Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Gülümse
Gülsen GürGülsen Gür

Bir dalda iki kiraz...

10 Ocak 2014, Cuma - 09:13
Pazartesi günü marketin önünde gördüm onları...
Aslında adı “market”, bildiğiniz “bakkal” dükkanı işte...
Üzerine birkaç beden büyük, güllü dallı elbisesi, kırmızı lastik çizmeleri, zeytin siyahı kapkara gözleri, sıkı sıkı örülmüş pelikleri, al al yanakları ile Doğu’nun çaresizliğinden nasibini almış dokuz-on yaşlarındaki kız çocuğu ile göz göze geldim.
Kına yakılı ve soğuktan çatlamış ellerinin arasındaki mini minnacık, ürkek, titrek bir kedi yavrusunun cılız miyavlaması içimi acıttı.
Yanlarına gittim, başladık konuşmaya...
“Merhaba, senin mi?”diye sordum. “Yoo, taze buldum, hah şuradan” dedi, boş bir tahta kasayı göstererek...
“Adı ne?” dedim, “Yok ki, sen koy” diye kısa kesti.
O günkü ruh halimle “Veda koyalım mı?” diye sordum, “O da ne ki?” dedi, şaşkın şaşkın...
“Boş ver, Veda’yı sevmedin besbelli... Sen koy adını” dedim bu kez...
Kocaman, kapkara gözleri daha da büyüdü;
“Olmaaaz, sen koymuşsun Veda’yı önceden... Sevdim... Sevdim” dediyse de inanmadım; içine sinmemişti Veda adı...
Fazla üstelemedim, sessizce iyi günler dileyip ayrıldım yanından...
X X X
Dün akşamüstü yine marketin önündeydiler...
Beni görünce seslendi; “Abla gel gel, Veda öğrendi adını... Seslen bir hele, bak nasıl gelecek...”
“Veda” diye seslendim öylesine... Kedicik, minik adımlarla şöyle bir hareketlenmez mi!
Ama yine de tesadüftü bence, adını filan bilmiyordu henüz...
“Gel, bunun adını değiştirelim, sen koy” dedim yine...
“Yoo, valla olmaz... Ben çok sevdim seni... Varınca memlekete, severim Veda' yı, aklıma sen düşersin” dedi, gözleri nemli nemli...
Boğazım düğüm düğüm, sesim titrek; “Gel o zaman, adını Vefa koyalım” teklifinde bulundum; bu kez “O da ne ki?” diye sormadı, “Sevdim, Vefa güzel” diyerek onayladı
Anlamını bilmediği ismi, sırf beni sevdiği için sevdi bu kez...
Vefalı küçük dostumun soğuktan yanmış, sertleşmiş yanaklarından öptüm, peliklerini okşadım eve dönerken...
X X X
Bu sabah marketin önünden geçerken şöyle bir duraladım, bu kadar erken bir saatte minik Vefa ile ablasının orada olmayacağını bile bile...
O anda arkamdan bir ses çığlık gibi: “Abla... Ablam... (torunum yaşında ) Bak yengemle geldik, bu sabah dükkanı biz açtık... Ver öpeyim elini” diye uzandı ellerime...
Ben ondan önce davranıp öptüm elini, “Ama başına koymadın!” dedi; güldüm, niye güldüğümü anlamadı.
“Vefa nerede?” sordum,  yüzü karardı.
“Yoksa öldü mü?” dedim; “Yooo, dayım saldı” diye fısıldadı ve devam etti:
“Biz memlekete gidiyoruz. Burayı da sevdim ama bizim oralar daha güzel... Geldim gelesi uyku girmedi gözüme... Anam, kardaşlarım, bir de okulda, büyük sınıfta arkadaşım var, Mehmet’miş adı da biz Memo deriz... Hep aklıma düşerler bir bir... Çok ağladım dün gece, ‘Vefa'yı da alalım’ diye ama hayın dayım tutturdu ‘Olmaz’ diye... Yapacak bir şey yok!”
X X X
Veda'ydı, Vefa'ydı derken, hiç aklıma gelmemişti küçük arkadaşımın adını sormak...
“Adın ne?” dedim, “Kiraz” dedi, gözlerinin içi gülerek; belli ki seviyordu adını...
Bana çok aşina bu ismi ben de çok sevmiştim bir zamanlar...
Zaman tünelinde buldum kendimi bir an...
Güzel anılarımın vazgeçilmez misafiri, mahalle sütçümüz Kiraz Bacı’yla merhabalaştım.
Ona da adını sorduğumda, aynı ışıldayan gözlerle “Kiraz” demişti, fısıldayarak...
Hey gidi günler, aylar, yıllar hey...
Duygularımın tavan yaptığını hissettim o an...
Yutkundum, yutkundum, bir daha yutkundum sadece...
X X X
Bu Vanlı küçük kız çocuğu, kısacık bir zaman diliminde bana anıları, hüznü, mutluluğu yaşattı.
Öptüm, soğuktan buz gibi olmuş o güzel yanaklarından...
Gözyaşları benimkilerden erken davranmıştı, ben de yanaklarımın ıslandığını hissettim...
“Allahaısmarladık” dedim zorlanarak; “Kendine iyi bak güzel ablam... Varınca memlekete, seni Memo'ya da anlatacam” diye fısıldadı usulca...
Gözyaşlarımı görmesini istemiyordum; telaşla ayrıldım yanından...
“Ablam” diye seslendiğini duydum; arkama döndüm, boynu bükük, öylece duruyordu.
Son defa uzun uzun el salladık birbirimize...
Sevgili Küçük Kiraz...
Ben, Büyük Kiraz’ı, yani Kiraz Bacı’yı çok sevmiştim yıllar önce...
Seni de çok sevdim; aldım, onun yanına koydum.
Benim için “Bir dalda iki Kiraz”sınız şimdi...
Güle güle güzel kızım, yolun açık olsun...
Memo'ya da selam söyle...