Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Arka Güverte
Orhan CanOrhan Can

Biri sarıyı sever, biri siyahı...

27 Şubat 2012, Pazartesi - 12:07
 Med’in anlamı yükselmedir, ‘Cezir’in ise alçalma..
Hayatın her alanında olduğu gibi futbolda da birileri yükselirken, birileri alçalır!
Beşiktaş ısınmak için Arena’da sahaya çıktığında ıslıklarla karışık “Yuh” sesi yükseliyor.
Türkiye’nin iki büyük takımı top oynayacaklar bu gece..
İşe gittiğimde Spor Servisi’nin gençleri sarı-kırmızı formalarını giymişlerdi bana nispet!
Heyhat, ben gecenin sonuna bakarım.
Ali Can “Abi maça mı gidiyorsun” diye soruyor. Ben “Evet” dediğimde “Hiç gitme ağabey 2 atarız” diye yanıt veriyor.
Ben de ona “Kimin kime kaç atacağına sahadaki futbolcular karar verir” diyorum..
Tıpkı, Afrika ata sözünün özündeki gibi..(X)
Gerçi bazen, antrenörlerin “Garip” taktikleri ile hakemlerin “Derin” kararları da belirliyor ya.
Misal, ligin ilk yarısında Beşiktaş’ın buz gibi golünü vermeyerek maçın berabere bitirttiler..
Ama hayat böyledir işte. İyisiyle kötüsüyle akıp gider..
Bu yüzden geriye dönüp bakmayacaksın.. Sadece geride olup bitenlerden ders alacaksın..
“Öndeki arabanın devrilmesi arkadaki araba için ikaz olmalıdır” sözünü hiç unutmayacaksın!
Maç öncesi GS’nin eski futbolcusu Popescu’ya ödül veriliyor.
Unutulmamak güzel bir şey doğrusu.. Ve ben futbolu bu yüzden çok seviyorum.
Ve kimse unutmasın ki, “Gözlerinin rengi ne olursa olsun gözyaşlarının rengi aynıdır”!
Her türlü sevginin insana hissettirdiği aynıdır çünkü..
Bu renk olur, kadın olur, adam olur, çocuk olur, vatan olur..!!
Biri sarıyı sever, başkası siyahı, kimi laciverti, kimi beyazı veya kırmızıyı..
Yaşanan duygular aynıdır halbuki..
Statta boşluklar da olsa doldu sayılır. Sarı-Kırmızı şov başlıyor Arena’da..
Ne de olsa gurbette sayılır Beşiktaş.. Ama, “Adam olan gurbette de yaşatır sevdasını”.!!
Galatasaraylılar'ın sarı – kırmızı kartonlarla yaptığı tribün şov görülmeye değerdi doğrusu.
Beşiktaş tehlikeli iki atak geliştirdi.
Galatasaray golü buldu.. 1-0 oldu ama benim umudum son düdük çalana kadar her zaman var elbette..
“Hayat devam ediyor daha 75 dakika var” diyorum..
Her yanım Galatasaraylılar ile sarılmış bu gece anam babam..
Sağımda solumda GS’li gazeteciler..
Kuşatılmışım her yandan..(!!)

Bu arada, Quaresma şut atayım derken Galatasaraylı oyuncuya istemeyerek şut attı ve oyunun durmasını istedi. Hakem de durdu, centilmenlik bu işte..!!
Quaresma’nın orta sahadan söküp getirdiği top, ayağına takılınca arkasında kaldı..
O kadar hızlı ki duramadı bile.. Beni de gülümsetiyor bu pozisyon..
“Adam uzay mekiği gibi koşuyordu ondan duramadı” diyorum ve gülüyorum..
Beşiktaş bu maçı çevirirse, harbiden hak ederim alemlere akmayı ben bu gece..!!

