Sevgi ve ışıkla yazan kalemler...
Konuk Odası
Sosi CindoyanSosi Cindoyan

Bilinmeyene karışmak...

30 Ağustos 2016, Salı - 11:18
Sabah oldu, gün doğdu. Gün aydı, günaydınlar olsun tüm dostlara.
Bir dün daha bilinmeyene karıştı oysa bir dün vardı doya doya belki de ağlaya ağlaya yaşadığımız, umutlara kapıldığımız, yarına hazırlandığımız. Bugün dünün yarınıysa, yarının da dünü olacak, gün düne hasret, yarına mecbur yaşanacak. Sıra ona geldiğinde bugün de bilinmeyene karışacak.
Bilimin somut olmasa bile yine de bizleri aydınlatmaya çalıştığı bilinmeyen yine yaşadığımız bu güne de damgasını vuracak.
Yalan dünya bizlere göz kırpacak.
Ruh bedenden ayrılınca, posasını yere bırakınca, ne mal ne mülk ne iş ne güç hepsi yalana karışıp sessizce insanı uğurlar. Ruh, o ulvi ışığı görünce zaten dünya ile tüm bağlarını koparıp kendi âlemine dalıyor şöyle ki ona ne oluyor henüz bilemeyiz. Bizdeki özlem, hasret onda var mı? Ya nedamet duygusu? Onlarda oluyor mu? Orada da yalan var mı? Vefat eden hiç kimseye ahım yok, affım var. Buna rağmen sevgi ile dolup taşan yüreğim bazen helallikte cimri olabiliyor.
Ruhlar belki bizim özlemimizi çekmiyor, belki de yanımızdalar. Zaman zaman bunu şiddetle hissedebiliyoruz. Evrene karışıp görünmeyenler mi onlar? Bilemiyoruz. Bilmek de istemiyoruz. Ne yeri ne zamanı.
Bazen insan yaptığı şeyden de zevk alamıyor. Yorgun mu? Bir yanı boş mu? Boş mu bırakıyor veya bırakılıyor, yoksa yürekteki yangına insanlar iki çıra da kendileri mi atıyor? Hayat güzel ama insanlar mı çirkin? Bunlar mıdır insanı zevkten alı koyan yoksa yavaş yavaş hayattan koparılıyor veya kopuyor mu insan?
Ya ruhlar, onlar için ağlamak mı yoksa sadece uğurlamak mı lazım. Rabbim, şu kahrolası özlem olmasa, hatıralar insanın beynini kurcalamasa. Giden de arkasından gözyaşı dökülmesini istemez ama engel de olamaz ki. Son günlerde sıralı veya sırasız birbirini kovalayan ölümler oldu, küskünlüğüm ondan arttı.
İnsanlar bazı şeyleri de yanlış yorumluyorlar. Örneğin, “ Günah çıkartma” terimini