Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Şimdi
Kağan BayraktaroğluKağan Bayraktaroğlu

Bir başkası yok...

08 Haziran 2013, Cumartesi - 20:14
Yaklaşık 10 gün önce başlayan Gezi parkı olayları hepimizi farklı şekillerde etkileyerek halen sıcaklığını koruyan bir gündem yaratmaya devam ediyor. Çalıştığım ve yaşadığım yer Gezi parkına 5 dakika mesafede olduğu için günlerdir olayları birebir görme ve yaşama şansım oldu. Açıkçası bir hafta içinde insanın yaşayabileceği her türlü duyguyu çok yoğun bir şekilde hissetme şansım oldu. Çatışmaları, gaz bombalarını, sis bulutlarını, karmaşayı, direnişi birebir deneyimlemem birçok duyguyu da beraberinde getirdi. Şaşkınlık, öfke, nefret, üzüntü, endişe, korku, merak, gurur,cearet, umut ve buna benzer birçok duyguyu herkes gibi hissettim. Ve tabii ki yaptığım iş gereği hem kendim hem de herkes için serbest bırakma çalışmaları yapma şansım oldu. Ve tabi ki zihnime de yüzlerce düşünce gelip gitti ve kendi kendime olayları değerlendirirken bu olayların hem bizi hem tüm Dünya’yı nereye götürdüğünü düşündüm.
“Olaylar şundan oldu, bundan oldu, şunu yaptılar, bunu yapmadılar, biz haklıyız, onlar haksız” gibi yorumlara girmektense ben büyük resme bakmak istiyorum. Bütün yaşadığımız Dünya’yı tek bir organizma olarak görebilirsek, şu günlerde organizma içinde çok büyük bir dönüşümün yaşandığını söyleyebiliriz. Örneğin bedenimiz hastalandığında, iyileşmeden önce kötüleşiriz hatta ateşimiz yükselir ve daha sonra iyileşmeye başlarız. Ya da ruhsal dönüşüm yaşayan kişi ilk önce bütün bastırdığı duygu ve düşüncelerle yüzleşmek zorunda olduğu için ilk başlarda çok yoğun duygulara girebilir, kendini çok kötü hissedebilir. Ancak enerjideki bu yükselmeden sonra kişi dönüşmeye başlayarak daha huzurlu ve özgür olmaya başlar. Bana göre şu günlerde yaşadığımız bütün olaylar karşılıklı olarak tüm toplumun bilinçaltının ortaya çıkmasıdır. Başka bir deyişle insanların artık hiçbir şeyi bastıramaz noktaya gelmesidir. Ve böylece enerji inanılmaz bir şekilde yükselmiş ve herkesi çeşitli şekillerde etkilemiştir. Aslında tek bir organizma dönüşüm yaşarken kendisiyle savaşmak zorunda kalmıştır.
Son günlerde tansiyonun düşmesiyle, Gezi parkında oluşan barış ve kardeşlik ortamı belki de insanoğlu için herkesin ve her şeyin bir olduğunu net olarak ortaya koymuştur. Evet, maalesef kayıplar yaşandı, çok tatsız olaylar oldu, ancak bütün bunlar gelecek nesiller için hiçbir zaman unutulmayacak bir mesajın oluşmasını sağladı. Eğer birlikte huzur ve mutluluk içinde yaşamak istiyorsak herkesi kendimiz gibi görebilmeli ve birine zarar verirken aslında kendimize zarar verdiğimizi bilmeliyiz. Yazımı Dr. Richard Albert’in sözleriyle bitirirken tüm Türkiye ve Dünya’da huzur, barış ve mutluğun egemen olmasını diliyorum.
“Bizlere, kültürümüzde, bireysel farklılıkların karşısında durmayı öğrettiler hep. Bir insana bakıyoruz ve ona hemen bir yafta yapıştırıyoruz. Neşeli, aptal, yaşlı, genç, zengin, fakir, dinsiz, milliyetçi, terörist. Vs. Ve bu ayrımı yaptıktan sonra, onları kategorilere ayırıyoruz. Ve o şekilde davranıyoruz.
Ve sonra baktığımızda, sadece ayırdığımız şekilde duran, bizden ayrı birçok insan görüyoruz.
Gerçeği anlamanın en dramatik yönlerinden biri de, başka bir insanla bir şeyler paylaşmak ve ansızın ortak yönlerinizin olduğunu görmek, sizden farklı olmadığını anlamaktır.
Örnek olarak...
Ben Richard Albert olarak doğmadım. Ben sadece bir insan olarak doğdum ve bütün bu
‘Ben kimim?’ , ‘İyi miyim, kötü müyüm?’ , ‘Başarabilir miyim?’ , ‘Başaramaz mıyım?’ ...safhasını sonradan öğrendim. Hepsi bu yolculuk boyunca öğrenildi.
Anlamanız gereken gerçek, senin içindeki cevher de, benim içimdeki cevher de aynı, tek. Anlamamız gereken, bir başkası yok. Aslında herkes tek   “Richard Albert”