Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Gönül Teli...
Aleks TataryanAleks Tataryan

Bir hikayem var...

26 Kasım 2013, Salı - 15:47
Gercekten bu klibin şarkıdan bağımsız bir hikayesi var keşke bu hikaye gerçek olmasaydı.Onun  dünyayı gördüğü gibi siyah beyaz çekilmeseydi bu klip hatta fonda akan hikeyede de o hiç yer almasaydı…
Bu Hikaye’yi yaşayan benim,bir canlının hayatına istemeden son vermek,işte yaşadığım bu.Anlatıyorum ki kopeği olan herkes aracına bindiğinde beni hatırlasın ,hatırlasın ki benim bu düştüğüm hataya düşmesinler.Onun adı ‘’Fa’’onu çok uffakken sokakta bulduk  inanıyorum o bize gönderilmişti.
Onunla 2 sene beraber yaşadık evimizin eğlencesiydi iyi bir dostu bazen insan hayvanlardan o kadar çok şey öğrenebiliyor ki bunu tahmin edebilirsiniz.Hatta ben evde yokken kız arkadaşımın koruycusuydu ve hep yanındaydı.
Hikaye sonlanacakmış bilemedim,dostumla yola çıktık, herzamanki gibi arka koltukta heyecanlı ve sevecen… bana gelen bir telefon sinir bozukluğu,tartışma ve benim araçtan inip studyoya girmem kısaca Fa’mı bu karmaşada yaz sıcağında orda unutmam…ve onu kaybettim.
Bu kolay itiraf edilecek birşey değil,vicdan azabı duyuyorum kendini çok suçlu hissediyorum.
‘’Kopeklerin tek düşündüğü şey sahibidir’’ derler bu çok doğru biliyorum fa bir görev için gelmişti ve görevini tamamladı,hemde bana hayat adına çok büyük bir ders vererek ayrıldı.
Ne kadar sinirlenirsen sinirlen asla kontrolunu kaybetme 5 dakıka sakınles ve hayatına geri dön bunu hiç bir zaman unutmamam gerektiğini bana fa öğretti.
Arkadaşımız Mehtap Akdeniz ne kadarda güzel anlatmış seni fa…
Klipte akan hikaye …
En güzel yerinden başlamalıyım diye, düşündü adam. O sabahtan. Güneşe direnen uzun kirpiklerinden mesela... Kokuma doğru kuş olup kanatlanan hokka burnundan, kafa tutan rüzgarından, toprak kokan yumuşak teninden, koyu siyah bir sabah koşup bana gelişinden hatta.
Siyah perdeler koyu zamanları sımsıkı sarıp tutsak etmiş, soluksuz gecelerin soluğunu kesmiş, sabah siyah, sessiz ve serindi. Mor kanepenin üzerinde uyuyan kadının inip çıkan gögsüne ilişti gözü. Sonra ince belindeki kabarık benine. Öpmek istedi, tam beninden, tam seninden. Kadın usulca kanepeye gömdü yüzünü, adamın gitmesini bekledi. Kapıya yürüdü adam, ayakkabılarını giymek için eğildi. Kapının altından sızan cılız ışığa takıldı gözü. Uzun uzun baktı eşikten geçen güneşe. Kapıyı açıverse her şey değişecek,  turuncu güneş  en güzel yerinden yeniden başlatıvericekti hikayeyi. Derin uykudakiler uyanabilir, oda ısınabilirdi... İçini bir umut kapladı, gülümsedi. Elini eşikten sızan ışığın sıcağına tuttu, ışığı okşadı, avuçlarını ısıttı. Eşikten sızan ışıktı o... Bazen turuncu, bazen sarı, bazen mor... En güzel yerinden başlamalıydı. Ayağa kalktı, elini kapının koluna attı. Kapıyı ardına kadar açtı. Güneş renkli bir sürprizle geldi. Sarı, Mavi, yeşil bir gökkuşağı altın köprüde belirmiş, koş git, der gibiydi...
Eşikteki ışığı kalbine mühürledi, gökkuşağının altındaki altın köprüde onu bekleyen çocukluğuna doğru koştu gitti...
Bundan sonar sizlerle sık aralıklarla şarkılarımı paylaşacağım
kurşun kalemim varda silgim yok gibi yazıyorum,askın en guzel halinde…
yakında sahne çalısmalarımla yanınızda olmak istiyorum görüşmek üzere sevgiler