Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Eski Sandık
İmre Gaffaroğullarıİmre Gaffaroğulları

Bir İstanbul, üç bahar...

19 Temmuz 2014, Cumartesi - 17:26
Merhabalar pari dostlarım

Minik bir aradan sonra yine sizlerle birlikte hayatın içinden paylaşımlarla ışıklar içinde  pari ile yolumuza devam ediyoruz.Bu hafta İstanbul' da yaşayan çok sevdiğim bir arkadaşımdan aldığım bir davetle  heyecanlandım.
Aslında ne zaman İstanbul’a dair  birşeyler olsa hayatımda bu duyguyu hissetmemek nerede ise imkansız. Uzunca sayılacak birsüre İstanbul da ve onu yaşayınca çok normaldir sanıyorum.Doğma, büyüme  bu kentli olanlar çok daha iyi bilirler her semtinden, her anından, her köşesinden hikayeleri taşır eteğinde, yedi tepesinde Tam ortasından geçen boğazı ile tam bir aşk şehridir.Kimi zaman  hüzünlendirir, hikayeleri ile bazende hınzır bir gülümseme bırakır dudaklarımıza.
Naçizane  bundan payını alanlardan birisi olarak mevsimler ve  özellikle  baharları ile anmak tarafındayım sevdalı şehrimin. Hatta birisi gençlik yıllarında diğeri bir adamın tam kendini bulduğunu sandığı bir zamanda ve sonuncusu ise artık yavaş ,yavaş  yaşamdan nasibini aldığı dönemlerde...
O günlere  ait kişilerin artık hiç birisi bu şehirde değil zaten birisi cennette eminim diğer ikisi de dünyanın bambaşka ülkelerinde hayatlarına devam faslında. Bense hala İstanbul da ısrar  durumundayım nedense..,
Belkide kişiler değildi bu tılsımlı hava, mistik kokuları,telaşı, bitip tükenmeyen koşuşturmacası ve enerjisi çeken beni bu şehre her defasında. Kimbilir belkide geçmişe duyulan  akde vefa. Sebeb ne olursa olsun hala içimde o heyacanı  duyabilmek çok güzel.
Son olarak şimdi beni hangi baharlar çekiyor  pek farkında değilim ama bir gerçek varki bu defa
Yep yeni birşeylerle karşılaşmam çok mümkün zira yaşayan şehirler de aksi düşünülemez. Onlar size hayat verir, can katar,yaşamın değerini bir kez daha gözünüzün  içine sokar ve  anlarsınız ki ne kadar kaçarsanız kaçın ateş böcekleri gibi yine İstanbul’un ışıklarına, bazen yalancı bazen gerçek, her daim hüzünlü,sevda yüklü  koynuna dönüp gelmekten başka çareniz yoktur.
Kelimeleri bu üç bahar bir şehir satırları ile noktalarken hepinize İstanbul kadar engin ve derin bir yaşam diliyorum,  sevgiyi heybenizden hiç eksiltmeyin...
Bir Şehir Üç Bahar

Ben İstanbulu  üç baharda hatırlarım hep
Ne zaman bu şehre dönsem
Bu baharlar karşılar  beni
İlki bilmem  yetmiş sekiz miydi yoksa  seksen mi
Hatırlamıyorum
Eylüldü
Erenköy’de  eski bir köşkün bahçesinde
Karşılıyordu İstanbul hazanı
Gökler delinmişti...
Oğlan  ıslamıştı, kız şaşırmıştı, adam gibi bir adam dinlemişti
Tüm bu yaşananları ve tanıkdı olan bitene
Ve onlar henüz bitirmişlerdi aşklarını
Şehir ağlıyordu
Yazdan kalma giysileri ıslak
Gönülleri kırıktı
İstanbul da ilk bahardı yaşananlar.
Mevsim sonbahar..
Adam dönmüştü bir kez daha  istanbul’a
Yine bir bahardı...
Bu defa yazı karşılayacaktı hayat
İlkbahardı
Çengelköy’de,gecekondunun bir göz odasında
Yaşam gerçekten bahardı
Oda küçük, aşkı büyük
Eşyalar eski, sevdası derindi
Kızı yenidoğmustu, vatan borcu vardı
Adamın birde sevdiği kadın
Dünya malını neylesinki
Hayat bahardı..
Son defa yine bir sonbaharda  döndü adam o şehre
Zaman çabuk geçmiş yaşlar alınmış
Hayat yıpranmış her şey  silinmişti
Köprüden geçerken  geldi aklına
Yıllar önce sarfettiği büyük sözleri
‘’gömeceğim ey İstanbul seni benimle beraber’’
Ama işte herşeye, zamana, herkese inat
Yine buradaydı...
Şimdi yaşamında hiç emin olmadığı kadar emin
Adının harfleri kadar kısa, bir o kadarda dolu
Yaşanmış, kalp ağrılı, yol yorgunu
Sözsüz kaldığı anları gibi
Hayat gibi
O adam gibi
Ben gibi
Sen gibi İstanbul
Bu sonbahar
Gerçektende, son bahar
İG.