Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Hayattan notlar
Yavuz RençberlerYavuz Rençberler

Boşlukta hoşluk olmak, hoşluk bulmak

13 Temmuz 2011, Çarşamba - 16:25
Dört buçuk yaşındaki oğlum beyaz kirazları dalından toplayıp yerken “neden kırmızı değil bunlar?” diye şaşkın şaşkın bakıyor. Kirazlar bal gibi… ekşi olsalar “henüz olgunlaşmamışlar” diyeceğim belki. Kirazın türü bu… Devam ediyor: “Ama bunlar üstümü kan yapmıyor, daha güzel”

Aynı sokakta üç dilenci. İkisi “Eve ekmek, çoluk çocuğuma… Allah rızası için” diyor. Üçüncüsü ise berduş görüntüsü ile “Şarap alacağım, birkaç lira vereni yok mu” diyor. Şarap parasını toplayıp gidiyor. Diğerleri akşama kadar aynı sokakta avuç açıyor…
Havalimanında güvenlikten geçen ceketli kravatlı adam, bond çantasını cihaza bırakıyor. Ceketini çıkarıyor, kemerini çözüyor… uzaktan bile göz kamaştıran ayakkabılarını çıkarıyor…  saatini… geçiyor x-ray cihazından. Ötüyor. Tekrar geri cebinde kalan son model telefonu bırakıyor. Ötmüyor bu kez, geçiyor. Genç çift, köpük terlikli her ikisi… free bag türü çantayı kadın cihaza bırakıyor. Köpük terliğini çıkarıyor, ötmeden geçiyor. Erkek kırmızı renkli köpük terliğini çıkarıyor… keten pantolonunda kemer yerine ip bağcık var önden… saat yok, telefon yok… ötmeden geçiyor köpük terlikle genç çift uçağa doğru…

Çocuklar rayların paralelinde koşarak yavaşlayan trendeki yolculara bağırıyorlar “gazete gazete”… yolcular okudukları gazeteleri onlara doğru uzatıyorlar… ve çocuklar heyecanla hemen oracıkta okumaya başlıyorlar… Adam eski gazeteleri toplamış, ayağının altından birer birer alıp, sattığı çantanın valizin içine dolduruyor. Çantalar dik dursun diye, o gazeteleri sıkı sıkı dolduruyor buruştura buruştura, ite ite…

Hayatın gözümüze soktuğu küçük görünen öyle büyük notlar var ki… hiç birisi dip not değil aslında. Başlık olacak türden… Burada paylaşacağız zaman içinde. Pariyazarlar’a hoşgeldim. Boşluk doldurmaya değil, boşluğu hoşluk etmeye ve hoşluk bulmaya geldim.