Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Sevgi Parıltısı
Niver LazogluNiver Lazoglu

Bilmem kaçıncı tekrar...

17 Ağustos 2013, Cumartesi - 11:36
Yaşanmışlık diyorum, yaşadığıma dair...
Silinip giden her neyse, bıraktığı notları biriktirip kitap yaprakları arasına italik yazılar olarak dünden yarına taşınıyor...
Yük etmiş gönül, satır satır...
Algının ağır edabiyat yapanında, okuyanın gönül gözü açanında...
Kolayı yazmak...
Zor olanı anlamak...
Bir demek yerine biriz kader çizgisinde tesadüflerin misyon örgüsünde...
Yakalıyorsun sen gibi bakanı, sen gibi göreni, sen gibi duyanı...
Kareler filme dair,  fon müziği hüzün çalıyor...
Araya coşku veren folklorik ritmler ve filmi izleyenin sinema salonunu terkinde alkışın ego şişiren sendromunda...
Yeni yeni sayfaların aktarımı bu kez görselliğinde yol alışın...
Şekil, farklı olsa da sonuç aynı...
Terapiye dönüşen kelimelere tutunup,  yol yarılamakta en büyük sınırın...
Yazıya dem vuran, yürek anekdotları...
Bir beyaz kağıdı, kirleten kara kalemin gelişi güzel yazışından uzak, altıçizili notların kanıta kanıta dökülmüş cümleler...
Başlık arayışında bir solukta, konun özü manşete taşınır nitelikte...
Spotta kısa bir özet...
Acıya bağımlılık duygu sömürüsünün alkole tedavisinde...
Verilen rolleri başarıyla yerine getirmiş oyuncuların fragmandaki isim sıralaması alfabetik..
Kavgaya yer yok...
Afiş afili karakterlerin anlamlı bakışlarıyla dikkat çekiyor...
İzleyici yakalayacak jön hem yakışıklı, hem iyi rol kesiyor...
Yan rolde yer alanların cümleleri kısa kısa...
Figuranların hefesinde gülümseten bir yoğunluk...
Yönetmen koltuğuna oturan, *motor” diyor...
Klaket çakılıyor,  bilmen kaçıncı sahne,  bilmem kaçıncı tekrar...
Hayat akıyor....
Senarist karakterleri şimdi de perde izliyor....