci Beşiktaş, “Devrimci” Fenerbahçe’ye karşı..!!
Elbette son yaşadıklarından sonra..
Ama, Beşiktaş gençlik yıllarımızdan beri hep haksızlığa uğrar..
Kimi  zaman hakem oyunlarına, kimi zaman teşvik primlerine (Sıfır otomobiller verdi birileri bir zaman).. Ama her zaman Şerefli 2’ciliklerle gurur duyar!
Siyah Beyazlı taraftarlar takımları için tribündeki yerlerindeler..
“Adam olan gurbette de yaşatır sevdayı” ya onlar da yalnız bırakmıyorlar takımlarını.

Bu arada Holosko bencil davranmayıp Sabrosa’ya topu atsaydı boş bir atak “Dolu” olabilirdi! Fenerbahçe’nin atağının hemen arkasından bir fırsat daha yakalayan Beşiktaş’ın atağı, Holosko’nun yanlış ortasıyla son buldu.. Bana göre 2 gol üst üste kaçtı.

Ve Fenerbahçe golü buldu. 1-0 oldu. Kornerden gelen topu iyi değerlendirdiler.
Fenerbahçe’nin Beşiktaş’ın üstüne geldiği dakikalarda ben de bıyıklarımı yiyorum.
“Gazozuna oynasam yenmek isterim”, bu yüzden maç bitmeden 3 puan gitmez diyorum..
Holosko bir topu daha öldürüyor. Carvalhal ona “Geri gel geri” diyor..
Görmüyor Carvalhal “Holosko’da bir numara olmadığını..”
Bu yüzden Holosko’ya boş zamanlarında satranç oynatmalı ki düşünce yetisi yükselsin..!!
Ben bıyıklarımı yemeye devam ediyorum.
Holosko bir topu daha kaybediyor..
Bir insanda hiç top tutma kabiliyeti olmaz arkadaş!
İlk yarı bitti..

Her tarafında Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın resminin asılı olduğu bir stat burası.
Böyle akustiği olan bir stat Beşiktaş’ta olacak, dünya küçük dilini yutar vallahi!!
Hep yazarım, ‘Kaptan’ın iyisi ileriye bakandır” diye.
İyi kaptan ileriye bakar ve “Sonucu” belirler.
İyi bir şiirin mısrası gibi oyuncularını öyle dizer sahaya..!!

Sahada o kadar kötü bir futbol var ki, ne benim yazasım ne de seyircinin bir isteği..
Beşiktaş bir korner atarken heyecanlandık birazcık..
Tam normale döndük derken, Ernst yüzde yüzlük bir golü kaçırdı.
Arkasından Ernst’in üst direkte patlayan şutu gol olsaydı “suyun akışı” da değişecekti!
Suyun akışının değişmesi için artık son 5 dakika..
Maça Hürriyet İnternet’in iyi Fenerbahçeli Haber Koordinatörü Oğuz Güven’le birlikte geldik. Övünmek gibi olmasın ama O benim arkadaşımdır..!!
Gün boyu kızdırırız birbirimizi. Hemen solumda oturuyor.
E, tabii pozisyonlar oldukça “Ihlıyor, vahlıyor, öflüyoruz..” ya.
Böyle durumda birbirimizi göz ucuyla kontrol ediyoruz..
Muhtemelen o bana, “Otomatiğe bağladı mı bu herif” diye sık sık kontrol bakışları atıyor!
İhtimal, ben da ona “Ne kadar tepki gösterecek” diye göz atıyordum.
Sol gözümü, iyice sola PAN (TV’ciler bilir) yapıyorum, bakıyorum sakin sakin maçı seyrediyor.
Muhtemelen baktığımı ve “Göz hapsinde” olduğunu anlıyor..
Ben misafirim nasıl olsa ya.. Biraz daha rahatım hani..
Beşiktaş’ın kaçırdığı her pozisyonunda ise “Göz altında” olduğumu fark ediyorum.
Müdür gözünün kenarı ile bana bakıyor..Ben “Sola” O “sağa” Pan yapıyor..
Bense, gayet sakin gözükmeye çalışıyorum!.
“Ulan Holosko, ayağına polosko..!!” filan demiyorum..
“Holosko’cuğum, öyle mi vurulur topa” diyorum, kibarca(!!)
Bir daha ki pozisyonda dişlerimi “Gıcır gıcır” yapar iken “Holosko’cuğuma”,
üzerimde ağır bir bakış olduğunu hissediyorum.
E tabii o zaman, sol elimle tespih çevirip, sağ elimi bilgisayarın yanına koyuyorum.
Avucunuzun ayası masa bakacak şekilde duran elimin parmakları kırıyorum ve önce kuş, sonra yüzük, sonra orta, sonra işaret parmağım masanın üstüne sırayla iniyor..
Elbette, masadan “tırınk tırınk” diye ses çıkıyor..!! Misafirlik sınırlarını aşmamak için ha!!
Ama Oğuz’un gözleri maça dalıyor.
Ben de hemen “Ulan Holosko, al sana polosko” der gibi bakışlar atıyorum..

Bugün size Beşiktaş açısından güzel şeyler yazamadığım için üzgünüm..
90 dakika Beşiktaş’a küfür edildi. Bakalım ne ceza çıkacak!

Fernandes olmayınca Beşiktaş oyun kuramıyor.
İşte, bir daha yazıyorum Guti’yi yiyen zihniyet bir daha morardı..!!
Oyun kuran, ara pas atan bir isim gösterin bana, gösteremezsiniz.

Uzatmalarda Fenerbahçe ikinci gölü buldu. 2-0 oldu.
Fark etmez, giden her nasılsa 3 puan..
Maç bittiği halde küfürler.. Biraz ayıp olmadı mı şimdi arkadaşlar!
“Daha da gelmem” stadınıza! diyesim geliyor..

Fenerbahçe mi iyi oynadı Beşiktaş mı!!?
Bence, berbat bir futbol vardı sahada.
Beşiktaş 2. yarı sahada daha üstündü.
Ama orta sahasında Fernandes veya Guti gibi bir orkestra Şefi olmadığı için sonuç alamadı!
Unutmayın ki üstün olmak galibiyet için yeterli olmuyor..!!
Son tahlilde ise, her iki takımda kötüydü.
İyi bir futbol yoktu. Kusura bakmasınlar ama Fenerbahçe'de ise hiçbir numara yoktu..
Şans Fenerbahçe'ye güldü, golü onlar buldu..!! Kötü bir futbolla 3 puan aldılar..

Aslında Beşiktaş’ın U-2 takımı 2-0 yenildi.
Neyse, futbol sonuç sanatıdır..
Tarih, “Şöyle oldu, böyle olduyla” uğraşmaz! Sonucu yazar:
Yenen Şu.. Yenilen Şu..!!

3 puanı Fenerbahçe aldı, hayırlı uğurlu olsun.
Beşiktaş ise 9 puan kaybetti..
Play Off’ta görüşürüz..
Ancak, kimse çok sevinmesin ha!
Böyle Beşiktaş’ı, bu yaşımda ben gazetede takım kurayım, biz bile yeneriz anam babam..!!

Bu gece de bitti OC yine kaçar..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben Can; Orhan CAN..