Ve 1-1 oldu.. Ouaresma söktü, getirdi, Toraman attı.. İbrahim Toraman..
Tam alemlere akarım ben bu gece derken, Al sana 2-1 oldu.
Melo golü attıktan sonra pitbul taklidi yapıyor..
Egemen’in zorunlu değişikliğinden sonra Carvalhal bütün riski göze alıyor ve İsmail Köybaşı’nı çıkartıyor, Mustafa Pektemek’i oyuna alıyor.. 30 dakika var..
Ve 2-2. Quaresma ortaladı, kendi kalelerine attılar.. Kalecinin çaresiz kaldığı an bu.
Ama var ya, “Yazmazsam çatlarım” dilebileceğim bir pozisyon oldu.
Quarasma’nın ortasında Almeida öyle bir gol kaçırdı ki..
“Kavakta da boy var ama gölge vermiyor” diye bir söz gelmişti ki aklıma ki..
Galatasaray golü buldu.. 3-2 oldu..
Hem Veli'ye hem Sidnei'ye faul yapan Galatasaraylılara ses çıkarmayan hakem golü verdi.
3-2 oldu. Faulü görmeyen hakem golü verdi..!!
Galatasaray maçı son anda attığı golle kendi lehine çevirdi..
Bana da “Ah Aledia ah, atsaydın o kafa golünü, bu gece böyle bitmeyecekti” demek kaldı..
Kesin hüküm şu ki, “Bir futbol maçında sahadaki son sözü gol atan ya da atamayan oyunun ‘Kahramanları’ futbolcular söylerler” demiştim.
Evet felsefi olarak bu doğrudur..
Ancak, bu gece “Son sözü” maçı fena yönetmemiş gibi gözüken HAKEM “söyledi”.
SUYUN AKIŞINI DEĞİŞTİRDİ! Maçın sonucunu belirledi..
(Bir de ofsayt olan 2. gol var ki ona hiç değinmiyorum..
Bana göre Cenk, 3 golün üçünde de hatalıydı..)

Sonuç olarak bu gece, bir takım ‘Med’ olurken bir takım ‘Cezir’ akıntısına kapıldı..!!
Aslında Beşiktaş, MED olacakken, Cezir oldu..
Siz buna,, “Beşiktaş alacağı maçı verdi” de diyebilirsiniz.

Unutmayın ki, Tarih yenenleri sever, yenilenleri değil..
Bu yüzden “Tarih Denilen Mezarlık” yenilenlerin öyküleriyle doludur.
Galiplerin öyküleri anlatılır tarih denilen o tozlu mezarlıkta..
Oysa ne iyiler vardır hak etmedikleri halde “Tarih” denilen mezarlıkta boynu bükük duran!!
Yenilenlerin öyküleri ise bir sazın tellerinden yayılan türkülerdedir.
İleride herkes bu maçı konuşurken “Galatasaray 3-2 yendi” diyecektir..
Hiç kimse “A, öyle oldu, böyle oldu, şöyle oldu böyle oldu” demeyecektir..
Sadece belgeselciler; o da, meraklısına yaptıkları programlarda, Almeida isimli futbolcunun atamadığı pozisyonu belki ekrana getirecek ve “Kırılma noktası” diyeceklerdir. Hepsi o kadar.
Hayatın acımasızlığı da buradadır zaten..
Bu yüzden “Hatice değil NETİCE önemlidir” çoğu zaman.
Neyse, öyle ya da böyle, 3 puan Galatasaray’ın oldu..
(Bu anlamda, GS’yi tebrik etmek de centilmenlik gereği olmalıdır)

Ben yine de 3 günde bir maç oynattırılan Beşiktaş’a çok teşekkür ediyorum!

OC bu gece alemlere akmadan doğru uyamaya gider..
Ey Beşiktaşlı futbolcular, bizi sevindirmeniz için UEFA Kupası’nı almanız gerek!
Alın o zaman..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben Can; Orhan Can..!!

(X) “Sular yükseldiğinde balıklar karıncaları yer, sular çekildiğinde karıncalar balıkları. Kimse o an bulunduğu üstünlüğüne kanmamalıdır; çünkü, kimin kimi yiyeceğine su karar verir..!!”